İBB'ye yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında her gün yeni ve çarpıcı detaylar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Soruşturma kapsamında tutuklanan İBB'nin sosyal medya yöneticilerinden Mahir Gün'ün ifadesi, olayın perde arkasını aydınlatacak önemli bilgiler içeriyor. Gün, 2019-2024 yılları arasında İBB'nin resmi hesaplarını yönettiğini açıkça itiraf ederken, "Hesapları yönettiğim süreçte Medya A.Ş. çalışanıydım. Soruşturma başladıktan sonra Emrah Bağdatlı ile Telegram üzerinden iletişim kurduk. Beni defalarca İngiltere'ye davet etti. Bu süreçte anladım ki herkes kendini kurtarmanın peşinde" ifadelerini kullandı. Gün ayrıca, polis ekiplerine telefon şifresini vermesiyle ulaşılan notlar kısmındaki yazılarını "kullanılmışlık hissinin yazılı hale getirilmesi" olarak tanımladı.
Oxu.Az'ın Anadolu Ajansı'ndan aktardığı habere göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamı giderek genişliyor.
İBB Medya A.Ş. eski çalışanı ve sosyal medya hesaplarının yöneticisi Gün, savcılık ifadesinde telefonunda bulunan 'notlar' kısmına yazdığı çarpıcı beyanları hakkında detaylı açıklamalarda bulundu. Savcılık tarafından notları sorulan Gün, şu önemli bilgileri paylaştı:
"Emrah Bağdatlı'nın Karpuz Medya isimli firmasında SGK'lı olarak çalıştığım dönemde bankadan 70.000 TL maaş aldım, bunun haricinde elden herhangi bir ödeme almadım. Emrah Bağdatlı'nın Gümüşsuyu'ndaki ofisine 7-8 aylık süreçte sadece 3-4 kez resmi işler için gittim. Emniyette telefon şifremi gönüllü olarak vermiştim.
Hem emniyette hem de burada bana sorduğunuz telefonumun notlar kısmındaki yazılar tamamen bana aittir. 19 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirilen operasyon sonrasında, sosyal medyada ve farklı mecralarda operasyonun medya ayağının da olabileceğinin konuşulması ve bu süreçte bazı çevrelerce bana ait olmayan paylaşımların benimmiş gibi hedef gösterilmesi nedeniyle ciddi endişeler yaşamaya başlamıştım."
Söz konusu notlardaki ifadeler, bu süreçte karşılaştığım ve yaşadığım olaylarla ilgilidir. Ben idealist bir yaklaşımla fahri çalışmalarımı sürdürdüm. Operasyon sonrasında ortaya çıkan durumlar, özellikle Medya A.Ş.'den ayrıldıktan sonra Emrah Bağdatlı'ya ait şirkette çalışıyor olmamdan kaynaklı sitemlerimi not etmiştim. Basına yansıyan para ilişkilerini görmem sonucu yaşadığım hayal kırıklığı nedeniyle bu ifadeleri yazdım. Bu yazılar, yaşadığım kullanılmışlık hissinin yazılı hale getirilmesidir."
Mahir Gün'ün telefonunda bulunan kendi yazdığı notlarda şu çarpıcı ifadeler yer aldı: "31 Mart 2024 öncesi seçim kampanyasında sosyal medya alanında aktif görev aldım. Ancak yerel seçimden sonra hedef göstermeler ve medyadaki asılsız iddialar nedeniyle işten çıkarıldım. Hayatımda ilk kez 31 Mart 2024'te karşılaştığım Emrah Bağdatlı'nın teklifi üzerine ağustos ayında şirketinde çalışmaya başladım.
Medya algı operasyonu başlatıldığında herkes sudan çıkmış balığa döndü. Henüz 1 yıl bile dolmadan, tamamen iyi niyetle herkesin yaptığı işleri yaptığımızı bildiğimiz konularda neden bu kadar tedirgin olduğumuzu anlayamadım. Okuduğum haberler ve soruşturma detayları geliştikçe burada bir sistem kurulduğunu fark ettim."
Mahir Gün'ün telefonuna kaydettiği notlarda şu dikkat çekici ifadeler yer aldı:
"Son ana kadar İBB ve İmamoğlu iletişimi konusunda iyi niyetle elimden geleni yapmak istesem de, eşimin kurduğu şirket ve benim 6 aylık geçmişe dayalı işim üzerinden başka bağlantılar kurulduysa ve bu bağlantıyı sadece ben kurabilirim diye düşünüldüyse diye aklım karıştı, canım sıkılmaya başladı. Yıllardır oluşturmaya çalıştığım kariyer planlaması sanki boşa düştü.
Bu durumda hem canım sıkıldı, hem kamuda ilerleyemedim, hem işsiz kaldım hem de geçmişini bilmediğim bir sistemin parçası yapılmaya çalışıldığımı anladım. Ben Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanı olmasının ülkenin geleceği için faydalı olacağını düşünen biriydim.
Sadece bu nedenle buraya nasıl katkı sunabilirim diye düşündüm ve kendi çalışmalarıma ağırlık vermek istedim. Daha önce de belirttiğim gibi eşimin işinin siyasetle ve sistemle hiçbir ilgisi olmamıştır, ancak benim ismim üzerinden bu konunun aileme zarar vereceğini anlamam nedeniyle etkin pişmanlığa başvurmak istiyorum."
Gün'ün notlarının devamında şu çarpıcı ifadeler dikkat çekti:
Emrah Bağdatlı İngiltere'de yaşamaktadır. Beni defalarca oraya gelmem konusunda uyardı. Muhtemel bir tutuklanma durumunda itiraflarda bulunmamam ve eşimin de bu işlerle ilgisi olmadığını, açık vereceğini düşünmüş olabilir... Daha önce de belirttiğim gibi 3 veya 4 kez aynı ortamda bulunduğum bu kişilerle soruşturma başladıktan sonra neler olacağına dair Telegram üzerinden iletişim kurmaya başladık.
Türkiye'de sosyal medyada bir çalışma yapılacaksa ancak benim organize edebileceğim söylendi. Siyasi sandığım durumlarda ilginç bilgilerle karşılaşınca, ailemi bu işten uzak tutmak için fırsat kollamaya başladım. Aniden suçlayıcı muamele görünce anladım ki herkes kendini kurtarmanın peşinde. Veya yanlış bir durum varsa neden soruşturmadan önce ses çıkarmadılar diye düşünmeye başladım. Sonuç olarak bu ekipten ayrılmak istediğimi anladım."