Ekonomist Şirin Sarı, petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların altın, gümüş ve enflasyon gibi kritik göstergelere olası etkilerini biçimde değerlendirdi.
Şirin Sarı, katılım sağladığı bir televizyon yayınında petrol piyasasındaki volatilitenin altın, gümüş ve enflasyon gibi temel ekonomik göstergeler üzerindeki muhtemel yansımalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Petrol fiyatlarının tekrar 100 dolar eşiğini aşmasını yorumlayan Sarı, küresel enerji talebinin sürekli olarak yükseldiğine vurgu yaptı. Günümüzdeki enerji tüketiminin geçmiş dönemlerle kıyaslandığında çok daha yüksek düzeylere ulaştığını belirten Sarı, "Aslında bütün konuşmalarımız petrol çevresinde gerçekleşecek. Çünkü o taraftaki hareketlilikler, gelişmeler, beklentiler ve tahminler çok daha önemli. Geçmişteki Körfez Savaşı ya da 1973 petrol kriziyle karşılaştırmalar yapıyoruz ama bugün insanlar çok daha fazla enerji tüketiyor" ifadelerini kullandı.
Stratejik petrol stoklarının kriz dönemlerinde gündeme taşındığını hatırlatan Sarı, "Dünyada günlük yaklaşık 100 milyon varillik petrol tüketimi var. Stratejik rezervlerin ise yaklaşık 4 milyar varil civarında olduğu tahmin ediliyor. Yani ortalama olarak bir, bir buçuk ay dünyayı idame ettirebilecek bir rezervden söz ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Sarı, bu doğrultuda mevcut rezervlerin ancak kısa vadeli bir nefes alma imkânı sunabileceğini, uzun vadede fiyatlar üzerindeki baskıyı gidermesinin oldukça güç olduğunu belirtti.
"Bu sabah Brent petrolde yeniden 100 doların üzerini görüyoruz. Bu da işlerin Amerika'nın istediği gibi gitmediğini gösteriyor. İran'ın hem petrol piyasası hem de Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisi devam ediyor" diyen uzman isim, yaşanan çatışma ortamının öngörülenden çok daha derin boyutlar taşıdığına dikkat çekti.
İran'ın petrol fiyatlarının 150, hatta 200 dolara kadar tırmanabileceğine dair açıklamalarını da ele alan Sarı, "1973 petrol krizinde fiyatlarda yüzde 80-90'a varan artışlar yaşandı. Rusya-Ukrayna savaşında ise petrol 140 dolar bandına kadar yükselmişti. Eğer süreç uzarsa petrolde ciddi hareketler görebiliriz" diyerek tarihsel verilerle karşılaştırma yaptı.
Enerji piyasasındaki dengelerde Çin'in belirleyici bir rol üstlendiğini ifade eden Sarı, "Çin'in günlük yaklaşık 15 milyon varillik petrol ihtiyacı var ve bunun önemli kısmını Suudi Arabistan, Rusya ve Brezilya gibi farklı kaynaklardan karşılayabiliyor. Bu nedenle Hürmüz Boğazı'ndan en az etkilenen ülkelerden biri gibi görünüyor" dedi.
Bununla birlikte petrol fiyatlarındaki artışın Çin ekonomisi üzerinde de dolaylı yoldan baskı oluşturabileceğini sözlerine ekledi.
"Pandemi sonrasında üretimin zaten azaldığı bir dünyada enerji maliyetlerinin artması çok büyük krizlere neden olabilir. Asıl etkiyi finansal piyasalarda görebiliriz. Petrolde, emtialarda ya da borsalarda hiç beklenmeyen spekülatif hareketlerle karşılaşabiliriz" diyen Sarı, finansal piyasalarda ani ve öngörülemeyen fiyat dalgalanmalarına karşı yatırımcıları uyardı.