"28 Şubat'ta başlayan ve giderek daha da kızışarak bölgesel boyut kazanan ABD-İsrail ve İran savaşının şimdilik en önemli sonucu İran'ın yüce lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesidir. Askeri operasyonların daha ilk saatlerinde onun "Beyt-e rehberi" adlı ofisine indirilen hava saldırıları birçok yakını ve silah arkadaşıyla birlikte Hamaney'in de hayatına son verdi. Onun öldüğüne dair bilgiler 28 Şubat'ta gün boyunca dolaşsa da, İran yetkilileri her seferinde bunu yalanladılar. Ancak 1 Mart'ta sabahın erken saatlerinde devlet televizyonu Hamaney'in "şehit olduğuna" dair Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi resmi bildirisini yayınladı."
Bu konuda Azad İran YouTube kanalının hazırladığı haberde belirtildi.
Haberde, "Hamaney'in son görüştüğü iki kişiden biri olan Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin yaptığı açıklamaya göre, yüce lider sığınakta gizlenme teklifini reddederek bir bakıma gönüllü olarak "şehit olma" yolunu seçmiş. Ama neden? Oysa daha geçen yıldan ABD ve İsrail'in onu ortadan kaldırma planlarının olduğu herkes tarafından biliniyordu. Her halükârda, taraftarları ve hayranları onun bilinçli bir şekilde İmam Hüseyin yolunu seçtiğine inanıyorlar. Ancak meseleye farklı bir yaklaşım da var.
Nasıl oldu da kadim tarihiyle ve mevcut gücüyle övünen bir devlet kendi başkanını koruyamadı? Düşmanın ne kadar güçlü olduğundan bağımsız olarak, bu devlet adına bir rezalet değil mi? Neredeydi İslam Cumhuriyeti'nin sayısız güç ve güvenlik yapıları? Ama ne kadar garip görünse de, bu soruların muhatabı bizzat Hamaney'in kendisidir. Çünkü 1989'dan itibaren yüce lider makamını elinde tutan, daha önce de sekiz yıl İran cumhurbaşkanı olan Hamaney kelimenin tam anlamıyla mevcut İran rejiminin kurucusudur" diye belirtildi.
Azad İran