Türkiye'nin en saygıdeğer tarihçilerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, yaşamı boyunca Türk kimliğini ve Osmanlı mirasını büyük bir tutku ve titizlikle savundu. Onun sözleri, Türk milletinin tarih sahnesindeki yerini ve önemini vurgulayan, kolektif hafızamıza kazınmış ders niteliğinde ifadelerle doludur.
Ortaylı'nın en çarpıcı sözlerinden biri, Türklerin dünya tarihine ve medeniyetine katkısını vurgulayan şu ifadeydi:
"Bugünkü medeni dünyada hiçbir eski dünya kavmi ve ülke yoktur ki Türkler olmadan tarihini yazabilsin. Mutlaka Türkleri ve Türk tarihini bilmek zorundadır ki kendi tarihini anlayabilsin. Türkler tarihin her safhasında görünen, tarihi inşa eden kavimlerden biridir."
Ortaylı, Osmanlı'yı yapay bir kimlik olarak görenlere karşı kesin bir şekilde şu cevabı veriyordu:
"Osmanlı demek bir millet değildir. Osmanlı diye bir millet yok. Osmanlıca diye bir dil yok. Osmanlı bir imparatorluktur ve bu imparatorluk Türk'tür. Sarayda konuşulan dil de, ordunun nizamı da, hukuk sisteminin omurgası da Türk kültürünün bir sonucudur."
Ortaylı, Türkiye Cumhuriyeti'nin Osmanlı'nın devamı olduğunu ve Türk milletinin köklü devlet geleneğinden geldiğini vurguluyordu:
"Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı'nın devamıdır. Osmanlı Türklerin imparatorluğuydu, bu da Türklerin cumhuriyetidir. Cumhuriyeti kuranlar aydan inmediler, hepsi o imparatorluğun yetiştirdiği insanlardır."
Türklerin tarih boyunca ayakta kalmasını sağlayan temel özelliğin "devlet kurma dehası" ve teşkilatçılık olduğunu belirten Ortaylı, şunları ekliyordu:
"Türkler, Avrupalıların sevmediği bir unsurdur. Çünkü Türkler militan bir kökene sahiptir, askerdir. Gittiği her yerde bir nizam kuran, devlet inşa eden pratik bir millettir."
Ortaylı'nın en büyük uyarısı, toplumun tarih bilincinin eksikliğineydi:
"Bir toplumun hafızası yoksa, nereye gideceğinin ve neler yapabileceğinin hesabı olamaz. En utanılacak yönümüz; tarih yaptığımız halde tarih öğrenmemek, bilimsel yöntemle tarih yazmamak konusundaki ısrarımızdır."
Türklerin tarih boyunca bir "çekilme" değil, "kurma" ve medeniyet inşa etme sürecinden geçtiğini vurgulayan Ortaylı, şu sözlerle özetliyordu:
"Türklerin tarihi bir coğrafyaya sığmaz. Bizim tarihimiz bir 'çekilme' değil, bir 'kurma' tarihidir. Türk demek, düzen kuran demektir. Koca bir kavmin binlerce kilometreyi üç asır içinde geçtiğini düşünün. Bu, dünyayı değiştirmez de ne yapar? İşte Türkler dünyayı böyle değiştirdi."
Ortaylı, Türk milliyetçiliğinin, modern bir kurgudan çok, kadim bir devlet geleneğinin sonucu olduğunu ifade eder:
"Türk milliyetçiliği, 19. yüzyılda icat edilmiş bir şey değildir. Bizim milliyetçiliğimiz dilden, ordudan ve devlet kurma geleneğinden gelir. Bir toplumun hafızası yoksa, nereye gideceğinin ve neler yapabileceğinin hesabı olamaz. Kendi dilini bilmeyen, tarihini de bilmez."
İlber Ortaylı'nın bu sözleri, Türk milletinin tarih ve kültürüne sahip çıkmak ve tarih bilinciyle hareket etmek adına bir rehber niteliğindedir. Onun mirası, Türk kimliğinin ve milli hafıza bilincinin yaşatılmasında en büyük ilham kaynağı olmaya devam edecektir.
Türkiye Gazetesi