İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan "İmamoğlu suç örgütü" iddianamesinde, kreş yardımı adı altında rüşvet iddialarına yer verildi. İddianamede, şüpheli Dursun Keleş'in ifadelerine de detaylı şekilde yer verildi.
Oxu.Az'ın TRT Haber'den aktardığı habere göre, Keleş, ifadesinde "Deniz İstanbul" adlı projenin sahibi ve koordinatörü olduğunu, 2015 yılında başladığını ve Adem Soytekin ile tanıştığını belirtti. Soytekin'in, proje sırasında kendisine yardım teklif ettiğini, ancak reddettiğini söyledi. Ayrıca, İmamoğlu'nun projeye destek amacıyla yardım talebinde bulunduğunu ve bu talebi reddetmesine rağmen, projenin devri karşılığında hiçbir para almadan 3 daire devrettiğini aktardı. Keleş, devrettiği dairelerin satış ve geri alım süreçlerini de anlatırken, toplam 3 milyon liraya geri aldığını ve toplam değerin yaklaşık 5-6 milyon lira olduğunu belirtti.
İddianamede, Mustafa Keleş'in de projeyle ilgili ifadelerine yer verildi. Mustafa Keleş, projeyi oğulları ve aile şirketleri adına yürüttüklerini, İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde kendisini arayarak davayı geri çekmesini istediğini, kabul etmeyince tartıştıklarını ve iletişimin koptuğunu söyledi. Ayrıca, inşaat ruhsatları konusunda yaşanan sorunlar ve Fuat Keleş'e 1 milyon dolar ödenmesi iddialarına değindi. Mustafa Keleş, Veysel Erçevik'ten pandemi döneminde 4 milyon lira yardım talebinde bulunulduğunu, ancak reddedildiğini de aktardı.
Adem Soytekin ise, soruşturma sırasında etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifadesinde, daireleri devralmasını sağlayan kişinin Erçevik olduğunu ve ruhsat karşılığı rüşvet olarak dairelerin verildiğini öne sürdü. Soytekin, Dursun Keleş ile hiç görüşmediğini ve baskı iddialarını reddetti.
İddianamede, İmamoğlu ile Mustafa Keleş'in 32 defa irtibat kurduğu ve rüşvet olayında dolaylı rolü olduğu belirtildi. İmamoğlu'nun doğrudan rüşvet talep etmediği, ancak Soytekin ve diğerleriyle iletişim kurarak, rüşvetin verilmemesi halinde projeyi tamamlatmayacağını söylediği kaydedildi. İddianamede, İmamoğlu'nun olaylardan bilgisinin ve dahlinin olduğu, sistemin gücünü hissettirdiği vurgulandı.
Sonuç olarak, şüphelilerin rüşvet verdikleri, aracılık ve temin edenlerin örgütte yönetici sıfatıyla yer aldığı, örgüt elebaşı olarak Ekrem İmamoğlu'nun belirlendiği belirtildi. Delillerin bütünlüğü dikkate alınarak, yeterli delil ve şüphe bulunduğu bildirildi.