ABD ve Ukrayna arasında doğal kaynakların ortak işletilmesi ve Ukrayna'nın yeniden inşası için Yatırım Fonu kurulmasını öngören anlaşma imzalandı. Anlaşmaya ABD maliye bakanı Scott Bessent ile Ukrayna ekonomi bakanı Yuliya Sviridenko imza attılar.
Anlaşmanın temel şartlarına göre, ABD-Ukrayna Yatırım Fonu kurulacak ve bu fon 10 yıl boyunca Ukrayna'da kalkınmaya yönelik yatırımlar gerçekleştirecek. Fonun yönetimi ve finansmanı yüzde 50 oranında taraflar arasında paylaşılacak. Ukrayna yeraltı kaynakları, altyapı ve varlıklar üzerindeki kontrolü koruyacak, kaynaklar sadece yeni verilecek lisanslarla sağlanacak. Anlaşma "tam ortaklık" ilkesi temelinde kurulmuş olup Avrupa Birliği'ne üyelik sürecine hiçbir engel oluşturmayacak.
Genel olarak, sözleşme 57 tür faydalı madeni - uranyum, petrol, krom, kobalt, platin vb. çıkarılmasını kapsıyor. Belge alüminyum ve kromun yanı sıra bakır, berilyum, çinko, titanyum, kalay, lityum ve onlarca diğer metalin çıkarılmasını içeriyor. Faydalı madenlerin listesi yalnızca her iki tarafın onayıyla genişletilebilir. Peki bu anlaşmanın taraflar için hangi olumlu veya olumsuz yönleri var? Anlaşma savaşın gidişatını nasıl etkileyecek?
Ukraynalı siyaset bilimci Aleksandr Kovalenko konuyla ilgili Oxu.Az'ın sorularını yanıtladı:

- Amerika Birleşik Devletleri ile Ukrayna arasında imzalanan anlaşma Washington-Kiev ilişkilerini veya Donald Trump-Volodimir Zelenski ilişkilerini nasıl etkileyecek?
- Mineraller üzerine anlaşma, belki de Ukrayna ile Donald Trump yönetimi, tam olarak Amerika Birleşik Devletleri değil, Donald Trump yönetimi arasındaki ilişkilerde bir sıçramadır. Çünkü iktidarda kimin olduğundan bağımsız olarak, bizim ABD ile ilişkilerimiz tarihsel olarak çok iyi olmuştur. Yani ABD'nin önceki yönetimleri her zaman Ukrayna'ya yeterince açık ve sadık olmuşlardır. Donald Trump'ın ise kendi bakış açısı var. O hem birinci hem de ikinci başkanlık döneminde kendine özgü duruşuyla öne çıktı. Bu nedenle, onunla temas kurmak için yeni yöntemler arıyorduk.
- Peki anlaşma Ukrayna'nın güvenliği için ne kadar önemli? Çünkü anlaşmaya varmak için taraflar arasında, özellikle de güvenlik konularında uzlaşmak mümkün olmuyordu.
- Belirtmek gerekir ki, Ukrayna'ya yatırım yapmak, ABD sermayesi çekmek ve yatırımlarımızı korumak için yapılan anlaşma öncelikle ABD'nin ilgi alanında olmalıdır. Bu ilgi ise Ukrayna için de avantajlıdır. Çünkü her yatırım ABD için bir hazine olduğundan hemen onun güvenlik bölgesine dönüşür. Bu da Rusya'nın bu kaynaklara ve bulundukları bölgelere göz dikme imkanını sınırlandırır. Çünkü aksi takdirde, bu Washington'un ilgi alanında olan bir bölgeye saldırı anlamına gelir ve doğrudan bir çatışmaya neden olabilir. Bu nedenle bu anlaşma hem ABD'nin ilgi alanında olan kaynakların güvenliğinin sağlanması, hem de Ukrayna'nın gelecekteki gelişimine bir yatırımdır.
- Belgenin imzalanması neden gecikti ve sonunda taraflar neden anlaşmaya vardılar?
- Bu proje Washington için de çok ilginçtir. Görüşmelere eski başkan Joseph Biden döneminde başlansa da, imzalanma süreci tam olarak Donald Trump döneminde gerçekleşti. Sürecin uzamasının nedeni ise yeni yönetimin bu projeye yeni, daha doğrusu kendi pozisyonunu eklemek istemesiydi. Belgenin içeriği, gereklilikleri, şartları, tarafların yükümlülükleri vb. sürekli olarak değişiyordu. Bu nedenle anlaşmanın imzalanmasından sonra da Donald Trump'ın yeni bir bakış açısı ortaya koyabileceğine dair bir belirsizlik vardı. Çünkü onun için herhangi bir belgenin hukuki yönü genellikle temel bir önem taşımaz. Tıpkı Grönland ve Panama'ya yapılan toprak iddiaları gibi. Bu da Ukrayna için bir sorundur. Donald Trump ABD başkanı olduğu sürece, bu anlaşmayı her an görmezden gelebilir ki, bu da bizim için olumsuz bir durumdur.
- O halde etkili ve olumlu olan nedir?
- Donald Trump iktidara geldikten sonra ilk kez Ukrayna'ya askeri yardım konusunda müzakere etme kararı aldı. Bu olumlu bir durumdur. O, yemin etme tarihinden bugüne kadar Kiev lehine tek bir yardım paketi bile imzalamadı. Diğer taraftan, Cumhuriyetçi Parti'den senatör Lindsey Graham, Rusya petrolünün ihracatına ve ithalatına yardım eden ülkelere yüzde 500 gümrük vergisi uygulanabileceğini açıkladı. Bu ülkeler büyük yaptırımlara maruz kalabilir ki, bu da onları Rusya petrolünün yeniden ihracını (ülkeye giren malların başka ülkelere ihraç edilmesi) durdurmaya zorlayacaktır. Belirli bir süre sonra Rusya gazının yeniden ihracı konusunun da gündeme gelebileceğini göz ardı etmiyorum. Eğer bu gerçekleşirse, Rusya Federasyonu'na ekonomik olarak baskı yapmak için iyi bir fırsat, belki de en etkili yaptırımı uygulamak mümkün olabilir. Bu nedenle ilk aşamada Ukrayna için mineral kaynakları ile ilgili anlaşmanın imzalanması olumlu bir durumdur. Umarım olayların gidişatı yakın gelecekte de aynı tempoda devam edecektir.
Merahim Nesib