Van'da kaybolan ve sonradan Van Gölü kıyısında bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in acı ölümünün ardından kapsamlı DNA incelemeleri soruşturmayı yeni boyuta taşıdı.
Oxu.Az'ın Türkiye Gazetesi'nden aktardığı habere göre, Van'da 27 Eylül 2024 tarihinde ortadan kaybolan ve 19 günlük hummalı bir arama çalışmasının ardından Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüyle ilgili soruşturmada kritik bir gelişme yaşandı.
Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla, cenazeyle herhangi bir şekilde temas etmiş olabilecek kişilerin DNA profillerinin karşılaştırılması istenmiş ve kapsamlı bir inceleme başlatılmıştı.
Adli Tıp Kurumu Van Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi tarafından gerçekleştirilen titiz çalışmada toplam 134 kişiden DNA örneği alındı. Van Barosu, Adli Tıp Kurumu'nun hazırladığı bu kritik raporla ilgili kamuoyunu bilgilendirdi. Raporda, incelenen kişiler arasında otopsi ekibi üyeleri, cenazenin taşınması sırasında görev alan personel ve üniversite çevresinden şüpheliler bulunduğu belirtildi. Yapılan detaylı karşılaştırmalarda, Kabaiş'in vücudunda tespit edilen iki farklı DNA örneğinin bu 134 kişiden hiçbiriyle eşleşmediği kesin olarak ortaya kondu.
İncelemenin sonuç raporunda özellikle "İlgili olmayan kişilerin teması ile bir bulaş tespit edilmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla bu aşamada bulaş ihtimalinin de dışlanmış olduğu" ifadesine yer verildi. Bu rapor sayesinde "bulaş ihtimali" tamamen ortadan kaldırılmış ve soruşturmada farklı bir yön belirlenmesi gerektiği anlaşılmış oldu.
Olayın geçmişi
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü'nde eğitim gören 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde aniden ortadan kaybolmuş ve kamuoyunda büyük endişe yaratmıştı. Genç öğrencinin cansız bedeni, 15 Ekim 2024 tarihinde Van Gölü kıyısında bulundu. Kabaiş'in naaşı, Van Adli Tıp Kurumu'nda yapılan ön otopsinin ardından detaylı inceleme için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmiş, cenazesi ise 16 Ekim'de memleketi Diyarbakır'da gözyaşları içinde toprağa verilmişti.
Van'da kaybolduktan 18 gün sonra sahilde cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, adalet arayışını sürdürüyor.
Oxu.Az'ın DHA'dan aktardığı habere göre, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1'inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül'de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kayboldu. Genç kızdan haber alınamaması üzerine kapsamlı arama çalışmaları başlatıldı. Rojin'in cansız bedeni, 15 Ekim'de İpekyolu ilçesindeki Mollakasım Mahallesi sahilinde bulundu. Soruşturma devam ederken, Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan çarpıcı rapor dosyaya eklendi. Raporda, Rojin'in göğüs bölgesinden alınan 'Sternal bölge' ve 'intra vajinal 5' olarak adlandırılan vajina iç bölgesinden alınan örneklerde, ölenin DNA'sıyla karışık halde 2 farklı erkek kişiye ait DNA profili tespit edildiği vurgulandı. Bunun üzerine cenazeye, olay yerinden Van Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'ne götürülmesi ve otopsi sürecinde müdahalede bulunduğu değerlendirilen toplam 134 kişiden DNA örneği alındı. Adli Tıp Kurumu 5'inci Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun hazırladığı raporda, alınan örneklerin yapılan incelemede, bulunan 2 DNA örneğiyle uyuşmadığının tespit edildiği, bulaş tespit edilmediğinin anlaşıldığı belirtildi.
Kızının atletinde kan izinin de bulunduğunu belirten Nizamettin Kabaiş, "13 aydır biz bu acıyı çekiyoruz. Dosya neden bu hale geldi ve neden bu kadar eksik yürütülüyor? Dün Van'dan geldik. Avukatlarımızla beraber Cumhuriyet başsavcısı ile görüştük. Çalışmaların hızlandırılmasını rica ettik. Telefonun neden açılmadığını sorduk. Bize önce Portekiz'e daha sonra İspanya'ya göndereceklerini söylediler. Katillerin izi var ama tutuklu yok. Rojin'in üzerinden 2 erkek DNA'sı çıktı. Daha sonra 134 kişiden DNA alındı. Eşleşmedi ve bulaş olmadığı kesinleşti. Rojin'in atletinde kan tespit edildiği daha önce bize söylenmişti. Rojin'in olma ihtimali üzerinde durdular. Fakat bize söyledikten 20 gün sonra tekrar Van'a gittik. Rojin'in atletindeki kanın başka bir kadına ait olduğu bize söylendi. Ben başsavcıya üniversitedeki bütün erkekler, Çardakçı ve Molla Kasım köyündeki tüm erkeklerden DNA tespiti yapılması için ricada bulundum. Bu konuda kimse yanlış anlamasın ama yapılması gereken budur. Çünkü telefonu ve cansız bedeni orada bulundu. O kadının kanı kime aittir? Devlet bunu tespit edebilir. Dayanacak gücüm kalmadı. Bunlar kimse tespit etsinler ve en ağır cezayı versinler" diyerek adalet çağrısında bulundu.
Ailenin avukatı Zeynep Demir, saptanan kandan alınan örnekle kimlik tespitinin yapılmasının kritik önem taşıdığını vurgulayarak, "Daha önce olan bir kan lekesi, DNA profili bozulduğu için kime ait olduğu ATK'da tespit edilemedi. Kime ait olduğuna dair bir tespit yer almıyor ancak kanın bir kadına ait olduğu kısmı kesin olarak tespit edilmiş. Oradaki çelişkinin giderilmesi için o kanın kime ait olduğunun tespit edilmesi gerekiyor" şeklinde açıklama yaptı.