İnsanlık tarihinin en gizemli ve önemli arkeolojik keşiflerinden biri olan Göbeklitepe'de heyecan verici gelişmeler yaşanıyor. Son kazılarda yürütülen yer altı araştırmaları, bilinen anıt yapıların yanı sıra günlük yaşama dair ipuçları sunan dörtgen planlı ev yapılarının izlerini ortaya çıkardı. Bu çarpıcı keşif, Göbeklitepe'nin sadece bir tapınak alanı değil, aynı zamanda bir yaşam merkezi olabileceğini gösteriyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul ve Avusturya Arkeoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Barbara Horejs, bulgular hakkında heyecan verici bilgiler paylaştı.
Oxu.Az'ın Anadolu Ajansı'ndan aktardığı habere göre, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Taş Tepeler Projesi, uluslararası bir iş birliği örneği sergiliyor. İstanbul Üniversitesi öncülüğünde, Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Berlin Freie Üniversitesinden uzmanlar da projeye değerli katkılar sunuyor.
Uzmanlar alanda en son teknolojik imkanları kullanarak jeomanyetik, jeoradar ve lidar ölçümleri gerçekleştirdi. Bu ileri teknoloji taramalar sonucunda, toprağın altında gizlenmiş yapıların izlerine ulaşıldı.
Göbeklitepe'nin simgesi haline gelen yuvarlak planlı anıtsal yapıların yanında, şimdi de dörtgen planlı yapılar keşfedildi. Uzmanlar, bu yapıların antik insanların günlük yaşamlarını sürdürdükleri evler olabileceğini değerlendiriyor.
Araştırma ekibi ayrıca höyüğün tam boyutunu ve sınırlarını belirlemek için detaylı ölçümler yapmaya devam ediyor.
Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, Göbeklitepe araştırmalarında yeni bir döneme girildiğini belirterek, özellikle henüz kazılmamış alanlardaki belgeleme çalışmalarına ağırlık verdiklerini vurguladı.
Uluslararası iş birliklerinin genişlediğine dikkat çeken Karul, Avusturya Arkeoloji Enstitüsü'nün gerçekleştirdiği jeoarkeolojik çalışmaların gelecekteki kazı stratejilerine önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Kısa sürede elde edilen çarpıcı sonuçlardan duyduğu memnuniyeti dile getiren Karul, şu açıklamalarda bulundu:
"Bugüne kadar Göbeklitepe'de sekiz anıtsal yapı açığa çıkarıldı. Yine jeomanyetik ölçümlerle varlığından haberdar olduğumuz alanlar vardı. Biliyorsunuz, bu yılın başında höyüğün neredeyse tamamını kaplayan zeytin ağaçlarını taşımıştık. Bu sayede hem ölçüm yapma olanağı bulduk hem de ileriki yıllar için kazı hazırlığı yapmış olduk. İlk sonuçlarda, Göbeklitepe'den bildiğimiz büyük anıtsal yapıların benzerlerinin yanı sıra daha önce çok az bildiğimiz konut niteliğinde olabilecek dörtgen planlı yapıların varlığını tespit ettik. Bu yapılar özellikle höyüğün, yani kazısı yapılmış alanların doğu ve güney bölgelerinde yoğunlaşıyor."
Karul, yapılan çalışmaların höyüğün sınırlarını belirlemeye yönelik strateji oluşturulmasını sağladığını belirterek, "Bu sayede ileriki yılları daha iyi planlayabiliriz. Sadece birkaç haftalık bir çalışmada bile büyük anıtsal bina ve kamusal yapıların yanı sıra konutların varlığını, yerlerini ve yoğunluklarını tespit etmiş olduk," dedi.
Göbeklitepe'deki jeoarkeolojik araştırmaları yöneten Avusturya Arkeoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Barbara Horejs, yapılan ölçümlerle çok sayıda yeni yapının izine ulaştıklarını vurguladı. Horejs, "Çalışmalarda büyük bir bina ve çok sayıda konut yapısı tespit ettik. Bulgular oldukça heyecan verici. Projeye gelecek yıl da devam edeceğiz," ifadelerini kullandı.