Yaklaşık bir hafta önce Almanya'dan tatil için İstanbul'a gelen Servet ve Çiğdem Böcek çifti ile çocukları 6 yaşındaki Kadir ve 3 yaşındaki Masal hayatını kaybetmişti. Aynı otelde kalan Ayoub Hamraoui, Reda Fakhri ve Ayoub Hamraoui fenalaşarak hastaneye kaldırılmıştı.
Oxu.Az'ın Haber Global'den aktardığı habere göre, başlangıçta gıda zehirlenmesi olarak değerlendirilen olay, otelin ilaçlandığının ortaya çıkmasıyla bambaşka bir boyuta taşındı. Böcek ailesinin Ortaköy'de yemek yediği kafe sahibi, midye satıcısı, kokoreççi ve lokum satıcısının ardından otel çalışanları ve ilaçlama şirketi çalışanlarının da aralarında bulunduğu 11 şüpheli gözaltına alındı. Savcılık ifadelerinin ardından kafe sahibi, midye satıcısı, kokoreççi ve lokum satıcısı tutuklanma talebiyle çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
Diğer 7 şüphelinin emniyetteki işlemleri devam ederken otel odasında ilaçlama yapan, yetki belgesi bulunmayan şirket yetkilisinin çarpıcı ifadesi ortaya çıktı. İlaçlama yapan şüphelinin, "Her zaman yaptığım gibi 2 farklı ilaç kullandım. Yine aynı şekilde ilaçladım çıktım" dediği öğrenildi.
Böcek ailesinin otelin 2'inci katında konakladığı esnada otelin 1'inci katında ilaçlama yapıldığı, ilacın havalandırmadan Böcek ailesinin odasına sızmış olabileceği değerlendirildi. İlacın içinde alüminyum fosfit maddesinin bulunup bulunmadığı titizlikle araştırılırken, ayrıca ilaçlamayı yapan kişinin sertifikasının olmadığı öne sürüldü.
Alüminyum fosfit nedir?
Özellikle tahtakurusu ve hamam böceği ilaçlamasında kullanılan alüminyum fosfit maddesi, yanlış kullanımında son derece zehirli bir etkiye sahip. En çok tarımda ve konutlarda pestisit adıyla kullanılan ilacın oldukça güçlü bir zehir olduğu, aşırı solunması halinde kolaylıkla ölüme sebep olabileceğini ifade ediliyor.
Normal şartlarda, bu kimyasalın eğitimli kişiler tarafından, ortam karantinaya alınarak kullanılması, gaz birikmesine karşı önlem alınması gerekiyordu.
Bu ilacın bir panzehirinin olmadığı da belirtiliyor.
Ailenin kesin ölüm sebebi Adli Tıp Raporuyla gün yüzüne çıkacak.
Öte yandan aileyi hastaneye götüren taksici Sercan Tanrıverdi o anları anlattı. Fatih'te taksicilik yapan Tanrıverdi, "12 Kasım günü saat 11.20'de aile, Kadırga Limanı Parkı'nın önünde aracımın önüne atladı. Beni durdurup aracıma bindiler. En yakın hastaneye götürmemi istediler. Bezmialem Hastanesi'ne doğru yola çıktım, aileyi telaşlı gördüm. Babayla sohbet etmeye çalıştım.
Neyiniz var diye sorduğumda yiyecek ve içecek yemiştik galiba bize dokundu diye cevap verdi. "Lütfen en yakın hastaneye bizi götür" dedi. Hastaneye doğru giderken kız çocuğu sürekli kusuyordu. Poşet verdim, poşete kustu. Anne baygındı, kafasını sağ arka cama yaslamıştı. Yolun bir an önce bitmesini bekliyordu.
Babayla sohbet ettiğimde, "Ne zaman İstanbul'a gelsem başıma vukuat geliyor, geçen sene geldiğimde de motosiklet kazası geçirdim. Kolumu, bacağımı kırdım. Bu sefer de böyle talihsiz olay yaşadım" dedi. Ben normal taksi şoförüyüm, görevimi yaptım. Müşterileri aldım, en yakın hastaneye götürdüm. Bu konu hepimizi üzdü, acı bir haber. Ailesine de baş sağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.