Dünya, yeni bir jeopolitik krizin eşiğinde oldukça zorlu bir dönemden geçiyor. Altın fiyatları yeni bir yön arayışı içindeyken, gümüş yatırımcısının sabrı da tükenme noktasına geldi. Peki Orta Doğu'daki çatışmaların etkileri küresel ölçekte yayılırken, orta gelirli bir yatırımcı varlıklarını nasıl muhafaza edecek? Önümüzdeki günlerde dünyayı bekleyen en büyük risk ne? Ekonomist Bayram Başaran, merak edilen kritik soruları yanıtladı ve tüm yatırımcılar için son derece önemli uyarılarda bulundu.
Savaş sonrasında şekillenecek yeni küresel ekonomik düzende en büyük kırılma hangi alanda yaşanacak?
Bayram Başaran: En büyük kırılma hem jeopolitik hem de ekonomik boyutta olacak. Finansal ağırlık merkezi tamamen doğuya, bilhassa Çin'e doğru kayıyor. Şu anda yaşanan krizler, bilinçli olarak oluşturulan krizler niteliğinde. Batıdaki sermaye büyük oranda doğuya yönelmiş durumda.
Doğu ülkeleri üretim maliyetlerini ciddi biçimde aşağı çekti ve teknolojiye devasa yatırımlar gerçekleştirdi. Çin, teknoloji alanında hem Avrupa'nın hem de Amerika'nın çok önüne geçmiş bulunuyor. Bu durum Batı'nın rekabet gücünü giderek zayıflatıyor. Bugün itibarıyla Batı ekonomilerinin büyük bir bölümü ciddi sıkıntılar yaşıyor ve kısa vadede toparlanmaları kolay görünmüyor.
TÜRKİYE BU SÜREÇTEN NASIL ÇIKACAK?
Ekonomik açıdan bu gelişmelerin Türkiye'ye yansımaları nasıl olur?
Bayram Başaran: Bu tamamen Türkiye'nin yönetim anlayışına bağlı. Türkiye, doğu ile batı arasında son derece stratejik bir coğrafi konuma sahip. Avrupa Birliği'nin üzerinde çalıştığı bir düzenleme bulunuyor: Türk ürünlerinin en az yüzde 70'i Türkiye'de üretilmişse "Made in Europe" yani Avrupa malı olarak kabul edilmesi gündemde.
Bu yasa hayata geçerse Türkiye açısından çok büyük bir fırsat penceresi açılır. Doğru ekonomik politikalar izlendiğinde hem yabancı sermaye akışı hızlanır hem de ekonomi çok hızlı bir büyüme ivmesi kazanabilir. Türkiye bu sayede Çin'e alternatif bir üretim üssü konumuna yükselebilir; adeta küçük bir Çin haline gelebilir.
Petrol ve doğal gaz fiyatlarında kalıcı bir artış öngörüyor musunuz?
Bayram Başaran: Petrol fiyatlarının eski seviyelerine geri dönmesi kolay değil. Çünkü petrol yalnızca bir yakıt kaynağı değildir. Asıl kullanım alanı sanayi sektörüdür. Küresel endüstrinin çok büyük bir kısmı petrole bağımlıdır.
Petrol; yakıt ve sanayi (nafta) olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır ve sanayi kısmı 2000'den fazla farklı ürüne dönüştürülür. Telefonlardan kalemlere, gıda ürünlerinden kozmetik malzemelerine kadar pek çok ürünün bileşiminde petrol türevleri yer alır.
Talep son derece yüksek olduğundan petrol fiyatlarındaki yükseliş baskısı sürecektir. Küresel gerilimler de bu baskıyı daha da artırıyor. 120-130 dolar seviyeleri gündeme geliyor. Sonrasında 90-100 dolar bandına bir geri çekilme mümkün olabilir ancak bu bile oldukça yüksek bir fiyat düzeyini ifade ediyor.
ABD'NİN GÜNLÜK SAVAŞ MALİYETİ YAKLAŞIK 1 MİLYAR DOLAR
Bu gerilimin ne kadar süreceğini öngörüyorsunuz?
Bayram Başaran: Başlangıçta kısa süreceği ifade edildi. Önce 4 gün denildi, ardından 4 hafta, şu anda ise 8 hafta konuşuluyor. Kara harekatının devreye girmesiyle birlikte sürecin daha da uzama ihtimali bulunuyor.
ABD'nin günlük savaş maliyetinin yaklaşık 1 milyar dolar düzeyinde olduğu belirtiliyor. Bu son derece büyük bir rakam. ABD'nin halihazırda yaklaşık 39 trilyon dolarlık bir borç yükü var ve bu borcu çevirmekte ciddi güçlükler yaşıyor.
Geçmişte ABD'nin borcunu en fazla finanse eden ülkelerin başında Çin geliyordu. Çin, portföyündeki ABD tahvillerini önemli ölçüde azaltarak 3,2 trilyon dolardan yaklaşık 635 milyar dolara indirdi. Japonya da elindeki tahvillerin bir kısmını satma niyetinde. Bu gelişmeler ABD'nin yeni borçlanma maliyetlerini yukarı çekiyor.
Bu koşullar altında ABD'nin uzun süreli bir savaşın mali yükünü taşıması güç görünüyor. Bu sebeple bir noktada barış masasına oturulması zorunlu hale gelebilir.
İran'ın savaş maliyeti nasıl finanse ediliyor?
Bayram Başaran: İran söz konusu olduğunda maliyet hesabı farklı bir boyut kazanıyor. Çünkü İran toprak bütünlüğünü ve varlığını korumak amacıyla mücadele ediyor. Ayrıca arkasında iki güçlü destek var: Çin ve Rusya.
Çin, İran'dan önemli miktarda petrol temin ediyor ve enerji güvenliği perspektifinden İran'ı kaybetmek istemiyor. Çin'in kullandığı petrolün ciddi bir bölümü Basra Körfezi'nden sağlanıyor ve bunun yaklaşık yüzde 38'i İran kaynaklı. Bu nedenle hem Çin hem de Rusya İran'a çeşitli şekillerde destek sağlıyor.
Savaş koşullarında Türkiye'deki yatırımcılar birikimlerini nasıl koruyacak? Orta gelirli bir yatırımcı bu dönemde nasıl bir strateji izlemeli?
Bayram Başaran: Eğer bir kişinin konut alacak düzeyde birikimi varsa şu an gayrimenkul almak mantıklı bir tercih olabilir. Çünkü birçok bölgede konut fiyatları üretim maliyetinin altına gerilemiş durumda.
Konut almaya yeterli bütçesi olmayanlar için ise altın ve gümüş önemli yatırım alternatifleri olarak öne çıkıyor. Uzun vadede altın ve gümüş talebinin artacağını değerlendiriyorum. Özellikle gümüşün sanayide yoğun biçimde kullanılması, talep artışını destekliyor.
Küresel gelişmelere ve mevcut konjonktüre bakıldığında artık altın fiyatlarının 5.100 doların altına gerilemesi pek olası görünmüyor. Piyasada son derece büyük çaplı manipülasyonlar yaşanıyor. Bu manipülasyonlar nedeniyle piyasadan toplam 3,2 trilyon dolar buharlaştı.
Önümüzdeki yaklaşık 10 yıllık dönemde altın ve gümüşte önemli bir yükseliş potansiyeli olduğunu görüyorum.
GELECEĞİN EN KRİTİK ALANI: GIDA
Bir diğer kritik konu ise gıda meselesi. Önümüzdeki süreçte dünya genelinde gıda arzında ciddi sorunlar yaşanması olasılığı yüksek. Bu nedenle tarım ve gıda üretimi çok daha stratejik bir değer kazanacak. Önümüzdeki dönemde gıda alanında çok büyük kıtlıklar gündeme gelebilir.
Türkiye'de tarım sektörü geçen yıl yüzde 8,8 oranında büyüme kaydetti. Tarla ve tarım arazilerinin değerinin de artması bekleniyor. Gıda üretimine yönelik yatırım yapanların kazanç elde etme olasılığı oldukça yüksek görünüyor.
TGRT Haber