Slovenya'da hayata geçirilen ve ülkenin en kritik altyapı yatırımları arasında gösterilen Divaca-Koper Demir Yolu Projesi, büyük bir hukuki krizle gündemde. Projeyi 2021 yılında kazanan Türk firması Yapı Merkezi İnşaat ve Sanayi A.Ş., Slovenya devletinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek 330 milyon euro tutarında uluslararası dava açmaya hazırlanıyor. Şirket, dava yoluna gitmeden önce Slovenya'ya üç aylık uzlaşma süresi tanıdığını açıkladı.
Yaklaşık 600 milyon euroyu aşan toplam bedeliyle dikkat çeken proje; birinci ve ikinci aşamada altyapı, üçüncü aşamada ise üstyapı çalışmalarını kapsıyor. İhalenin kazanılmasının ardından hattın 2026 yılında tamamlanması öngörülmüştü. Buna karşın, Yapı Merkezi'ne göre Slovenya tarafı yükümlülüklerini yerine getiremezken, proje tüm zorluklara rağmen bugün tamamlanma noktasına gelmiş durumda.
Slovenya basınında yer alan haberlerde, Türk şirketin Slovenya'yı ayrımcı uygulamalar, sözleşme ihlali ve siyasi müdahale ile suçladığı belirtiliyor. İddiaların odak noktasında; ödeme taleplerinin taraflı biçimde ele alınması, uğranılan maddi kayıpların kabul edilmemesi ve işveren konumundaki 2TDK ile denetim kurumu DRI üzerinde siyasi baskı oluşturulduğu iddiaları yer alıyor.
Slovenya Altyapı Bakanı Alenka Bratušek, projenin yatırım programı çerçevesinde ilerlediğini ve ikinci demiryolu hattının planlanan parametreler dahilinde tamamlanma aşamasına geldiğini savunuyor. Ancak yaşanan gelişmeler, Slovenya'yı ciddi ve uzun soluklu bir hukuki süreçle karşı karşıya bırakmış durumda. Yapı Merkezi, Slovenya'nın Türkiye ile imzalanan ikili anlaşmaları, özellikle ikinci hatla ilgili sözleşmeleri ve büyük ölçekli altyapı projelerinde geçerli olan uluslararası standartları ihlal ettiğini öne sürüyor.
Şirketin iddialarına göre, Altyapı Bakanı Bratušek'in yakın çalışma arkadaşı ve Devlet Demiryolları Denetleme Kurulu Başkanı Jernej Pavlič, proje sürecinde kritik bir rol üstlendi. Yapı Merkezi, Pavlič'in karar alma mekanizmalarına doğrudan etki ederek 2TDK ve DRI'nın kurumsal özerkliğini fiilen sınırladığını iddia ediyor.
İnşaat sürecinde karşılaşılan operasyonel engeller de şirketin şikâyetleri arasında önemli yer tutuyor. Özellikle Rosandra Vadisi (Val Rosandra) bölgesindeki çalışmaların bir yılı aşkın süre boyunca başlatılamaması, projede ciddi gecikmelere ve ek maliyetlere yol açtı. Bu gecikmenin, tüm proje genelinde yaklaşık 200 milyon euro düzeyinde ekonomik zarara neden olduğu tahmin ediliyor.
Bir diğer sorun ise T2 tünelinde Karst mağaralarının ortaya çıkmasıyla yaşandı. Bu keşif, proje dokümanlarının revize edilmesini ve ilave işlerin planlanmasını zorunlu kıldı. Ancak bu süreç, aylar süren beklemelere neden oldu. Yapı Merkezi, söz konusu ek çalışmalar için 84,5 milyon euro talepte bulunduğunu, fakat bu taleplerin bugüne kadar 2TDK ve DRI tarafından kabul edilmediğini ifade ediyor.
Şirkete göre, uygulayıcılar tarafından sunulan taleplerin sistematik biçimde askıya alınması ya da reddedilmesi, ciddi bir finansal darboğaz yarattı. Nihai hesaplama süreci devam etse de, oluşan toplam zararın 330 milyon euroyu aştığı belirtiliyor. Bu gerekçelerle Yapı Merkezi, Slovenya Cumhuriyeti'ne karşı uluslararası yargı yoluna başvurma niyetini resmen duyurdu. Ancak şirket, mahkeme sürecine geçmeden önce üç ay içinde uzlaşma temelinde çözüm arayışına açık olduğunu da vurguladı.
Tüm tartışmalara rağmen, Divaca-Koper ikinci hat projesi son aşamasına ulaşmış durumda. Bakan Bratušek, çeşitli açıklamalarında yaşanan zorlukların 2TDK, DRI ve gerektiğinde Altyapı Bakanlığı arasındaki diyalog sayesinde aşıldığını dile getirdi. Yapı Merkezi ise bu değerlendirmeye açıkça karşı çıkarak, ilgili kurumların operasyonel bağımsızlığının yalnızca kağıt üzerinde kaldığını savunuyor.
Haber Global