Almanya'dan tatil amacıyla geldikleri İstanbul'da 'zehirlenme' şüphesiyle hastaneye kaldırılan ve ardından yaşamını yitiren Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ve baba Servet Böcek'in vefatına ilişkin açılan davada 5'i tutuklu toplam 6 sanık hakim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti, resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti'nin tahliyesine karar verirken, diğer sanıkların tutukluluk durumlarının sürdürülmesine hükmederek duruşmayı 26 Haziran tarihine erteledi.
Almanya'dan 9 Kasım 2025 tarihinde İstanbul'a gelen ve 13 Kasım 2025'te 'zehirlenme' şüphesiyle hastanede tedaviye alınan, akabinde hayatını kaybeden Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ve baba Servet Böcek'in ölümüyle ilgili açılan dava İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmada, otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak ile DSS İlaçlama firmasının sahibi şüpheli Serkan Kışı'nın da aralarında yer aldığı 6 sanık savunmalarını sundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheliler Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud Din Chishti'nin 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek' suçundan 2 yıl 8 ay ile 22,5 yıl arasında hapis cezasıyla ayrı ayrı cezalandırılmaları talep edildi. Rustemsha Batyrov için ise 'taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis istemi yöneltildi.
Duruşma saat 11.00 civarında kimlik tespiti işlemiyle başladı. Sanıklardan 4'ü duruşma salonunda bizzat hazır bulunurken, diğer sanıklar Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılım sağladı. Duruşmaya ayrıca müşteki ve sanık avukatları ile çok sayıda izleyici de iştirak etti.
Otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak, savunmasında şunları söyledi: "Sayın heyet, benim canım feda olsaydı da onların saçlarının teline zarar gelmeseydi, keşke otelim, malım mülküm yansaydı da bu aile hayatta kalsaydı. Bugüne dek pek çok şey söylendi. Ben uzun yıllardır otelcilik ve garsonluk yapıyorum. Olayın meydana geldiği dönemde bacağımda oluşan bir yara sebebiyle tedavi sürecine girmiştim ve otele sık sık uğrayamıyordum. Halil Duran beni arayarak 101 numaralı odada haşere şikayeti olduğunu ve nasıl hareket etmemiz gerektiğini sordu. Ben de 'İlaçlama firmasını arayın' dedim. Bildiğim kadarıyla firma birkaç gün sonra gelip ilaçlama gerçekleştirdi ve biz söz konusu odayı 2 gün süresince kapalı tuttuk. O firmayı tercih etmemizin sebebi Google puanı ve web sitelerinde yer alan referans otellerdi. 101 numaralı odada gerçekleştirilen ilaçlamanın 202 numaralı odayı etkilemesi mümkün değildir. Zira iki oda arasında herhangi bir havalandırma bağlantısı bulunmuyordu. Daha önce de ilaçlama yaptırdık ancak hiç kimse bundan zarar görmedi. Ölümlerin ilaçlamayla bağlantılı olduğuna inanmıyorum. İlaçlamayı zaten bizzat ben yapmadım. Otelde yapılan incelemelerde bile ilaçlama şirketinin sertifikasının bulunup bulunmadığını tarım ve ilçe ekipleri dahi tespit edemedi, ben nasıl bilebilirim ki. Ben 5 aydır işlemediğim bir suçtan ötürü tutuklu bulunuyorum. Sağlık sorunlarım nedeniyle tahliyemi talep ediyorum."
Resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti ise savunmasında şu ifadeleri kullandı: "Sabah otele çalışmak üzere geldim. 101 numaralı odanın kapısı ilaçlama nedeniyle kapalı durumdaydı. Servet Böcek ve Çiğdem Böcek, çocuklarının yedikleri bir şeyden dolayı kustuklarını bildirdi ve odanın temizlenmesini talep etti, biz de temizliği yaptık. Gece saat 00.00 sularında otelde kusma kokusu hissediliyordu. Gece 01.00'de acıktığım için dışarı yemek yemeye çıktım. Otelin kapısını kilitledim ve çıkarken anahtarı cama yapıştırdım. Yemekten dönerken otelin önünde ambulans gördüm. Kapıyı açtım ve aileye yardımcı olmaya çalıştım. Bu olay sebebiyle çok üzüntülüyüm. İlaçlama işleminden benim haberim yoktu."
İlaçlama firmasının sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı savunmasında şunları aktardı: "2019 yılında şirket adına sertifika almak amacıyla başvuruda bulunduk. Akabinde pandemi süreci başladı ve sertifika alamadık. Bu firmayı Sinan ile birlikte kurduk. İlaçların isimleri mevcut. Hangi ilacın neye faydalı olduğunu ustalar bilir. Ben ilaç satın almam; ayarladığım ustalara parayı veririm, ilacı onlar temin eder. Benim ilaçlama işinin teknik boyutuyla ilgili herhangi bir bilgim bulunmamaktadır. Ben yalnızca firma sahibiyim. İşlemlere dair detaylı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 aylık bir eğitim aldığımızdır, hepsi bu. Biz çalışanlara herhangi bir eğitim vermedik. Şirketim temizlik şirketi olarak kayıtlıydı, ilaçlama şirketi olarak değildi sanırım, tam olarak hatırlayamıyorum. Çalışanlarıma sadece dikkatli olmalarını söylüyorum. Benim ilaçlarım insan öldürmez. Son derece üzgünüm, vicdan azabı çekiyorum."
Mahkeme Başkanı'ndan uyarı
Bu ifadeler üzerine Mahkeme Başkanı, "Bak hiçbir tedbir almamışsın. Bilmiyorsun, bari bilen birini al; onu da yapmıyorsun. İş yaptığın kişiler hiçbir şey bilmiyor. Çarşambanın gelişi perşembeden belli olur" diye sanığı uyardı. Ardından savunma yapan ilaçlama firması sahibinin oğlu tutuklu sanık Serkan Kışı ise, "Ben ilaçlama firmasından önce İBB iştiraki İGDAŞ'ta görev yapıyordum. Çocuğum yeni dünyaya geldiği için işten ayrılmak durumunda kaldım. 5-6 ay sonra babamın yanına gittim, işlerde yardımcı olmak amacıyla. Firmada herhangi bir yetkim yoktur" dedi.
İlaçlama uygulamasını bizzat gerçekleştiren tutuklu sanık Doğan Caferoğlu ise savunmasında şunları anlattı: "Serkan ve Zeki'yi mahallemizden tanıyorum. Kızım doğduktan sonra hem eşim hem ben işten çıkarıldık ve maddi açıdan oldukça zor bir döneme girdik. Serkan bana mesaj göndererek 'Boşta kaldıysan yanımıza gel, sonra başka iş bulursan gidersin' dedi. İlk birkaç hafta diğer firmalardan yanıt bekledim, ancak herhangi bir dönüş olmayınca teklifi kabul etmek zorunda kaldım. Kısa bir görüşmemiz oldu. Serkan bana ilaçlama konusunda, 'Biz temizlik firmasıyız, sen de temizlik personeli olarak kaydedileceksin' dedi. Gerekli bilgileri bana sözlü olarak aktardı ve Ağustos ayının başından itibaren tek başıma sahaya çıkmaya başladım. Şirketin tüm iş akışı WhatsApp üzerinden yürütülüyordu. Randevu, hesap ve uygulama olmak üzere 3 ayrı grup mevcuttu. Randevular Serkan olarak kaydettiğim numaradan iletiliyordu. Ardından ne yazık ki bu trajik olay yaşandı ve biz 11 Kasım'da otele gittik. Resepsiyonda yaklaşık 20 dakika uygulama yaptık. Eyüp adında birisi vardı, ona sordum, 101 numaralı odayı gösterdi. Biz o odada 2 farklı uygulama gerçekleştirdik; ilacı suyla seyreltip püskürttüm, ardından bir tabağa plastik jel koyarak odaya bıraktım. İşlem tamamlandıktan sonra otelden ayrıldım."
Duruşmada tüm sanıkların savunmaları tamamlanmasının ardından 45 dakikalık bir ara verildi. Aranın akabinde mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Kararda, resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti'nin tahliyesine hükmedilirken, diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Duruşma, eksik hususların tamamlanması amacıyla 26 Haziran Cuma günü saat 10.30'a ertelendi.
DHA