Çin'in Yunnan vilayetinde bulunan Endemik Hastalıklar Kontrol Enstitüsü araştırmacıları, meyve yarasalarında insan için son derece tehlikeli sayılan Nipah ve Hendra virüslerine genetik olarak yakın iki yeni virüs keşfettiler. Bilim insanları bu virüslerin pandemi potansiyeline sahip olduğunu bildiriyorlar.
Oxu.Az haber veriyor ki, dört yıl süren geniş kapsamlı araştırmanın sonuçları saygın "PLOS Pathogens" bilimsel dergisinde yayımlandı.
Araştırmacılar Yunnan vilayetinin beş bölgesinde 10 farklı türe ait 142 yarasanın böbreklerini analiz ettiler. Yüksek verimli DNA dizilimi belirleme yöntemleriyle yapılan araştırma sonucunda 22 virüs tespit edildi ki, bunlardan 20'si bilim için tamamen yeni.
Özel endişe uyandıran nokta ise bunların içinde Henipavirus cinsine ait iki yeni virüsün olması. Tam da bu virüse ait Nipah ve Hendra virüsleri beyin iltihabı, akciğer enfeksiyonları ve %75'e kadar ölüm riski ile biliniyorlar.
Hatırlatalım ki, 1998-1999 yıllarında Malezya'da meydana gelen Nipah virüsü salgını 100'den fazla insanın ölümüne, ayrıca bir milyon domuzun imha edilmesine neden olmuştu.
Tehlikeyi artıran başka bir faktör ise bu virüslerin meyve bahçeleri ve insan yerleşim yerlerine yakın bölgelerde yaşayan meyve yarasalarında tespit edilmesidir. Virüslerin yarasaların idrarı ile bulaşabilmesi ihtimalini göz önünde bulunduran araştırmacılar, kirlenmiş meyveler aracılığıyla insanlara geçme riskine dikkat çektiler.
Bunun yanı sıra, bilim insanları Klossiella yunnanensis adlı yeni ilkel organizma, ayrıca bunlardan biri Flavobacterium yunnanensis adlandırılan iki yeni bakteri türü de keşfettiler.
"Araştırmamız ilk kez Çin yarasalarının böbreklerinde tespit edilen yeni virüslerin tam genomunu deşifre etmeye olanak sağladı", - diye araştırmanın yazarları belirtiyorlar.
Uzmanlar özellikle vahşi hayvanların insanların yakınında yaşadığı bölgelerde zoonoz tehlikelerinin sürekli izlenmesinin önemini vurguluyorlar. COVID-19 pandemisinin de muhtemelen yarasa kaynaklı olduğu göz önüne alınırsa, bu tür araştırmaların yeni küresel salgınların önlenmesi açısından hayati önem taşıdığı belirtiliyor.