Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy ve 7 şüpheli, uyuşturucu ile ilgili çeşitli suçlamalarla önceki gün operasyon kapsamında gözaltına alındı. Şüpheliler "Kullanmak için Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak", "Kabul etmek veya Bulundurmak ya da Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanmak" ve "Kullanılmasına Yer ve İmkan Sağlamak" suçlarıyla yargı karşısına çıkarıldı.
Oxu.Az'ın TGRT Haber'den aktardığına göre, bu gelişmenin ardından TMSF yönetimindeki Habertürk kanalı, Mehmet Akif Ersoy'un görevden alındığını duyurdu.
Gözaltı işlemlerinin tamamlanmasının ardından 8 şüpheli Adli Tıp Kurumu'na sevk edilerek kan ve uyuşturucu testinden geçirildi. Şüphelilerden Mehmet Akif Ersoy'un da aralarında bulunduğu 4 kişi hakkında savcılık tutuklanma talebinde bulundu.

Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'nde gerçekleşen sorguların neticesinde Mehmet Akif Ersoy ile birlikte Ufuk Tetik, Mustafa Manaz ve Ebru Gülan'ın tutuklanmasına karar verildi.
Soruşturma kapsamındaki diğer şüpheliler Dilara Yıldız, Elif Kılınç, Gizem Aybaktı ve Buse Öztay ise yurt dışı yasağı ve adli gözetim şartlarını içeren adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
Bu gelişmelerin ardından eski Habertürk spikeri Nur Köşker'den kamuoyunu sarsacak açıklamalar geldi. 2024 yılında Habertürk'ten istifa eden ve dans hocası Mustafa Kemal Doğançay ile bir yıllık evliliğini sonlandıran Köşker, Mehmet Akif Ersoy tarafından tacize uğradığını iddia etti.

Gazeteci Tarkan Kaleli'ye konuşan Köşker, şok edici detaylar paylaştı:
"Benim evli olduğum dönemden başlayan ve çok uzun süreli bir taciz süreci var. Asansör kapısını tutup bilmem neler falan. Sonra attığı saçma sapan mesajlar var. 'Sabah bülteninde LED'in önüne geç. Bacaklarını göreyim. Masanın arkasına saklamışlar' bilmem neler. Böyle bir genel yayın yönetmeni olabilir mi ya? En son işte o asıl bomba kısmı. Beni 'Oturur masada haber yazarsın' diyerek ekrandan almakla tehdit etmişti. Burayla ilgili bir delilim yok. Bunu söyleyeceğini bilsem kesinlikle o odaya ses kaydı alarak girerdim. Sonrasında ben de 'Anladım ben seni. Şöyle çözelim. Ben istifa edeyim gideyim' dedim ve çıktım.
Ardından bir sene işsiz kaldım onun yüzünden. Hayatımın en zor dönemini yaşadım. Yani bir de ben orada gece spikeri olarak başlamıştım. Sonra hafta sonu ana haberi verdiler. Yazın ağırlıklı olarak. Yani böyle kariyerimin kendimce zirvesinde olduğum bir dönemde istifa etmek zorunda kaldım. En son artık 'olmayacak herhalde bu ülkede' deyip ülkeyi terk ettim. Kıta değiştirdim o adam yüzünden."
Daha sonra sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Köşker, şimdiye kadar neden sessiz kaldığını şu sözlerle açıkladı:
"Herkes neden bu zamana kadar sustun diyor. Önce buna bir açıklık getirmek isterim. Birincisi kendimi asla güvende hissetmiyordum. Ne yaparsa yapsın başına bir iş gelmediğini gördüğümüz karanlık, derin bir adamdı. İkincisi o dönemde evliydim. Korumam gereken bir ailem ve eşim vardı. Bu durumdan birine bahsetmem mümkün değildi. Herkese, 'Editörlük yapmamı istedi ve kabul etmedim. O yüzden işten ayrıldım' dedim. Mevzu benim dışımda ayyuka çıkınca yavaş yavaş yakın çevreme bu durumdan bahsetmeye başladım.
Sabanın 5'inde 'Endamını masanın arkasına saklamışlar, yönetmene söyle LED'in önüne geç' diye mesaj atan Genel Yayın Yönetmeni olabilir mi?" Ben utanarak yazıyorum, kendisi zira utanmıyordu. Bu mesajı attığında üstümde etek vardı. LED'in önüne geçmemi isteme sebebi de buydu.
Kimsenin özel hayatını nasıl yaşadığı ya da ne kullandığı beni asla ilgilendirmiyor. Niyetim kimseyi ahlaki üstünlük üzerinden eleştirmek değil. Zaten haddim de değil. Derdim, bu uyuşturucu ve sapıklık denklemine dahil olmayı reddettiğim için işsiz kalmış olmak. Kibirden algılamayın ne olur ama sorarım size; 3 dili olan, 21 yaşından beri bu sektöre emek vermiş, Boğaziçi Üniversitesi'nden iki bölüm bitirerek mezun olmuş, Amerikalı siyasetçilerin simültane tercümesini dahi yapabilen, meslek hayatı boyunca sadece başarılarıyla anılmış biri neden sistematik olarak işsiz kalır? Ki bu benim maalesef ilk kez bu sebeple işsiz kalışım değil. Sırf yöneticileriyle gayri ahlaki ilişkiler yaşamayı reddediyoruz diye ya da arkamızda siyasi bir destek yok diye biz kadınlar neden sürekli bu sistemden eleniyoruz? Ben neden artık kendi memleketimde çok aşık olduğum çok da severek yaptığım mesleğimi ahlaki bir çerçeve içerisinde icra edemediğim için ülkeden göçmek, kıta değiştirmek zorunda kalıyorum?

Özetle Habertürk'ten ayrılma sebebim bu tehditlerdi. Çok üzülerek söylüyorum ki ne ilk ne de tekim. Oyunculuk sektöründe yaşanan rezilliklerin bin beteri yaşanıyor medya sektöründe. Kimsenin de bu olup bitenlere çıtı çıkmıyor. Spikerlik yapabilmek için ben ve birçok değerli kadın spiker arkadaşım bu gayri ahlaki ilişkilere zorlanıyoruz. Son çalıştığım kanallardan birinde sadece bir hafta yayın yapabildim. Çünkü programın sponsoru kendisiyle yemeğe çıkmayı reddettiğim için programı başka birinin sunmasını istedi. Bu baskı tek bir kişi ve tek bir kanalla sınırlı değil."