Anadolu'nun kalbinde bir sabah sessizce doğar. Güneş, Malazgirt Ovası'na utangaç şafaklarla inerken, toprak nefesini tutmuş bekler. Bu sabah sıradan değildir. Bu sabah; adını sonsuza dek tarihe kazıyacak bir milletin kaderle hesaplaştığı gündür.
Türk milletinin müthiş tarihi Malazgirt Zaferi, her sene Türkiye'de devlet bayramı olarak kutlanmaktadır.
Oxu.Az, Malazgirt Zaferi ile ilgili dünya Türklerini tebrik ederek Türk milletine nice böyle zaferler nasip olmasını temenni ediyor.
Tarih: 26 Ağustos 1071...
Malazgirt Ovası'nda piyade askerlerin mızrakları, tarihin sayfalarını yeniden yazarken; hilal taktiği ile Selçuklu süvarileri düşmanı kuşatır. Her hamle bir dua, her adım bir ilahi yürüyüştür.
Karşılarında devasa bir Bizans ordusu vardır - yaklaşık 200.000-300.000 kişilik. Ancak Selçuklu ordusunun çevikliği, inançları ve Alp Arslan'ın önderliği üstün gelir; Bizans safında korku çiğneme başlar. İmparator Romanos Diogenes esir düşer. Herkes zaferin intikamını beklerken, Alp Arslan şöyle der:
"Sen benim esirim değilsin; ben de sana zalim değilim. Adaletle hükmederim."
Malazgirt, yalnızca bir savaş değil; bir milleti yeniden dirilten kıyamdır. Türkmenlerin Anadolu'da ilk secdesi; şehitlerin kanıyla sulanan ilk fidandır. O gün başlayan Türk-İslam medeniyeti, Anadolu'ya kök salar. Kimlik olur, bayrak olur, yurt olur. Bugün Malazgirt'e baktığımızda sadece bir ova değil, bir ruh görürüz. Korkunun, ümitsizliğin değil; inancın, kararlılığın, dirilişin ve zaferin ruhunu görürüz.
Alp Arslan "son düzlük" dediğinde, bugün de o düzlükteyiz. Ruhunu taşıyan her vücut, o ovada yeniden ayağa kalkıyor.
Malazgirt Zaferi, yalnızca bir kapının aralanması değil; bir çağın kapanışı, yeni bir tarihin başlangıcıdır.
26 Ağustos 1071'de Malazgirt'te atılan adımlar, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk harcıdır. Çünkü bu zafer, Anadolu'yu bir göç yolu olmaktan çıkarıp "ebedi vatan" yapan dönüm noktasıdır.
Bu topraklar, Malazgirt'le birlikte Türk'ün yurdu olmaya başlamış; Anadolu'nun her köyü, her dağı, her taşı Türk-İslam kültürüyle yoğrulmuştur. Malazgirt'in ardından kurulan beylikler, ardından Anadolu Selçuklu Devleti ve nihayetinde Osmanlı İmparatorluğu, bu zaferin gölgesinde yeşermiştir. Bu devletlerin her biri, Malazgirt'in bir yankısıdır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri, 1071'de toprağa düşen ilk secdeyle atılmıştır. Bu yönüyle Malazgirt, sadece Selçuklu'nun değil, bugünkü Türkiye'nin de tapu senedidir. Bugün üzerinde özgürce yaşadığımız bu topraklar; o gün çekilen kılıçların, edilen duaların ve dökülen kanların eseridir.
Malazgirt, Türk halkına yeni bir yurt kazandırmıştır. Malazgirt, Türk halkına bir millet bilinci armağan etmiştir. Anadolu'nun her karışında bir Malazgirt yankılanır. Türkiye Cumhuriyeti, işte bu yankının üzerine kurulmuştur. Bu zaferin ruhu; Sakarya'da, Çanakkale'de, Dumlupınar'da, 15 Temmuz'da, Şuşa'da, Karabağ'ın her karış toprağında ve Türk halkı için her sarsıntıda yeniden ayağa kalkmış; milletin omurgası olmuştur.
Bugün bize düşen, sadece o büyük zaferi anmak değil; onu anlamaktır. Birliktir, inançtır, kararlılıktır. Devlete ve millî kimliğe bağlılıktır.
Elçin Aslangil