Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları, haftalık olarak düzenlenen basın bilgilendirme toplantısında basın mensuplarının çeşitli konulardaki sorularını cevaplandırdı.
MSB, bir siyasi parti genel başkanının düşen C-130 uçağına ilişkin gerçek dışı iddiaları hakkında yöneltilen soruya şu şekilde karşılık verdi:
"Bir siyasi parti genel başkanı tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan ve siyasi güdülerle dile getirilen açıklamalar, kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan açık bir dezenformasyon girişimidir. Herhangi bir somut veriye dayanmayan bu ifadeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi toplum nezdinde itibarsızlaştırmaya yönelik asılsız iddialar barındırmakta ve yapılan resmî açıklamalar bilerek çarpıtılmaktadır. Bilhassa Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen ve 20 kahraman silah arkadaşımızın şehit olduğu hadiseyle ilgili, şehit sayımızın dahi hatalı aktarıldığı son derece vahim ve dayanaksız ifadeler, kötü niyetli bir yaklaşımın ürünüdür.
Düşen C-130 uçağımıza ilişkin derhâl başlatılan teknik inceleme, tüm boyutlarıyla titiz bir biçimde sürdürülmektedir.
Hazırlanacak olan nihai rapor, ilgili süreçlerin eksiksiz tamamlanmasının ardından kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır. Konuyla ilgili suç duyurusunda bulunulmuş olup yasal süreç başlatılmıştır.
Millî güvenliğimizi ilgilendiren meselelerde somut delillere dayanmayan temelsiz iddia ve ithamlara, spekülatif ve manipülatif nitelikteki açıklama ve yorumlara itibar edilmemesi, yapılacak resmî açıklamaların esas alınması büyük önem arz etmektedir.
Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi.
— T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) April 2, 2026
Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda şu bilgiler… pic.twitter.com/XAAaxscqgY
TÜRKİYE'NİN KARADENİZ'E YÖNELİK GÜVENLİK ANLAYIŞI VE NATO KARARGÂHLARI
Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye'nin Karadeniz'e yönelik güvenlik politikası ve NATO Karargâhlarıyla ilgili soruya şu karşılığı verdi:
Son zamanlarda bazı basın-yayın kuruluşları ve sosyal medya platformlarında; ülkemizin NATO'ya sağladığı katkılar, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu ve Karadeniz'de yürütülen faaliyetlere dair konularda eksik bilgiye dayalı değerlendirmeler yapıldığı ve bazı kavramların birbirine karıştırıldığı görülmektedir.
Her şeyden önce Bakanlığımız tarafından, kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesi ilkesi esas alınmakta; bu çerçevede her hafta düzenli şekilde basın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirilmekte ve basın mensuplarının soruları yanıtlanmaktadır. Savunma ve güvenlik alanlarındaki çalışmalar ilgili makamlarla eşgüdüm içinde yürütülmekte, süreçler tamamlandıktan sonra gerekli bilgiler millî güvenliğimizi zafiyete uğratmayacak biçimde kamuoyuyla açık olarak paylaşılmaktadır.
Bu çerçevede; Türkiye'nin Karadeniz'e yönelik temel stratejisi ve bu strateji doğrultusunda inisiyatif alınarak kurulan NATO ve NATO dışı çok uluslu Deniz Karargâhları ile Adana'da kurulum çalışmaları süren Çok Uluslu Kolordu Karargâhı hakkındaki bilgiler aşağıda sunulmaktadır.
TÜRKİYE'NİN KARADENİZ'E YÖNELİK TEMEL STRATEJİSİ
Türkiye'nin Karadeniz'e ilişkin temel stratejisinin sorulması üzerine MSB, "Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi'nden herhangi bir taviz verilmesi söz konusu değildir. Tüm çalışmalar bu prensibe göre gerçekleştirilmektedir. Türkiye'nin Karadeniz'e yönelik güvenlik anlayışı; Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin tesis ettiği denge ve istikrarın muhafaza edilmesine, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz'e kıyıdaş devletlerin öncelikli sorumluluk üstlenmesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde Karadeniz, tarihte olduğu gibi günümüzde de geniş çaplı bir çatışma sahasına dönüşmemiştir. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlı bir şekilde uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir. Karadeniz'de artan jeopolitik rekabet ve güvenlik tehditlerine karşın ülkemiz, bölgedeki istikrarın korunması, gerilimin tırmandırılmaması ve güvenliğin öncelikle kıyıdaş devletler tarafından temin edilmesi yönündeki duruşunu kararlılıkla sürdürmektedir. Bu doğrultuda Türkiye, Karadeniz'in bir çekişme alanına dönüşmesini engellemeye yönelik inisiyatif almaya devam etmekte ve bölgesel güvenlik mimarisinin korunmasında etkin bir rol üstlenmektedir" şeklinde cevap verdi.
UKRAYNA GÖNÜLLÜLER KOALİSYONU DENİZ UNSUR KOMUTANLIĞI
"Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu Deniz Unsur Komutanlığı" hakkındaki soruya MSB şu yanıtı verdi:
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın bir anlaşmayla sonuçlanması hâlinde uygulamaya konulacak güvenlik düzenlemelerine ilişkin planlamaların sürdürüldüğü ve şu an itibarıyla 33 ülkenin katılım iradesini bildirdiği "Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu", NATO ile bağlantılı olmayan çok uluslu bir girişimdir.
Bu girişim çerçevesinde oluşturulan Çok Uluslu Ukrayna Kuvvetinin (MNF-U), Fransa'nın başkenti Paris'te çekirdek kadro ile teşkil edilen operatif karargâh üzerinden sevk ve idare edilmesi öngörülmektedir.
Bu kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı (MCC) görevi; güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tesis edilen dengenin muhafazası amacıyla ülkemiz tarafından yerine getirilecektir.
Bu doğrultuda, 15-16 Nisan 2025 tarihlerinde Ankara'da düzenlenen toplantıda, Türkiye'nin deniz boyutundaki planlama çalışmalarına öncülük etmeye devam etmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin belirlediği hukuki çerçevenin planlamalarda temel alınması konularında uzlaşıya varılmıştır.
Deniz Unsur Komutanlığı Karargâhı, 25 Ağustos 2025 tarihinden itibaren tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadroyla teşkil edilmiş bulunmaktadır. Deniz Unsur Komutanlığına 14 ülke katkı beyanında bulunmuştur; ancak deniz platformlarına yönelik katkılar yalnızca kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacaktır.
MAYIN KARŞI TEDBİRLERİ KARADENİZ
Türkiye'nin öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan tarafından oluşturulmuş, NATO kuvvet yapısı dışında yer alan bir girişimdir. Söz konusu görev kuvveti, 11 Ocak 2024 tarihinde imzalanan mutabakat ile kurulmuş ve 1 Temmuz 2024'te ilk kez aktive edilmiştir.
Temel amacı Karadeniz'de mayın arama faaliyetleri yürütmek ve kritik sualtı altyapılarının korunmasına destek sağlamak olan bu yapı, katılımcı ülkelerin millî mayın arama gemileriyle görev yapmaktadır; komuta ve karargâh sorumluluğu altı aylık rotasyonlarla üç ülke arasında dönüşümlü olarak devredilmektedir. Hâlihazırda görev kuvveti, ülkemiz komutasında 9'uncu aktivasyon dönemini sürdürmektedir.
NATO KARARGÂHLARI
MSB, NATO Karargâhları hakkında yöneltilen soruya şu karşılığı verdi:
"1952 yılında NATO'ya katılan Türkiye, İttifakın en büyük ikinci ordusuna sahip olup NATO komuta ve kuvvet yapısında kritik görev ve sorumluluklar üstlenmektedir.
NATO'nun Savunma ve Caydırıcılık Konsepti doğrultusunda 2020 yılından bu yana plan ile komuta kontrol sistemlerinde; tehdidi caydırmak ve savunmaya geçiş sürecini kolaylaştırmak, NATO topraklarına yönelik olası bir saldırıya karşı savunmayı güçlendirmek amacıyla revizyon gerçekleştirilmiştir.
Stratejik ve bölgesel düzeyde planlar hazırlanmış ve bu planları hayata geçirecek karargâhların kurulması kararlaştırılmıştır.
Bu kapsamda; 2023 yılında Çokuluslu Kolordu Karargâh-Türkiye (MNC-TÜR) ve 2024 yılında Birleşik Görev Kuvveti (CTF) Karadeniz'in oluşturulması çalışmalarına başlanmıştır."
ÇOK ULUSLU KOLORDU KARARGÂHI
Çok Uluslu Kolordu Karargâhı ile ilgili soruya MSB şu açıklamalarda bulundu:
"NATO planlarında, bölgesel bir Türk Kolordu Karargâhı vasıtasıyla ülkemizin savunmasının NATO kuvvetleriyle koordinasyonunun sağlanması ve gerektiğinde görevlendirilecek kuvvetlerin emir ve komutasının yönetilmesi öngörülmüştür.
Söz konusu karargâhın çok uluslu bir yapıya kavuşturulması millî makamlar tarafından uygun bulunmuş ve MNC-TÜR kurulumu 2024 yılında NATO makamlarına resmen bildirilmiştir. Karargâhın kurulum faaliyetleri devam etmekte olup şu ana kadar yalnızca çekirdek personel atamaları gerçekleştirilmiştir ve çokuluslu karargâh statüsü henüz onay aşamasındadır."
"HER İKİ KARARGÂHTA DA HÂLIHAZIRDA SADECE TÜRK PERSONEL GÖREVLİDİR"
"Deniz harekât sahasında planların uygulanabilirliğini sağlamak amacıyla 2024 yılında beş adet (Atlantik, Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Akdeniz ve Karadeniz) Birleşik Görev Kuvveti (CTF) kurulması planlanmıştır. Karadeniz'de tesis edilecek olan CTF-Black karargâhının komutası ve ev sahipliği, bölgesel sahiplik ilkemiz çerçevesinde 2028 yılına kadar ülkemiz tarafından üstlenilmiştir. 2028 yılından sonra Karadeniz'e kıyıdaş müttefiklerin (Romanya ve Bulgaristan) sunacağı tekliflere dayanarak söz konusu karargâha ev sahipliği yapacak ve komuta edecek ülke belirlenecektir. Karargâhın kurulum süreçleri sürmekte olup şu aşamada yalnızca çekirdek personel atamaları tamamlanmıştır. Her iki karargâhta da hâlihazırda sadece Türk personel görev yapmaktadır.
Bilgilerini aktardığımız üç deniz ve bir kara karargâhı, ülkemizin güvenlik gereksinimleri ve Karadeniz'e yönelik politik duruşumuzla uyumlu şekilde teşkil edilmektedir. Türkiye NATO karar mekanizmasında etkin biçimde yer almaktadır.
Türkiye, bu rolüyle geçmişte NATO'ya kuvvet tahsis eden bir ülke olmanın ötesine geçerek bugün karar alma ve yön belirleme süreçlerinde aktif şekilde söz sahibi olmakta, oluşturulan yapıları kendi güvenlik öncelikleri doğrultusunda biçimlendirmektedir.