Siyasette zaman zaman öyle tandemler oluşur ki, ilk bakışta tandem değil, tamamen zıt kutuplar gibi görünürler, ama aslında bir karanlık noktada yolları kesişir. Ramiz Mehdiyev ve Ali Kerimli de bu kategoridedir - biri uzun yıllar sistemin içinde "Gri kardinal" veya "beşinci kol"un mimarı olarak tanınan, diğeri ise yıllardır siyasette sürekli muhalefet eden bir muhalif figür. Bu iki çizginin kesişmesi birçok kişiye garip gelse de, anlaşılmış ki ortada ortak bir çıkar varmış: iktidara giden karanlık yol.
Öyle ki, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi (AHCP) Başkanı Ali Kerimli'nin yaşadığı evde bugün Devlet Güvenlik Servisi mensupları tarafından arama yapıldı.
Oxu.Az'ın elde ettiği bilgiye göre, Ali Kerimli hakkındaki soruşturma Cumhurbaşkanlığı İdaresi eski Başkanı Ramiz Mehdiyev'in ceza davası kapsamında yürütülüyor.
Bu ise tesadüf değil. Çünkü bir süre önce Ramiz Mehdiyev'in kendisi Ceza Kanunu'nun 278.1 (devlet iktidarını ele geçirmeye yönelik eylemler), 274 (vatana ihanet) ve 193-1.3.2'nci (suç yoluyla elde edilmiş malı aklama) maddeleriyle suçlanarak hakkında ev hapsi tedbiri uygulanmıştı.
Bu nedenle bu sürecin merkezinde iki ismin - Cumhurbaşkanlığı İdaresi eski Başkanı Ramiz Mehdiyev ve AHCP Başkanı Ali Kerimli'nin adının bulunması tesadüf değil.
Süreçteki ana tehlike kaynağı görünen taraflardan biri, ya da belki de birincisi Rusya faktörüdür. Haklı bir soru ortaya çıkıyor: "Moskova rüzgarı" neden hep aynı yönden esiyor?
Belirtmek yerinde olur ki, hem Mehdiyev hem de Kerimli zaman zaman Moskova'nın yörüngesine yaklaşmakla gündeme gelmişlerdi. Biri SSCB'nin "siyasi laboratuvarından" çıkmış, diğeri ise uzun yıllardır Batı, Rusya ve bölgedeki siyasi kulislerin yönünü kendi çıkarlarına göre şekillendirmeye çalışan bir figür olmuştur. Bu tandem, sanki iki farklı cinsten olup aynı havada uçan iki kuşu anımsatsa da, sonuçta her ikisi de aynı ağaca konmaya çalışmıştır - Rusya'nın çürümekte olan etki ağacı.
Peki devlete ihanetin cezası nedir?
Devlete ihanet yalnızca hukuki kavram değil, aynı zamanda siyasi hafızanın bir meselesi ve en yüksek güvenlik hattının ihlalidir. Dolayısıyla, kimliği ne olursa olsun -görevde veya muhalefette- anayasal sisteme ihanet eden herkesin kaderi aynıdır. Bu açıdan bakıldığında, Mehdiyev-Kerimli hattının soruşturulması ne duygusal bir tepki ne de siyasi bir talimattır; devlet güvenliğinin korunmasıdır. Devlet ise tehdit edilmek için değil, yaşamak ve hayatta kalmak için kurulmuştur.
Gölgedeki figürler veya sahneye çıkmak isteyip de ışıktan korkan aktörler kimlerdir?
Mehdiyev ve Kerimli hattında başka isimler de vardı. Bu hat, çeşitli kademelerden istifa etmiş ve Mehdiyev'in etkisi altında kalmış eski yetkilileri, radikal muhalifleri ve bazı Batı ve Rusya siyasi çevreleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen aktörleri içeriyordu. Onların eylem prensipleri aynıydı. Kürsüden slogan atmak, gizli planlar yapmak ve nihayetinde yurt dışından "tavsiye" alıp kötü niyetlerini hayata geçirmek. Ama sonunda hepsi bir şeyi unuttu: gösteri ve drama farklıdır ve bu nedenle devlet tiyatrosunda doğaçlama risklidir. Bu bağlamda, bugün DEVLET hem perde arkasında hem de sahnede ihanete karışan herkesi aynı şekilde sorgulamaktadır.
Kısacası, bu isimlerin tek bir amacı olsa da -güç kullanarak iktidarı ele geçirmek- Azerbaycan devletinin sert ve çevik güvenlik sistemi bu girişimleri zamanında engelledi.
Merahim Nesib