Herkesin İstanbul'da görmek istediği adresler farklı olabilir. Ama bazı yerler var ki, seni turist değil, şehrin bir parçası gibi hissettirir. Bu adreslerden biri de 'Vefa Bozacısı'dır. Seranit Azerbaycan'ın düzenlediği medya turu çerçevesinde şahit olduğum tarihin bu parçası geçmişin günlük hayata sızdığı, belleğin kadehlerle aktarıldığı bir mekandır.
Bu yazı, bir yudum bozanın arkasında gizlenmiş tarihe, anılara ve şehrin ruhuna doğru bir seyahattir. Yolumuz Vefa semtindeki bu kadim dükkânadır. Kapıyı açarsanız, geçmiş sizi artık selamlıyor ve gülümsüyor... Çünkü Vefa Bozacı'sı hem İstanbul'un, hem de Osmanlı kültürünün canlı yadigârıdır.
Boza 1876'dan beri üretilmeye başlayan Vefa semtinde aynı ailenin nesilden nesile aktardığı içkidir. Hacı Sadık beyin başlattığı bu yol, artık İstanbul'un sosyal-kültürel belleğini taşıyan bir noktaya dönüşmüş.
Duvarda Atatürk'ün 1937'de orada boza içtiği bardak bile hatıra olarak korunup saklanıyor. İçerideki nostalji atmosferine ise söz yok.
Vefa Bozacısına gittiğimde hava sıcak, sokaklar insanlar gibi yorgundu, ama dükkâna girdiğimde darı, tarçın ve eski anıların kokusu serin bir bahar sabahı gibi karşıladı beni. Boza da soğuk ve koyu içiliyor. Ne tam tatlıdır, ne de ekşi. En önemlisi ise bu tatta tarihin ruhu gizleniyor. Şaka değil, burası Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne, Birinci Dünya Savaşı'ndan İkinci Dünya Savaşı'na kadar nelere şahit olmadı ki?
Boza nedir?
Boza uzmanı İbrahim Alturan Oxu.Az'a açıklamasında içkinin hazırlanma şekli ve tarihinden bahsetti:
"Boza darı, şeker ve sudan hazırlanır. Faydaları son derece çoktur. Öksürük, bağırsak hastalıkları, aynı zamanda, süt veren anneler için çok faydalıdır. İçeriğinde A, B, C ve D vitaminleri var".
"Gelecek yıl 150. yılımızı kutlayacağız. Bu zamana kadar her milletten turistler buraya gelip, bozanın tadına bakmışlar. Beğenenler de oldu, ilk defa içtiği için tadı garip gelip diye fikir belirtmekte zorlananlar da. İçkinin ve mekânın adı ise Şeyh Vefa hazretlerinin adından alınmıştır. Genel olarak, Vefa mahallesi onun adını taşıdığı için burada, neredeyse her yer onun adı ile ilgilidir", diye Alturan vurguladı.
O, bozanın çok zor hazırlandığını belirtti:
"Önce darı öğütülür, 150 derece suda kaynatılır ve 2-3 saat sonra pişip hamur haline gelir. Bundan sonra soğutulur, mikserden geçirilir ve süzülür. Daha sonra tekrar süzülür, içine şeker katılır ve hazır olur."
Eğer bir gün yolunuz buraya düşerse, mutlaka boza için, hem de yavaş yavaş. Yanınızdaki masa da boşsa, bakın. Çünkü o boşlukta mutlaka İstanbul'un geçmişinden bir hatıra yansır.
Merahim Nesib