Çanakkale'de kabus gibi geçen 25 saat: Merkez ve Bayramiç ilçesinde dün öğle saatlerinde başlayan ve kontrolden çıkan orman yangınları, yoğun mücadele sonrası nihayet kontrol altına alındı. Yangının ardından evlerini ve anılarını kaybeden vatandaşlar, yaşadıkları korku dolu anları gözyaşları içinde anlattı.
Oxu.Az'ın Haber Global'den aktardığı habere göre, felaket önce Sarıcaeli'nde başladı, ardından Bayramiç ilçesine sıçradı. Hızla yayılan alevler, yerleşim yerlerini tehdit ederek Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi'nin hemen yakınına kadar ilerledi.
Yangının şiddeti karşısında çok sayıda ev boşaltılmak zorunda kalındı. Alevlerin ortasında kalan bir itfaiye aracı tamamen kullanılamaz hale geldi. Resmi rakamlara göre merkezde 131, Bayramiç'te 654 olmak üzere toplam 785 kişi güvenli bölgelere tahliye edildi.
Yangınlarla ilgili soruşturma kapsamında 4 kişi gözaltına alındı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, felaketten en ağır darbeyi alan Saçaklı köyünde 26'sı konut olmak üzere toplam 43 bağımsız bölümün ağır hasarlı veya tamamen yıkık durumda olduğunu açıkladı.
Saçaklı köyünde sabahın ilk ışıklarıyla birlikte evlerine dönen köylüler, karşılaştıkları manzara karşısında gözyaşlarına boğuldu. 10 yıldır köyde yaşayan 66 yaşındaki Zekai Günay Oyman, "Cumadan sonra saat 14.00'de yangın başladı, köye geldi. Elimizden gelen müdahaleyi yaptık ama hakkından gelemedik. Gördüğünüz gibi köyümüzün yarısından fazlası yandı. Üzülüyorum. Çok üzülüyorum. Köyde anılarım vardı, burada doğdum, büyüdüm" diyerek acısını dile getirdi.
Yangın sırasında Biga'da olan Nurhan Aydoğan, köye döndüğünde her şeyin yanmış olduğunu görünce şok yaşadı: "Yangından geriye büyük büyük korlar kalmış, onlar yanıyordu. Evde kullanılacak hiçbir şey kalmadı. Hepsi yandı. Çok üzgünüz ama Allah beterinden korusun. Motorumuz yandı. Zeytin silkme makinalarımız vardı, yaygılarımız vardı, tarla malzemelerimiz vardı. Evin içinde kaşıklara varıncaya kadar her şey yandı."
Bayramiç ilçesinde evi tamamen küle dönen Faize Soran, yangın anında yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattı. Soran, yangının farkına bile varamadan jandarmanın köyü hızla tahliye ettiğini belirtti.
O anları şöyle aktardı: "Kapıya çıktım, gün yüzü kararmıştı. 'Güneş tutulmuş' dedim. Gökyüzüne bakarken bir taraftan duman gördüm. Orada fabrika var, 'Gidip haber vereyim' diye düşündüm. Meğerse herkes ayağa kalkmış. Bana, 'Git kimliğini al' dediler. Evden kimliğimle telefonumu alıp çıkmam bir oldu." Soran, jandarmanın kendisini hemen köyden çıkardığını söyledi.
Yangının inanılmaz bir hızla köye ulaştığını belirten Soran, "Hiç farkında değiliz, haberimiz yoktu. Şimdi gördüğünüz gibi, evimiz bu... Ev denirse... Bütün her şeyimiz oradaydı. Bir canım, bir telefonum, bir de kimliğim kaldı. Başka hiçbir şeyim yok" diyerek yaşadığı kaybın büyüklüğünü ifade etti.
Evi ve damı kullanılamaz hale gelen Birgül Civir ise sabah saatlerinde geri döndüğünde, yangından mucizevi şekilde kurtulan birkaç tavuğunu damda gördü.
Civir, dumandan etkilenen tavukları için çevredeki ekipler ve gönüllülerden yardım istedi. Herkes Civir'in tavuklarını kurtarmak için seferber oldu.
Yaşadığı felaketi anlatırken gözyaşlarını tutamayan Birgül Civir, "Görünmez kaza çıktı köyümüzde yangın. Evimiz yandı. Mahsüllerimiz vardı, yağımız vardı, tuzumuz vardı yandı. Tavuklar vardı onlar da yanmış. Üç tanesi kalmış. Çok üzgünüm" dedi.