Ankara'daki araç muayene istasyonunda çıkan tartışmada darp edilen ve beyin kanaması geçirerek hayatını kaybeden polis memuru Melih Okan Keskin'in eşi Emel Keskin, olayla ilgili gözyaşlarıyla tepki gösterdi. Eşinin beyninde 7 milimetrelik kayma olduğunu belirten acılı eş, "Hayallerimiz yarım kaldı, 2 çocuğum babasız kaldı. Eşim bir yumrukla hayatını kaybedecek biri değildi. Nasıl bir düşmanlık, nasıl bir hırs bu? Olayın detaylarının aydınlatılmasını istiyorum" dedi.
Daha önce "30'a yakın kişi bir araya gelerek eşimi darp etmiş. Eşim daha sonra sağlık ekiplerini aramak için dışarı çıkmış. O esnada da biri üzerine araba sürmüş ve ayağını ezmiş" şeklinde açıklamalarda bulunan Emel Keskin, şu ifadeleri kullandı:
"Eşim araç muayenesi için istasyona gitmiş. Görevliler aracının park lambasının çalışmadığını söylemiş. Eşim kontrol etmiş ve herhangi bir sorun bulmamış. Ancak görevliler alay eder tarzda "Yarın tekrar gel" demiş. Eşim, yetkili biriyle görüşmek istemiş. Bu sırada laf atma olayı yaşanmış ve yaklaşık 30 kişi bir araya gelerek eşimi darp etmeye başlamış. Eşimin sağlık ekiplerini aramaya çalıştığı sırada, biri üzerine araba sürmüş ve ayağını ezmiş. Sonrasında da araçtan inerek saldırıya geçilmiş. Aynı kalabalık daha sonra yeniden eşimi darp etmiş."
Olayla ilgili TÜVTÜRK'ten de açıklama yapılmıştı. Kurum, "İsmine karıştığı tespit edilen diğer çalışanların iş akdi feshedilmiştir. Soruşturma makamlarına her türlü bilgi ve belge iletilmiş olup, yargıya intikal eden olayla ilgili destek sağlanacaktır" ifadelerini kullanmıştı.
Melih Okan Keskin, 2 Şubat günü Yenimahalle'deki araç muayene istasyonunda, aracının park lambası çalışmadığı gerekçesiyle muayeneden geçememişti. Otomobilini kontrol eden Keskin, arızayı fark edememişti. Tartışma büyüyerek kavgaya dönüşmüş ve Keskin, darp edildikten sonra rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Beyninde kayma ve kanama tespit edilen Keskin, ameliyat sonrası tekrar fenalaşmış ve 5 Şubat'ta hayatını kaybetmişti. Olayla ilgili soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden S.A. ve M.Y. tutuklanırken, Y.K. ise adli kontrolle serbest bırakılmıştı.