"ABD Başkanı Trump İran'da ekonomi temelli başlayan gösterilerin dışarıdan müdahaleyle şiddetinin artması üzerine İran yönetimini uyararak göstericilere yönelik şiddetin artması durumunda müdahale edeceklerini açıkladı. Ve halen bununla ilgili ciddi askeri hazırlıklarının ve müdahale seçeneklerini üzerinde çalıştıklarını belirtti. ABD'nin İran'a askeri müdahale olasılığı yüksek. Ama bu müdahale şimdilik kara operasyonu şeklinde gerçekleşmez. Hava saldırıları, askeri ve siyasi liderler nezdinde suikast girişimleri, siber saldırılar şeklinde gerçekleşme ihtimali oldukça yüksek."
Bu sözleri Oxu.Az'a ABD-İran ilişkilerini yorumlayan Türkiye'nin Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ali Fuat Gökçe, dış etkenlerin İran'da halk ve yönetimi birbirine yaklaştıracağını belirtti:

"İran'ın toplumsal hareketleri kısa vadede bastırması muhtemel. Ancak uzun vadede ekonomik ve toplumsal sorunların çözülememesi halkı tekrar sokağa çıkaracaktır. Otoriter ve totaliter rejimler ne kadar uzun ayakta kalırsa kalsın eninde sonunda çökmektedir. İç dinamikler güçlü oldukça, iç muhalefet güçlü oldukça içeriden çökme ihtimali yüksektir. Ancak iç dinamiklerin harekete geçmesi durumunda onların bağlantılı olduğu dış aktörlerin mutlaka desteği olmaktadır. İran'da da bunun örneğini görebiliriz. İran halkı kendi başına rejim değişikliği yapabilir. Dışarıdan müdahaleler özellikle ABD merkezli desteklerin İran halkını iktidarın etrafında birleştirmesi de söz konusudur. Buradaki durum pamuk ipliğine benzer. Ne zaman hangi taraftan kopacağı belli olmaz."
12 günlük dönemde savaş ortamı olması sebebiyle İran halkı dış olumsuz çağrılara cevap vermedi. Ama toplumsal farklılıklar ve ekonomik yapılar üzerinden harekete geçirecek alt yapı hazırlıkları devam etti. Suriye, Irak, İran ve Türkiye açısından da tehditler mevcut. Bu ülkelerdeki farklılıklar kullanılarak bölünmesi ve yönetilebilir ve kontrol edilebilir hale getirilmesi gerekmektedir. İran'ın bölünmesi Türkiye'nin güvenliğini tehdit eder. İran'daki rejimin kim olduğu Türkiye açısından önemli değildir. Önemli olan Batı'nın güdümünde olmayan bütünlüğünü ve egemenliğini koruyan İran'ın varlığıdır. Irak'taki önceki gelişmeler ve muhtemelen yeni gelişecek durumlar, Suriye'deki gelişmeler ve şimdi de İran'daki durum, acaba İran'dan sonra sıra Türkiye'ye mi gelecek? sorusunu aklımıza getirmektedir."
Söhrab İsmayıl