Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı askeri saldırısı sonucunda barış ve insanlık karşıtı suçlar, savaş suçları, ayrıca saldırgan savaşın hazırlanması ve yürütülmesi, soykırım, savaş kanunlarını ve kurallarını ihlal etme, terör eylemleri, terörün finansmanı, zorla iktidarı ele geçirme, zorla iktidarda kalma ve diğer çok sayıda suçları işlemekle suçlanan Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşları Arayik Harutyunyan, Arkadi Gukasyan, Bako Saakyan, Davit İşhanyan, David Babayan, Levon Mnatsakanyan ve diğerlerinin hakkındaki ceza davalarına ilişkin açık mahkeme duruşması 1 Mayıs'ta devam etti.
Oxu.Az'ın haberine göre, Bakü Askeri Mahkemesi'nde hakimler Zeynal Ağayev başkanlığında, Camal Ramazanov ve Anar Rzayev'den oluşan heyet (Yedek Hakim Günel Semedova) tarafından gerçekleştirilen mahkeme oturumunda sanıkların her biri bildikleri dilde tercüman ve savunmaları için avukatlarla temin edildi.
Oturumda sanıklar, onların savunucuları, mağdurların bir kısmı, onların yasal varisleri ve temsilcileri, ayrıca devlet suçlamasını savunan savcılar katıldı.
Öncelikle Hakim Zeynal Ağayev mahkemede İngilizce materyalin incelenmesiyle ilgili olarak süreçte İngilizce tercüman olarak görev yapacak Zeynep Salamova'yı tanıttı.
Hakim, sürece ilk kez katılan mağdurlara mahkeme heyetini, tercümanları vb. tanıttı, ayrıca onların yasalarca öngörülen haklarını ve görevlerini açıkladı.
Duruşmada sanık Arkadi Gukasyan'ın Şuşa'nın işgalinden hemen sonra orada bulunduğunu gösteren video materyal gösterildi.
Video materyalin incelenmesi sırasında Başsavcı Özel Görevler Yardımcısı Tugay Rahimli, görüntülerin Şuşa'nın işgalinden hemen sonra çekildiğini belirterek Gukasyan'a sorular yöneltti.
Sanık, sorulara cevabında video karelerde kendisiyle birlikte Şuşa'da bulunan kişilerin isimlerini sıraladı: "Ortada sivil giyimli olan şoför. Benim arkamda takım elbiseli olan Oleg İsayan'dır. Arka planda Armen İsagulov'u tanıdım. İkincisi Zori Balayan'dır. Sivil giyimli olan kişi Vasili Atacanyan'dır. Şimdi şoförün yerine Piskopos Pargev yaklaştı... Diğerlerini tanımıyorum. Görünüşe göre, sadece askerlerdir."
Ardından sanık Davit İşhanyan'ın Şuşa'nın işgalini engellemeye çalışan Azerbaycan askerlerinin yolunu kapatması hakkında video materyal gösterildi.
Videomateryalde, Azerbaycan askerlerinin Şuşa'nın işgalini önlemek amacıyla Hocavend yönünde ilerlemelerini durdurmak için İşhanyan ve ekibinin Monte Melkonyan'ın emriyle yolu kapattıkları belirtiliyor.
Video görüntülerinde, 15 Mayıs 1992'de ekip komutanı Armen Avokyan'ın çatışma sırasında öldüğü ve yerine Davit İşhanyan'ın atandığı bildiriliyor.
Sanık İşhanyan, İddia Makamı Savcısı Vüsal Abdullayev'in sorularına cevabında videomateryaldeki gerçeklerin doğru olmadığını, bunun propaganda amacıyla çekildiğini iddia etti. O, gösterilen video materyalin 2020'nin başlarında Azerbaycan'ın bir zamanlar işgal altında olan topraklarında sözde rejimin "parlamento ve başkanlık seçimleri" öncesinde çekildiğini söyledi. "Bunun amacı propagandaydı. O dönemde bastonla yürüyordum. İstesem bile, fiziksel olarak orada bulunamazdım," diye ekledi.
Mahkemede sanık Arayik Harutyunyan'ın röportajının yer aldığı video materyalinden kareler de gösterildi ve incelendi. Harutyunyan filmde Ermeni takım komutanlarından birinin Kerkicahan, Malıbeyli ve diğer çatışmalara katılımından bahsediyor.
Harutyunyan İddia Makamı Savcılarının sorularını yanıtlarken, bu çatışmalara katılmadığını, bahsedilen çatışmalar sırasında Erivan'da Tarım Enstitüsü'nde yüksek eğitim gördüğünü iddia etti. 2020'de sözde rejimde "aday" olduğunda savaş sırasındaki "hizmetlerinin" şüphe altına alınmaması için böyle konuştuğunu belirtti. Harutyunyan şöyle dedi: "Kendime belge hazırlarken, sözde savaş operasyonlarına katıldığımı söylemeleri için tanıklar çağırmıştım. Orada o dönemdeki hizmetim yansıtılmalıydı. Onlar orada benim katılımıma şahit olduklarına dair bilgi vermeliydi. Ben genel olarak bu bilgileri (çatışmalarla ilgili - ed.) arkadaşlardan aldım ve güya Eylül'den itibaren onlarla hizmet ettim. Ayrıntılar hakkında kardeşimin günlüğünden bilgi sahibiyim. Bunlar olmasaydı, 2020 'seçimleri' sırasında o dönemdeki hizmetim şüphe altına alınırdı. Benim çatışmalara katıldığımı göstermek için bir şeyler çekilmeli ve alınmalıydı. Ancak gerçek şu ki, o zamanlar öğrenciydim."
Kendi avukatının sorusunu yanıtlarken ise Karabağ'a kalıcı olarak 1993 yılı Ağustos sonu-Eylül başında taşındığını söyledi.
Arayik Harutyunyan savcıların sorularını yanıtlarken, Şuşa'nın işgali operasyonunu yöneten kişilerin Laçin ilinin işgaline de katıldıklarını belirtti.
Önceki mahkeme oturumunda gösterilen video materyaline atıfta bulunarak, Şuşa'nın işgalini yöneten kişilerden (Samvel Babayan, Seyran Ohanyan, Valeri Çitçyan, Arkadi Karapetyan vb.) Valeri Çitçyan hariç diğerleriyle tanıştığını söyledi.
"Filmde ne söyleniyorsa, gerçeğe uygundur. Onlar sadece Şuşa operasyonunda değil, Laçin operasyonunda da yer aldılar. Şunu belirtmek isterim ki, Şuşa operasyonu ilk birleşik operasyondu. Operasyonu birkaç gün daha - 17 Mayıs'tan 19 Mayıs'a kadar sürdürdüler.
Harutyunyan, Zori Balayan'ın sık sık Karabağ'a geldiğini ve tüm yönetici kişilerle görüştüğünü de belirtti.
Mahkemede, Karadağlı köyünün işgaline kadar meydana gelen bir dizi suç olayı, bunlar arasında Karadağlı'da Azerbaycan helikopterinin düşürülmesiyle ilgili belgeler gösterildi ve incelendi.
Bu suçlara 1989, 1990 ve 1991 yıllarında Karadağlı köyüne Ermeniler tarafından yapılan çeşitli saldırılar, Azerbaycanlı halkın katledilmesi, cesetlerin yakılması, onlara zarar verilmesi, köyün yağmalanması, sakinlerin hayvanlarının götürülmesi vb. dahildir. Ayrıca Azerbaycanlıların bulunduğu yolcu otobüslerinin defalarca ateşe tutulması sonucunda ölü ve yaralıların olması gerçekleriyle ilgili belgeler gösterildi.
Mahkemede 1991 yılı Kasım ayının 20'sinde Karakend'de helikopterin vurulması olayıyla ilgili tutanaklar da incelendi. Belirtildiğine göre, olay sırasında helikopterde bulunan 22 kişinin tamamı hayatını kaybetti. Olaya göre, aynı gün Hankendi Askeri Savcılığında ceza davası başlatılarak soruşturma yürütüldü. Olay yerinde yapılan incelemede Muhammed Esedov, İsmet Gayıbov, İgor Plavskin, Nikolay Jinkin'in görev silahları ve kameraman Fahreddin Şahbazov'un kullanımında olan Panasonic 450 AJ marka video kamera bulunamamıştır.
Mahkemede Monte Melkonyan'ın kardeşi Markar Melkonyan'ın "Kardeşimin Yolu" adlı kitabından bir bölüm okundu. Bu bölümde şöyle deniyor: "Öğleden sonra saat 5'e kadar askeri birlikler askeri hedeflerine ulaşmışlardı. O gün Ermeniler tarafından bir savaşçı öldürülmüştü. Azerbaycanlılardan ise iki kişi hayatını kaybetmiş ve 48 kişi esir alınarak kamyona yüklenmişti."
Kitapta, ayrıca "Şram Edo" olarak tanıtılan Ermeni askerin birkaç yaralı Azerbaycanlı askerin üzerine benzin döküp onları diri diri yakmasından da bahsediliyor. Kitapta şöyle deniyor: "Monte köyün kenarında bulunan hendeğe geldiğinde orası artık et parçaları olan bir kasap dükkanına dönüşmüştü."
Daha sonra mahkemede bu olayların canlı tanıkları - mağdur kişiler ifade verip, kendilerine yöneltilen soruları yanıtladılar.
Mağdur Seyyur Nağıyev ifadesinde Karadağlı köyünde dünyaya geldiğini, bu köyün sakini olduğunu, sanıklardan Davit İşhanyan'ı tanıdığını belirterek şöyle dedi: "Bizim komşu köydendir."
Nağıyev, Ermeni askerlerin 1992 yılında Karadağlı'yı işgal edene kadar sürekli olarak köye saldırdıklarını, sivil insanları öldürdüklerini, evlerini yaktıklarını, hayvanlarını yağmaladıklarını belirtti. 1992 yılı Şubat ayının 15'inden 17'sine kadar Karadağlı'ya tüm yönlerden saldırı olduğunu, köyün kuşatıldığını söyledi. Saldırı operasyonunda paralı askerlerin de yer aldığını belirtti. Mağdur, Başsavcılığın Devlet Davalarının Savunması Dairesinin Şube Başkanı Nesir Bayramov'un sorusuna cevabında, Ermeni askerlerin köy sakinlerine saldırısının 1989 yılından başladığını söyledi.
Karadağlı'nın işgali sırasında sevdiklerinin, kardeşinin, amcasının ve amcasının üç oğlunun öldürüldüğünü söyledi ve onların isimlerini saydı: "Eldar İsa oğlu Dadaşov, Aftandil Hanlar oğlu Nağıyev, Uğur Eldar oğlu Dadaşov, Mikayıl İslam oğlu Dadaşov, Manaf İslam oğlu Dadaşov. İki eniştemiz, amcamın enişteleri... Aslında, Karadağlı'da öldürülenlerin hepsi akrabaydı. Onların bazılarının kaderi hala belirsizdir."
Mağdur, köy işgal edildiğinde kendisinin de diğer sakinler gibi rehin alınarak Hankendi'ye götürüldüğünü söyledi: "Soğuk, dondurucu havada rehinelere korkunç işkenceler yapılıyordu," diye hatırladı.
Bir süre rehin tutulduktan sonra Allahverdi Bağırov'un aracılığıyla Azerbaycan tarafına teslim edildiğini belirtti.
Nağıyev, köye yapılan saldırılar sırasında Ermeni askerlerini "Arabo" taburunun komutanı Manvel Yegiazaryan'ın yönettiğini vurguladı.
Bu sırada savcının önerisiyle mahkemede Manvel Yegiazaryan'ın fotoğrafı gösterildi.
Nağıyev fotoğraftaki kişiyi tanıdığını, onun Manvel Yegiazaryan olduğunu söyledi.
Mağdur Karadağlı sakini Vidadi Hüseynov olayların 1988 yılından başladığını, sürekli olarak Azerbaycanlılara saldırılar yapıldığını belirtti. Azerbaycanlıların öldürüldüğünü söyledi. "Otobüslere saldırıp sivil insanları ateşe tutuyorlardı. Sivil sakinleri diri diri yakıp hayvanlarını yağmalıyorlardı. Azerbaycanlıları ağaca bağlayıp kurşunluyorlardı," diye ekledi.
Onun sözlerine göre, 1992 yılının Şubat ayında Karadağlı'ya dört taraftan saldırı oldu. Mağdur, saldırı sırasında köyde 118 sivil Azerbaycanlının, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar dahil olmak üzere bulunduğunu söyledi. Bu sivillere karşı 400-500 silahlı Ermeni saldırdı. Saldıranların bir kısmı Ermenistan'dan gelen savaşçılar, bir kısmı ise paralı askerlerdi. Şubat ayının 17'sinde köy işgal edildi.
Mağdur İlgar Hüseynov, işgal sırasında rehin alındıktan sonra kamyonlarla götürüldüklerini, "Beylik Bağı" adı verilen yerde 33 kişinin kurşunlandığını belirterek şöyle dedi: "O yerde durdurdular, orada 33 kişiyi kurşunladılar. Kalan insanları, beni de dahil Hankendi yönünde götürdüler."
Hankendi'de tutulduğu süre boyunca işkence gördüğünü, 45 gün sonra Ermeni esirle değiştirildiğini belirtti.
Mağdur Emiraslan Guliyev, 1992 yılı Şubat ayının 17'sinde Ermeni askerlerinin Karadağlı'ya dört taraftan saldırdığını belirtti. Mağdurun sözlerine göre, rehin alınan Azerbaycanlıların 30'dan fazlasını araçtan indirip kurşunladılar. Cesetleri yakındaki kuyuya attılar. Yolda birkaç kez araçları durdurarak esirlerin bazılarını kurşunladılar. Diğerlerini Hankendi'ye götürüp, orada onlara işkence ettiler.
Mağdur Bahşeyiş Hüseynov, 1992 yılının Şubat ayında köy işgal edildiğinde kendisini rehin aldıklarını belirtti: "Beni diğer esir ve rehinelerle birlikte Hankendi'ye götürdüler. Orada bize her gün işkence ettiler. Vücudumuzu bizle deldiler." Mağdur, 56 gün rehin kaldığını belirtti.
Mağdur Şamhal Şirinov da 1991-1992 yıllarında Karadağlı'nın sürekli olarak ateşe tutulduğunu, köy sakinlerine saldırılar yapıldığını, Azerbaycanlıların öldürüldüğünü, mallarının yağmalandığını söyledi. O dönemde köyün fiilen kuşatma altında olduğunu, diğer bölgelerle tüm bağlantılarının kesildiğini, sonuç olarak ciddi gıda kıtlığı yaşandığını belirtti. Köy işgal edildiğinde kendisinin de rehin alındığını söyledi. Onunla birlikte rehin alınanların bir kısmı kurşunlandı. Mağdur, rehin tutulduğu süre boyunca korkunç işkenceler gördüğünü, dişlerini çekip çıkardıklarını, dövdüklerini, vücuduna çok sayıda yara açtıklarını söyledi.
Mahkemenin bir sonraki oturumu 2 Mayıs'a ertelendi.
Savaş cinayetleri işlemekle suçlanan Ermeni asıllı kişilerin mahkemesi yapılıyor.
Oxu.Az haber veriyor ki, duruşmaya Bakü Mahkeme Kompleksinde Bakü Askeri Mahkemesi hakimi Zeynal Ağayev başkanlık ediyor.
Hatırlatalım ki, önceki duruşmada mağdur kişiler ifade vermişlerdi.
Belirtelim ki, mahkemesi yapılan kişiler Ermenistan devleti ve onun silahlı kuvvetleri, aynı zamanda Ermenistan tarafından Azerbaycan'ın işgal edilmiş topraklarında kurulan sözde Dağlık Karabağ cumhuriyeti ve onun yasadışı silahlı birlikleri tarafından Azerbaycan'a ve halkına karşı barış ve insanlık karşıtı suçlar, savaş suçları, aynı zamanda saldırgan savaş yürütme, soykırım, halkı zorla göç ettirme, zulüm, işkence, askeri yağma ve diğer yasadışı eylemlerle suçlanıyorlar.
Hatırlatalım ki, Ermenistan Cumhuriyeti ve onun silahlı kuvvetleri, aynı zamanda Ermenistan'ın kurduğu yasadışı "Dağlık Karabağ cumhuriyeti" ve onun yasadışı silahlı birlikleri tarafından işlenen suçlarla suçlanan 15 kişi - Arkadi Arşaviri (Arşaviroviç) Gukasyan, Arayik Vladimiri (Vladimiroviç) Arutyunyan, Bako Saaki (Saakoviç) Saakyan, Davit Rubeni (Rubenoviç) İşxanyan, Davit Klimi (Klimoviç) Babayan, Lyova Henrixi (Henrixoviç) Mnatsakanyan, Davit Azati (Azatoviç) Manukyan, Garik Grigori (Grigoroviç) Martirosyan, Melikset Vladimiri (Vladimiroviç) Paşayan, Davit Nelsoni (Nelsonoviç) Allahverdiyan, Gurgen Omerosi (Omerosoviç) Stepanyan, Levon Romiki (Romikoviç) Balayan, Madat Arakeli (Arakeloviç) Babayan, Vasili İvani (İvanoviç) Beglaryan ve Erik Roberti (Robertoviç) Gazaryan'a karşı Azerbaycan Cumhuriyeti Ceza Kanunu'nun 100 (saldırgan savaşı planlama, hazırlama, başlatma ve yürütme), 102 (uluslararası korumadan yararlanan kişilere veya kuruluşlara saldırma), 103 (soykırım), 105 (halkı yok etme), 106 (kölelik), 107 (halkı sınır dışı etme veya zorla göç ettirme), 109 (zulüm), 110 (insanları zorla kaybetme), 112 (uluslararası hukuk normlarına aykırı özgürlükten mahrum etme), 113 (işkence), 114 (ücretli askerlik), 115 (savaş kanunlarını ve geleneklerini ihlal etme), 116 (silahlı çatışma sırasında uluslararası insani hukuk normlarını ihlal etme), 118 (askeri yağma), 120 (kasten adam öldürme), 192 (yasadışı girişimcilik), 214 (terörizm), 214-1 (terörizmi finanse etme), 218 (suç örgütü (organizasyon) kurma), 228 (yasadışı olarak silah, onun parçalarını, mühimmat, patlayıcı maddeler ve cihazlar edinme, başkasına verme, satma, saklama, taşıma ve bulundurma), 270-1 (havacılık güvenliğine tehdit oluşturan eylemler), 277 (devlet adamına veya kamu görevlisine suikast düzenleme), 278 (zorla iktidarı ele geçirme ve zorla elde tutma, devletin anayasal düzenini zorla değiştirme), 279 (yasalarca öngörülmeyen silahlı birlikler ve gruplar oluşturma) ve diğer maddelerle suçlanıyorlar.