4 Şubat'ta Haydar Aliyev Merkezi'nde etkileyici kamusal sanat örnekleri yaratan ünlü sanatçılar - İngiliz ve Avustralyalı heykeltıraşlar Gillie ve Marc Schattner'ın "Vahşi Doğanın Süper Kahramanları" (The Superheroes of Wildlife) adlı sergisinin açılışı yapıldı.
Açılışta Haydar Aliyev Merkezi'nin Direktörü Anar Alakbarov, Kültür Bakanı Adil Kerimli, sanat temsilcileri ve diğer konuklar katıldı.
Bakü projesi, yazarların bugüne kadar sundukları en büyük sergidir. Vahşi doğanın fedakar savunucuları olarak tanınan Gillie ve Marc, yaratıcılıkları ile sanatı doğanın korunması için önemli bir platforma dönüştürdüler. Sergi, vahşi doğanın karşılaştığı sorunları bir kez daha gündeme getirirken, izleyiciye cesaret ve umut dolu bir bakış açısı sunuyor.
Serginin açılışından önce heykeltıraş Gillie Schattner gazetecilere, sergideki temel misyonun sanat yoluyla vahşi doğanın korunması ve sevgi mesajlarını yaymak olduğunu bildirdi.
"Amacımız dünyanın farklı ülkelerine seyahatlerimiz sırasında edindiğimiz deneyimler temelinde izleyicileri nesli tükenmekte olan hayvanları korumaya teşvik etmektir. Biz hayvanları öğreniyor, gözlemliyor, çekiyor ve tasvir ediyoruz. Sergide sergilenen tüm heykeller gerçek hayatta gördüğümüz hayvanlara dayanıyor," diye Gillie Schattner vurguladı.
Heykeltıraş Mark Şatner, Bakü’de ve genel olarak Azerbaycan’da doğanın korunmasına özel önem verildiğini belirterek şunları söyledi:
“Görüşmelerimiz sırasında Bakü’nün ve Azerbaycan’ın vahşi yaşamın korunması ve çevrenin muhafazası alanında hayata geçirdiği değerli girişimler hakkında ayrıntılı bilgi edindik. İşte tam da bu unsur, bizi ülkeye çeken başlıca nedenlerden biridir. Çünkü burada doğayla derin ve samimi bir bağ bulunuyor,” diye ifade etti.
Açılış töreninde konuşan Haydar Aliyev Merkezi Direktörü Anar Alakbarov, Merkez’de Cili ve Mark Şatner’e ait yaklaşık 100 eserin sergilendiğini bildirdi. Alakbarov’a göre, heykeltıraşların eserleri dünyanın birçok ülkesinde izleyiciyle buluşturuldu.
Anar Alakbarov, projenin özgünlüğünün heykeltıraşların doğanın korunması yönünde gerçekleştirdikleri önemli çalışmalarda somutlaştığını ve bu alanda büyük bir role sahip olduklarını vurguladı.
Alakbarov, “Vahşi Doğanın Süper Kahramanları” sergisinin bir yıldan uzun süre boyunca ziyaretçilere açık olacağını da belirtti.
Ayrıca projenin Haydar Aliyev Merkezi’nde gerçekleştirilmesine katkı sağlayan herkese teşekkür eden Alakbarov, Haydar Aliyev Vakfı Başkanı Mihriban Aliyeva’ya projeye verdiği büyük destek dolayısıyla derin şükranlarını sundu.
Heykeltıraş Cili Şatner ise konuşmasında bu serginin onlar için sıradan bir proje olmadığını, doğaya duydukları sevginin ortak bir kutlaması niteliği taşıdığını söyledi.
“Bu sergiyle kalplerimizi, hikayelerimizi ve konuşamayan hayvanların sesini insanlara ulaştırmak istiyoruz. Sanatın, kalpleri birleştiren en güçlü araç olduğuna her zaman inandık,” dedi.
Cili Şatner ayrıca, anıtsal heykellerinin bugüne kadar New York, Londra, Singapur, Sidney ve Şanghay dâhil olmak üzere dünyanın 250’den fazla şehrinde sergilendiğini ifade etti.
Etkinlikte konuşan heykeltıraş Mark Şatner, Azerbaycan’a ilk kez geldiklerini ve Haydar Aliyev Merkezi gibi görkemli bir mekanda sergilerinin açılmasından büyük mutluluk duyduklarını dile getirdi. Şatner, eserleri hakkında şu bilgileri paylaştı:
“Eserlerimiz izleyicinin üzerlerine oturabileceği, etraflarında dolaşabileceği ve hatta dokunabileceği şekilde tasarlandı. Bu da çalışmalarımızın özü gereği eserlerle hem duygusal hem de fiziksel bir bağ kurulmasına imkan tanıyor.”
Heykeltıraşlar Cili ve Mark Şatner, bugüne kadar ortaya koydukları eserlerin bir aşk hikayesiyle başladığını da vurguladı. Cili ve Mark Şatner çifti, 1990 yılında Hong Kong’da bir filmin çekim setinde tesadüfen tanıştı. O dönemde model olan Cili ile kreatif direktör olarak çalışan Mark, yedi gün sonra evlendi. The New York Times gazetesi, onları “New York tarihinin en başarılı ve en üretken kamusal sanatçıları” olarak nitelendiriyor.
Daha sonra konuklar sergiyi gezdi.
“Vahşi Doğanın Süper Kahramanları” sergisinde, nesli tükenme tehlikesi altındaki canlıların geleceği konusu gündeme taşınıyor. Sergi, doğayı koruma misyonunu üstlenen, birbirinden farklı ancak ayrılmaz iki kahramanın - “Tavşan Kadın” (Rabbit Woman) ve “Köpek Adam”ın (Dog Man) - maceralarını yansıtıyor. Bu iki kahraman, “Farklıyız ama bir arada uyum içinde yaşayabilir ve doğaya sahip çıkabiliriz” fikrini temsil ediyor.
Sergide yer alan resim çalışmaları ile küçük ve büyük ölçekli heykeller, doğanın korunmasındaki ortak sorumluluğumuz üzerine düşünmeye davet ediyor. Böylece sanat aracılığıyla dünyaya önemli bir çağrı yapılıyor: vahşi doğayı sevgiyle kucaklamak ve onun korunması için mücadele etmek.
Bakü’deki sergi, yalnızca canlı yaşamının korunmasını değil, aynı zamanda şefkat, cesaret ve birlik duygularını da anlatan bir hikaye sunuyor.
AZƏRTAC