Türk ekonomisinden yansıyan son veriler, 2026'ya ışık tutacak kritik göstergelere işaret ediyor. Özellikle reel sektörün döviz pozisyonundan tüketici eğilimlerine, kredi büyümesinden bütçe yüküne kadar birçok başlık, ekonominin önümüzdeki yıl hangi zorluklarla karşılaşacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Reel sektörün net döviz pozisyon açığı, 2026'nın en hayati alanlarından biri olarak alarm veriyor.
Oxu.Az'ın Haber Global'den aktardığı habere göre, Mart 2018'de 207 milyar dolar olan açık, Ekim 2023'te 63 milyar dolara kadar gerilemişti. Ancak finansmana erişimde yaşanan darboğazlar nedeniyle tablo dramatik biçimde değişti. Haziran 2025'te açık 185 milyar dolara fırlarken, son verilere göre 182 milyar dolar seviyesinde seyrediyor.
Tüketim tarafında da çarpıcı gelişmeler yaşanıyor. Geçen yıl kasım ayının ilk iki haftasında kart harcamaları 312 ve 323 milyar TL olarak ölçülürken, bu yıl aynı dönemde harcamalar neredeyse %60 artışla 499 ve 498 milyar TL'ye ulaştı. Para politikasına ilişkin beklentiler ise küresel dalgalanmalarla birlikte şekilleniyor. HSBC, 2026 sonunda politika faizini yüzde 25.5 olarak öngörürken, JP Morgan'ın FED'den Aralık ayında 25 baz puan indirim beklentisi ve New York FED Başkanı John Williams'ın açıklamalarıyla bu olasılığın yüzde 80'e yükselmesi, gelişmekte olan piyasalar için umut verici bir gelişme olarak yorumlanıyor.
Dikkat çeken verilerden biri de TÜİK'in yayımladığı son dış ticaret rakamları oldu. Dış ticaret açığı ekimde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27.6 artarak 5 milyar 938 milyon dolardan 7 milyar 580 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde ihracat yüzde 2 artışla 23 milyar 941 milyon dolar, ithalat ise yüzde 7.2 artışla 31 milyar 521 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 79.8'den 76'ya düştü. Ocak-Ekim döneminde ise ihracat yüzde 3.9 artarak 224 milyar 469 milyon dolar, ithalat yüzde 6.1 yükselişle 299 milyar 152 milyon dolar oldu.
İhracatta imalat sanayinin payı yüzde 94.4, tarım, ormancılık ve balıkçılığın payı yüzde 3.3, madencilik ve taş ocakçılığının payı yüzde 1.6 olarak gerçekleşti. İthalatta ise ara mallarının payı yüzde 68.3, sermaye mallarının yüzde 16, tüketim mallarının yüzde 15.5 olarak hesaplandı. Dış ticarette öne çıkan ülkeler de belirgin bir tablo sundu. İhracatta liderliği 2 milyar 3 milyon dolarla Almanya alırken, İngiltere 1 milyar 423 milyon dolar, ABD 1 milyar 409 milyon dolar, Irak 1 milyar 210 milyon dolar ve İtalya 1 milyar 152 milyon dolar ile sıralamayı tamamladı.
İthalatta ise 3 milyar 977 milyon dolarla Çin ilk sırada yer aldı. Çin'in ardından 3 milyar 712 milyon dolarla Rusya, 2 milyar 326 milyon dolarla Almanya, 2 milyar 5 milyon dolarla İsviçre ve 1 milyar 828 milyon dolarla ABD geldi. Bu ülkeler toplam ithalatın yüzde 43.9'unu oluşturdu. Ayrıca Ocak-Ekim döneminde Çin'den yapılan ithalat rekor seviyeye ulaşarak 40 milyar 731 milyon dolara yükseldi. İnsan Kaynakları ve Muhasebe Uzmanı Suat Başkır ise, Türkiye ekonomisinin 2026'ya oldukça yoğun bir veri seti ve karmaşık bir görünümle gireceğini vurgulayarak, "Döviz açığındaki artış, zayıflayan kredi iştahı, baskılanan tüketici varlıkları ve yaklaşan büyük borç ödemeleri, ekonomi yönetiminin temkinli bir strateji izlemesini zorunlu kılıyor" değerlendirmesinde bulundu.