Prof. Dr. Süleyman Pampal, katıldığı bir panelde Türkiye'nin deprem gerçeğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Olası Marmara depremine değinen Pampal, İstanbul için deprem riskinin hem çok yüksek hem de oldukça yakın olduğunu vurguladı. İstanbul'un 7'ye yakın büyüklükte bir depremi yaşamak zorunda kalacağını ifade eden Pampal, riskin yoğunlaştığı bölgeleri de tek tek açıkladı.
Adana'nın Kozan ilçesinde düzenlenen "Deprem Gerçeğiyle Yaşamak" başlıklı panele katılan Prof. Dr. Pampal, Marmara'da beklenen büyük İstanbul depremiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Pampal, megakentte 7 civarında bir depremin kaçınılmaz olduğunu belirterek, deprem tehlikesinin son derece yüksek seviyede olduğunu söyledi. Ayrıca 6 Şubat depremlerinin Adana ve Kozan üzerindeki etkilerine de değindi.
Adana'nın depremselliğine dikkat çeken Pampal, özellikle bazı ilçelerin aktif fay hatlarına çok yakın konumlandığını belirtti. Kadirli, Sumbas, Ceyhan ve Osmaniye'nin bu açıdan riskli yerleşim alanları olduğunu söyleyen Pampal, bu fayların önemli bir bölümünün 7 büyüklüğüne kadar deprem üretme kapasitesine sahip olduğunu ifade etti.
Bölgede yer alan aktif fay hatlarının ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Pampal, Adana ve çevresindeki yakın tehlike kaynaklarına dikkat çekti. Özellikle Adana'nın kuzeydoğusunda bulunan Kozan, Feke, Saimbeyli ve Aladağ ilçelerinin risk altında olduğunu belirten Pampal, doğu kesiminde yer alan Kadirli, Sumbas, Ceyhan ve Osmaniye'nin de aktif faylara oldukça yakın olduğunu söyledi.
Bu fayların büyük bir kısmının 7'ye varan büyüklükte deprem üretebileceğini dile getiren Pampal, Kozan özelinde de önemli bilgiler paylaştı. Kozan'ın kuzey ve kuzeydoğusunda Akçaluşağı Fayı, Bozdoğanuşağı Fayı, kendi arazi çalışmaları sırasında tespit ettiği Gezitdağ Fayı ve Yardibi Fayı gibi aktif fayların bulunduğunu aktaran Pampal, bu fayların 6 ve üzeri büyüklükte depremler üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.
Tarihi kayıtların da bu tehlikeyi doğruladığını belirten Pampal, 1269 yılında bölgede yıkıcı bir depremin yaşandığını hatırlattı. Adana'nın kuzeydoğusundaki yerleşim alanlarında, Kozan dâhil olmak üzere, deprem riskinin maalesef çok yüksek olduğunu söyledi.
İstanbul açısından en büyük tehlikenin Marmara Denizi içerisindeki kırılmamış fay segmenti olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Pampal, bu konudaki görüşlerini ayrıntılı şekilde paylaştı. Kuzey Anadolu Fayı'nın kuzey kolunun, İstanbul'un Avrupa Yakası'nın güneyinden kıyıya paralel biçimde Silivri açıklarından başlayarak Tekirdağ ve Ganos'a kadar uzandığını belirtti.
1912 yılında Ganos Fayı'nın kırıldığını ve 7,3 büyüklüğünde bir deprem ürettiğini hatırlatan Pampal, bu kırılmanın ardından doğuya doğru fay hareketlerinin devam ettiğini söyledi. 2009 ve 2011 yıllarında meydana gelen 5,5 ve 5,9 büyüklüğündeki depremleri ve 23 Nisan 2024'te yaşanan 6,2'lik depremin İstanbul'a oldukça yaklaştığını ifade etti.
1766 yılında İstanbul'u büyük ölçüde yıkan iki depremin de bu fay hattı üzerinde meydana geldiğini belirten Pampal, Büyükçekmece açıklarından Eminönü'ne kadar uzanan yaklaşık 30-35 kilometrelik bölümde hâlâ kırılmamış bir segment bulunduğunu vurguladı. Deniz altında yer aldığı için net ölçüm yapılamadığını söyleyen Pampal, bu bölümün henüz kırılmadığını ve gelecekte mutlaka kırılacağını ifade etti.
İstanbul'da büyük bir deprem beklentisini yaklaşık bir yıl önce dile getirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Pampal, 23 Nisan'dan sonra 6,5-7,0 aralığında bir depremin daha meydana geleceğini öngördüğünü söyledi. Bu görüşünde hâlâ aynı noktada olduğunu belirten Pampal, İstanbul'un 7'ye yakın büyüklükte bir depremi maalesef yaşayacağını ifade etti.
Bu fayın kırılmasıyla birlikte Marmara'daki deprem sürecinin tamamlanacağını dile getiren Pampal, son yıllarda konunun uluslararası bilim dünyasında da geniş yankı bulduğunu belirtti. Amerika'da New York Times'a kadar yansıyan haberler yapıldığını ve Nature dergisinde bilimsel makaleler yayımlandığını söyleyen Pampal, İstanbul'un deprem tehlikesinin hem çok yüksek hem de çok yakın olduğunu vurguladı. Tekrarlanma süresinin dolmuş gibi göründüğünü de sözlerine ekledi.
Prof. Dr. Pampal, riskin yalnızca Kuzey Anadolu Fayı'nın kuzey koluyla sınırlı olmadığını, güney kolun da ciddi bir tehlike barındırdığını söyledi. İznik-Gemlik-Pamukova hattı boyunca uzanan güney kol üzerinde de yıkıcı bir deprem beklendiğini belirten Pampal, bu fayın 1065 yılından bu yana kırılmadığını ifade etti.

1065'te yaklaşık 7 büyüklüğünde bir deprem üreten bu fayın, İznik'in bir bölümünü sular altında bıraktığını hatırlatan Pampal, söz konusu fayın 7-7,5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu söyledi. Bu hattın kırılması durumunda İstanbul'un yanı sıra Bursa, İznik ve Orhangazi'nin de ciddi şekilde etkileneceğini belirten Pampal, Marmara depremlerinin maalesef beklendiğini ve tehlikenin çok yüksek olduğunu vurguladı. Riskleri azaltmaktan başka bir seçenek olmadığını da sözlerine ekledi.
TGRT Haber