Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündemdeki kritik konulara dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şu şekilde sıralandı:
Bugün tarihimizin gurur tablolarından biri olan Kut'ül Amare Zaferimizin 110. yıl dönümünü yaşıyoruz. Kut'ül Amare Zaferi, tarihimize şan ve şerefle nakşedilmiş bir kahramanlık destanı olarak milli belleğimizde müstesna yerini korumuştur. Bilhassa dikkat çekmek istediğim husus şudur; bu zafer, bazı çevreler tarafından yeniden kaşınmaya çalışılan "Birinci Dünya Savaşı'nda Araplar bizi arkamızdan vurdu" yalanını çürüten en belirgin örneklerden birini teşkil etmektedir. Kut halkı, Osmanlı ordusunun ayrılmaz bir parçası gibi davranarak kuşatmaya fiilen destek vermiş, hatta bu uğurda birçok şehit vermiştir. Köklü bir Arap ailesinden gelen Uceymi Paşa, muhasara altında bulunan birliğimizi yanındaki adamlarıyla birlikte kurtarmayı başarmıştır. Arapların dışında Berzenci, Niyazi ve Talabani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun saflarında mücadele etmişlerdir.
Tarihçilerimizin aktarımlarına göre ordumuza destek sağlayan Arap aşiretleri arasında Şii olanlar da mevcuttu.
Zaferin bu boyutu, sıklıkla vurguladığımız Türk, Kürt ve Arap ittifakının ne denli stratejik bir değer taşıdığını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Yalnızca Kut'ül Amare'de değil, aynı kardeşlik manzarasına Çanakkale'de de tanıklık ediyoruz. Saraybosna'dan Üsküp'e, Bakü'den Kudüs'e, Bağdat'tan Şam ve Halep'e kadar nice kardeşimiz ecdadımızla yan yana savaşmış, şehit olmuş ve kara toprağı kanlarıyla sulamıştır. Çanakkale, evrensel kardeşliğimizin somut hale geldiği mekân olmuştur; aynı gerçek Kut'ül Amare için de aynen geçerlidir. Orada da birlik ayrılığa galip gelmiş, bir yürek olarak çarpan toplulukları hiçbir işgalci gücün yıldıramayacağı açıkça ortaya konmuştur.
KARDEŞLİĞİ YÜCELTMEK MECBURİYETİNDEYİZ
Günümüzde de kardeşi kardeşe düşürmek yoluyla coğrafyamızı kan gölüne çevirmeye uğraşanların karşısında en güçlü savunma hattımız, bir duvarın tuğlaları gibi birbirimize sımsıkı tutunmamızdır. Kökenlerimiz, mezheplerimiz, meşreplerimiz, yaşam biçimlerimiz ya da siyasi tercihlerimiz farklı olabilir; bunların tamamı bizi ayrıştıran değil, insani ve fikri zenginliğimizi gösteren eşsiz değerlerdir. Bölgemizin yaşadığı çalkantılı süreçte köken, meşrep ve mezhep farklılıklarımızı bir tarafa koyup birliği kuşanmak, kardeşliği en üst düzeyde yaşatmak zorundayız. Sadece kendi sınırlarımız dahilinde değil, hudutlarımızın ötesinde de kardeşlik lisanıyla konuşmamız gerekmektedir.
Türkiye; Kürt, Arap, Türkmen ve Fars ayrımı gözetmeksizin bölgedeki bütün kardeşleriyle kucaklaşarak, ortak tarih ve ortak gelecek zemininde yeni bir güvenlik anlayışı oluşturmaya gayret etmektedir. Bu, eleştirilecek değil, bilakis desteklenecek ve takdir edilecek bir yaklaşımdır. Geçmişimiz gibi geleceğimiz de ortaktır. Bu nedenle bölgemizde yeni müdahaleler gerçekleştirmek isteyenlerin tuzaklarına düşmek, hem tarihimize hem de geleceğimize yapılacak bir ihanet olur. Hangi gerekçeyle olursa olsun, kimse bu denli büyük bir vebali üstlenemez.
BİZİ KİMSE AYIRAMAZ
Artık şunu herkesin bilmesi ve anlaması gerekir; nasıl ki et ile tırnak birbirinden koparılamazsa, bin senedir aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza hiç kimse giremez. Bizi hiç kimse birbirinden koparamaz; barış içinde geleceğe yürümek mümkünken bize kimse düşmanlık edemez.
Bizim Çanakkale'de, Kut'ül Amare'de ve daha nice İslam diyarında şehitlerimizin mübarek kanlarıyla harmanlanmış dostluğumuzu, kardeşliğimizi bozmaya kimsenin, ama hiç kimsenin kudreti yetmez. Kardeşliğimizi baltalamak isteyenlere boyun eğmeyeceğiz. Aramıza fitne tohumları ekmek isteyenlere inat, biz zafer marşlarımızı kardeşlik nağmeleriyle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz.
500 BİN HAK SAHİBİNİ BELİRLEDİK
Gerek şahsım gerek kabine üyelerimiz gerekse milletvekillerimiz ve belediye başkanlarımız, tek bir saniyeyi bile boşa geçirmemek adına yoğun bir çalışmanın içindeyiz. Bu doğrultuda son derece önemli bir adım daha attık. 81 ilimizde 500 bin sosyal konut inşa edecek "Yüzyılın Konut Projesi"ni kamuoyuyla paylaşmıştık. Vatandaşlarımız projemize büyük ilgi gösterdi; nitekim 500 bin konut için yaklaşık 8 milyon vatandaşımız başvuruda bulundu. Bu güvene layık olabilmek amacıyla kolları sıvadık ve kura süreçlerini tamamladık. 4 aylık rekor bir süre zarfında, 81 ilimizde noter gözetiminde ve tam şeffaflıkla 500 bin hak sahibini tespit ettik. Ankara'dan İzmir'e, Gaziantep'ten Trabzon'a, Çorum'dan Hatay'a kadar on binlerce ailemizi ev sahibi yapacak sürecin ilk aşaması nihayete erdi. Amacımız konutları süratle inşa edip vatandaşlarımıza teslim etmektir. İnşallah 2027 Mart ayından başlayarak anahtarları kademeli olarak teslim edeceğiz. 7 bin 300 lira ile 11 bin lira arasında değişen taksitlerle vatandaşlarımızı ev sahibi yapmanın mutluluğunu yaşayacağız.
Bunun yanı sıra ilk kez İstanbul'da kiralık konut uygulamasını da başlatıyoruz. İstanbul'umuz için 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut yapıyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız oldukça uygun şartlarda TOKİ'den ev kiralama imkânına kavuşacak. Bu yaz itibarıyla kiralık konutların anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz. Kurada adı çıkan vatandaşlarımızı tebrik ediyoruz, yeni yuvalarında huzurla otursunlar. Adı çıkmayan vatandaşlarımız ise endişe etmesin; biz yalnızca TOKİ aracılığıyla 1 milyon 760 bin konut üretmiş bir iktidarız. 6 Şubat asrın felaketinin yaralarını sarmak için 455 bin konut ve iş yeri inşa ederek büyük bir başarı sergiledik. İstanbul'da 980 bin, ülke genelinde 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başardık. Bunları nasıl gerçekleştirdiysek, önce bu 500 bin konutu tamamlayacak, ardından eserlerimize yenilerini ekleyeceğiz.
SAHTE VE SANAL TARTIŞMALARLA İŞİMİZ OLMAZ
Biz bu vatana, bu millete gönülden bağlıyız. Unutmayın; "Hizmet eden izzet bulur" ilkesi bizim siyasetteki rehberimizdir. Bizim gerginlik siyasetiyle alakamız yoktur. Bizim ülkeyi kutuplaştıran polemiklere, millete katkısı bulunmayan yapay ve sanal tartışmalara bulaşma gibi bir eğilimimiz yoktur. Biz bunlardan hiçbirinin parçası olmadık, değiliz ve olmayacağız. Bizi arayan açılışlarda bulur, şantiyelerde bulur, devasa yatırımların temelini atarken ya da tamamlanmış projeleri hizmete sunarken bulur. Bizi arayan, milletimizin gönül tahtının en seçkin köşesinde bulur. Bizi arayan bu milletin sıkıntısıyla hemhal olurken, mutluluğuna ortak olurken bulur.
BİRÇOK ALANDA SESSİZ DEVRİMLER GERÇEKLEŞTİRDİK
İşte AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın perspektifi budur. İşte Türkiye'nin son 23 yılda şehircilik alanında ulaştığı nokta budur. Hepsinin ötesinde, siyasette itibar ancak böyle kazanılır, böyle muhafaza edilir. Milletin gönlüne söz ile, polemikle, tehditle, şantajla değil; eser ile, hizmetle, yatırımla, icraatla girilir. Milletimiz bize inansın, milletimiz bize itimat etsin. Biz bu güveni inşallah bugüne dek boşa çıkarmadık, bundan sonra da çıkarmayız.
Bizim siyaset anlayışımızda, şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer alanlarında da 'çözümsüzlük çözümdür' mantığına asla yer yoktur. 23 senedir küçük büyük ayrımı yapmaksızın milletimizin her türlü sorunuyla ilgilendik, her problemine çözüm yolları aramaya gayret ettik. Hak ve özgürlüklerin genişletilmesinden devlete yerleşmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, vesayet odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine varıncaya kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı reformlarını hayata geçirdik, birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik.
YAPICI ÖNERİLERE KULAK VERDİK
Ana muhalefet gibi söz konusu olduğunda basın özgürlüğünden bahsedip sırf yolsuzluklarını gündeme getirdikleri için kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere dayanıklılık gösterdik. Yapıcı önerilere kulağımızı kapamadık. Hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukuk çerçevesinde aradık. 'Onu kapatacağız, şunun kapısını kilitleyeceğiz, hepinizden hesap soracağız' türünden antidemokratik yollara hiçbir zaman başvurmadık.
Bakınız, burada senelerdir bizi basın özgürlüğü meselesinde eleştirenlerin çifte standartlı tutumuna kısa bir parantez açmam gerekiyor. Biz hafta sonu İstanbul'da 100 bin konutun kura çekimini gerçekleştirirken aynı saatlerde CHP Genel Başkanı belediye başkanlarıyla toplantı halindeydi. Toplantı sonrasında çıkıp yine tutarsız bir dizi suçlamada bulundu. Son derece düzeysiz ifadelerle şahsımı ve partimizi hedef tahtasına koydu. İçinde zerre kadar vizyon, proje veya nezaketin bulunmadığı; Türkiye'nin ana muhalefet partisine hiçbir şekilde yakışmayan bir üslupla dinleyenler karşı karşıya kaldı.
BU MU SİZİN DEMOKRASİ ANLAYIŞINIZ?
Her şeyden önce şu derin çelişkiyi herkes fark ediyor. Yolsuzluk suçlamasıyla yargılanan belediye başkanları karşısında sessiz kalanlar; bakıyorsunuz basın mensuplarına karşı cesaret abidesi kesiliyorlar. Rüşvet pazarlığı yapanlara tek söz söyleyemeyenler, kürsüden herkese gözdağı veriyor. Yıllarca basın özgürlüğünden, farklı ses ve görüşlere saygıdan, eleştirilere açık olmaktan söz ettiler; ancak daha ortada somut bir şey yokken herkesi tehdit etmeye koyuldular. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset üslubunuz? Kendini olduğundan büyük görenlere yalnızca şunu ifade etmek isterim: Beyler, gücünüz neyse o kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu sürekli yükselttiğiniz hakaret senfonileriyle bu ülkede kimseyi susturmayı başaramazsınız.
ALIŞIK OLDUĞUNUZ ESKİ TÜRKİYE ARTIK YOK
Kabul etseniz de etmeseniz de alışkın olduğunuz eski Türkiye artık mevcut değildir. Gazetelerin CHP'nin basın bülteni niteliğinde yayımlandığı günler artık geride kalmıştır. Ekranların CHP ideolojisine adandığı günler artık sona ermiştir. Farklı sesleri bastırdığınız dönemler bu ülkede artık geride kalmıştır. Basının sizi eleştirmesine, etik kurallara bağlı kalarak yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine şu ya da bu şekilde alışmak durumundasınız. Yankı odalarınızın dışındaki farklı sesleri duymayı kabullenmek zorundasınız. Kamunun malına el uzatmışsanız, adalet önünde hesap vermeye hazır olmak zorundasınız.
İNSAN BİR ÖZELEŞTİRİ YAPAR
Türkiye, uzun yıllar özlemini çektiği çoğulcu yapıya sonunda kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş söz konusu olmayacaktır. Bakın şurası da oldukça dikkat çekici: her gün yeni bir skandal gün yüzüne çıkıyor. CHP yönetiminin aklına iddiaları soruşturmak değil, derhal basını susturmak geliyor. Beyefendilerin aklına para kuleleri ve baklava kutularıyla mücadele değil; bunları takip eden kurumları tehdit etmek geliyor. Yolsuzluklardan arınalım, Gazi'nin partisini çıkar çevrelerinin aracı olmaktan kurtaralım gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri bulunuyor. Sonra da sıkılmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlüğünden söz edesiniz? Bu kadar rezaletin ardından hiçbir şey olmamış gibi davranmanız üstünlüğünüzden değil, yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir özeleştiri yapar; başkalarını suçlamadan önce kendi muhasebesini yapar. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale yapar. Hem bunları yapmayacaksınız hem de üstüne basını tehdit edeceksiniz. Ne diyelim? Cenab-ı Hak bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin insafına bırakmasın.
Biz yoğun çalışma tempomuz arasında esasında bunlara nefes ve zaman harcamayı tamamen lüzumsuz görüyoruz. Bizim CHP'deki iç çekişmelerle uğraşacak ne zamanımız ne niyetimiz; doğrusu ne de buna tahammül edecek sabrımız var. Biz bütünüyle işimize odaklanmış haldeyiz. Bir yandan 500 bin sosyal konutumuzun kurasını çekiyor, öte yandan ülkemizi küresel bir çekim merkezi yapacak adımlar atıyoruz. 'Türkiye Yüzyılı'nda yatırımlar için güçlü merkez' mottosuyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakın zamanda Meclisimize sunacağız. Hedefimiz; istikrar merkezi niteliğini son gelişmelerle bir kez daha kanıtlayan ülkemizi üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir odak noktasına dönüştürmek, Türkiye'nin rekabet kapasitesini yükseltmektir.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Ekonomik yükselişimizin bir diğer itici gücü terörsüz Türkiye sürecidir. Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları geçen terör meselesini çözüme kavuşturduğumuzda inşallah Türkiye Yüzyılı yolculuğumuz daha da ivme kazanacaktır. Karşılaştığımız gizli ve açık tüm baltalama girişimlerine rağmen süreçte 18. ayı geride bıraktık ve hamdolsun pek çok kritik eşiği sorunsuz aşmayı başardık. Komisyon raporunun kabul edilmesiyle çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa ulaşılmış oldu. Komisyon raporunun rehberliğinde siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da sorunsuz geçmek arzusundayız.
Süreçle ilgili son günlerde belirli çevreler tarafından alevlendirilmeye çalışılan anlamsız gürültüye aldırmadığımızı bugün bir kez daha belirtiyorum. Sürece ilişkin karamsar senaryolar üretenlerin, açıkça ifade ediyorum, gerçeklerle değil tamamen kuruntularıyla hareket ettiğini vurgulamak isterim.
23 Nisan resepsiyonunda da dile getirdiğim üzere olumlu bir atmosfer mevcuttur. Yapılması gerekenler ortadadır. Süreç olması gereken mecrada ilerlemektedir. Sorunun devam etmesinden menfaat sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bu durumu değiştiremeyecektir. Çünkü kardeşlerim, biz bu yola ittifak olarak Türkiye'nin önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmak amacıyla çıktık. Biz bu yola bölgemizde kurgulanan sinsi oyunları bozmak amacıyla çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak amacıyla çıktık. Biz bu yola silahların hakimiyetine tamamen son vererek sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek amacıyla çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil, Türkiye'nin parlak geleceği için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek kuşaklar ödemesin diye biz bu yola koyulduk.
SÜRECİ ZORLAŞTIRAN TARİH KARŞISINDA SORUMLU OLACAKTIR
İnşallah bu kutlu yolda hedefe ulaşana kadar sabırla, samimiyetle ve kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz. Birbirimize kulaklarımızla birlikte kalplerimizi de açtığımızda inanıyorum ki bu yolculuk daha kolay ve daha süratli olacaktır. Burada şunu da altını çizerek belirtmekte yarar görüyorum: Bölgemizin yaşadığı bu zorlu dönemde kuşkusuz sürece katkıda bulunan herkes tarihe adını yazdıracaktır. Aynı şekilde süreci zorlaştıran, çıkmaza sokan, kışkırtan her türlü girişim de tarih karşısında hesap verecektir. Herkesten bu sorumluluk bilinciyle hareket etmesini, sürecin yükünü artıracak söylem ve eylemlerden titizlikle uzak durmasını bekliyoruz. Cumhur İttifakı olarak bu ülkenin yüklerinden kurtulması için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kuşatıcı, kucaklayıcı ve yapıcı bir tutumla hareket etmeyi sürdüreceğiz.
Çok değerli milletvekillerim, sizler de vatandaşlarımızla temas halindeyken görüyorsunuz. Halkımız bizden hizmet bekliyor, proje ve eser bekliyor, dertlerine çare olacak çözümler bekliyor. Hiçbirimizin hangi gerekçeyle olursa olsun milletin beklentilerini boşa çıkarma lüksüne sahip bulunmadığını bir kez daha hatırlatmak isterim.
Haber Global