Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD), "Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci" başlıklı araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Türkiye nüfusunun yüzde 71'inin yüksek riskli bölgelerde ikamet ettiğini gösteren rapor; toplanma alanından deprem çantasına, DASK oranından yapı güvenliğine kadar birçok alanda hazırlıksızlığı gözler önüne serdi.
Türkiye İMSAD tarafından yürütülen çalışma, deprem gerçekliği ile toplumsal hazırlık arasındaki derin uçurumu ortaya koydu. Türkiye İMSAD Başkanı Tayfun Küçükoğlu, "Türkiye depremi biliyor ve korkuyor ama hazırlanmıyor" ifadelerini kullanarak durumu somut verilerle açıkladı.
Gerçekleştirilen araştırma, Türkiye'nin yüksek deprem riskine karşın toplumun depremden korktuğunu ve farkındalığının bulunduğunu ancak hazırlık düzeyinin yetersiz kaldığını belirledi.
Tayfun Küçükoğlu, ülke topraklarının yüzde 66'sının ve nüfusun yaklaşık 61 milyona karşılık gelen yüzde 71'inin orta ile yüksek riskli deprem bölgelerinde bulunduğunun altını çizdi. Risk tanımlaması genişletildiğinde bu oranın yüzde 90'a yükseldiği belirtildi.
Araştırma bulgularına göre toplumun yüzde 58,3'ü gündelik yaşamında "ya olursa" endişesini sürekli taşıyor. Bu kaygı oranı kadınlarda yüzde 67,7'ye yükselirken, her iki kişiden biri olası bir deprem anında nasıl hareket edeceğini bilmediğini ifade ediyor.
Katılımcıların yüzde 54'ü yaşadığı bölgeyi "çok riskli" şeklinde nitelendirirken; bu algı İstanbul ve Doğu Marmara bölgesinde en yüksek seviyeye ulaşıyor. Bununla birlikte yüksek risk algısına rağmen fiziksel tedbirler aynı oranda ilerleme göstermiyor.
Araştırmanın en dikkat çekici bölümleri bireysel önlemler başlığı altında yer aldı; vatandaşların yüzde 55,2'si acil durumlarda gidecekleri toplanma alanını bilmiyor, toplumun yüzde 73,1'inin evinde deprem çantası yok, yüzde 45'lik kesim evdeki eşyaları sabitleme önlemi almamış, Zorunlu Deprem Sigortası sahipliği yalnızca yüzde 41,6 oranında bulunuyor. Toplumun yarısından fazlası ekonomik güvenceden yoksun durumda.
Nüfusun yaklaşık üçte biri 1999 depremi öncesinde inşa edilmiş binalarda yaşamaya devam ediyor. Rapora göre bu yapıların önemli bir bölümünde risk değerlendirmesi hiç yapılmamış olması, muhtemel bir sarsıntının yıkıcı etkisini artırıyor.
Türkiye Gazetesi