Ankara'da yaya geçidinde kullandığı otomobille 14 yaşındaki Elif Güner'e çarparak hayatını kaybetmesine yol açtığı iddiasıyla 'Bilinçli taksirle ölüme neden olma' suçlamasıyla yargılanan Yasin Aloğlu, mahkemedeki savunmasında, "İddia edildiği gibi makas atma veya başka bir araçla yarış yapma durumum mümkün değildir" şeklinde beyanda bulundu. Duruşma öncesinde konuşan Elif'in annesi Tuba Güner, kızının trafik kurallarına uyduğunu fakat sanığın uymadığını vurgulayarak, "Başka Elifler ölmesin. Bu kaza olarak nitelendirilmesin. Bu bir cinayettir" diye konuştu.
Olay, 19 Şubat'ta Turan Güneş Bulvarı üzerindeki Milli Savunma Bakanlığı lojmanları önünde bulunan yaya geçidinde yaşandı. Karşıdan karşıya geçmekte olan Elif Güner'e, iddialara göre aşırı hızla ve makas atarak seyir halinde olduğu öne sürülen Yasin Aloğlu'nun kullandığı 06 BA 4825 plakalı araç çarptı. Elif, çarpmanın ardından yaya geçidinden yaklaşık 50 metre mesafeye kadar sürüklendi. Ağır yaralanan Güner, doktorların tüm çabalarına karşın hayata tutunamadı. 9'uncu sınıf öğrencisi olan Elif'in naaşı Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi. Aracın sürücüsü Aloğlu ise sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine konuldu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı tamamlayarak olayla ilgili iddianameyi düzenledi. Sanığın 'Bilinçli taksirle ölüme neden olma' suçundan cezalandırılmasının talep edildiği iddianame, Ankara 68'inci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek kovuşturma aşamasına geçildi.
Bugün gerçekleştirilen ilk duruşmaya önce Elif'in annesi Tuba Güner, adliye binası önünde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Anne Güner, şu ifadeleri kullandı: "Kızımı 19 Şubat'ta Turan Güneş Bulvarı'nda yaya geçidinden karşıya geçerken bir magandanın yarış yaparak, fren kullanmaksızın 100 kilometre hızın üzerinde seyrederken çarpması sonucu yitirdik. Adalet arayışıyla buradayız. Yaya geçitlerinde meydana gelen ölümlerin kaza diye nitelendirilmesini kabul etmiyoruz. Bu olası kasttır, bu bir cinayettir. Benim çocuğum en güvenli alan olan yaya geçidinden geçerken dikkatsiz birinin yüzünden hayattan koparıldı. Şu an üzerimde Elif'in okul forması var; okulunda olması gerekiyordu kızım, ancak toprağın altında yatıyor. Bir magandanın sorumsuzluğu ve hız kurallarını hiçe sayması nedeniyle kızımızı kaybettik. Yaya geçidi en güvenli geçiş noktasıdır. Benim çocuğum kurallara riayet eden bir çocuktu. Yaya geçidini her zaman kullanırdı. O kurala uydu ama karşıdan gelen uymadı. Kuralı çiğnedi ve bir canın yitirilmesine sebep oldu. Başka Elifler ölmesin. Bu kaza olarak değerlendirilmesin. Bu bir cinayettir. Ağır ceza mahkemesinde yargılanmasını talep ediyoruz. Adalet mücadelemiz devam edecek."
Güner ailesinin hukuki temsilcisi Avukat Tahir Burak Koçak da şunları söyledi: "Biz bunun bir kaza olmadığını ifade ediyoruz. Bu bir cinayettir. Bu kişinin basit taksir ya da bilinçli taksir kapsamında yargılanıp ceza alması değil, en azından olası kast hükümleri çerçevesinde cezalandırılmasını istiyoruz. Benzer şekilde meydana gelecek olayların önlenmesinin yolu budur. Ağır müeyyidelerin uygulanması gereken bir durum mevcuttur. Bunun hukuki mücadelesini kararlılıkla sürdürüyoruz. Bugün ilk duruşmamız gerçekleşecek. İnşallah sanık en ağır cezayı; olası kastla ölüme sebebiyet vermekten dolayı alır diye umut ediyoruz."
Açıklamaların akabinde duruşmaya geçildi. Basın mensupları salon kapasitesinin yeterli olmaması gerekçesiyle duruşma salonuna kabul edilmedi. Alınan bilgilere göre sanık Aloğlu, olay anına dair şu savunmayı yaptı: "Frenleme uyguladım, bu sebeple aracım kaymaya devam etti. Ardından yaya geçidinin 10 metre ilerisinde mağdura çarptım. Çarpmanın şiddetiyle mağdur aracın üzerine savruldu ve başını ön cama çarptı. Yaşanan olay nedeniyle son derece üzgünüm. Hız sınırlarına uygun şekilde ilerliyordum. Hızım tahminen 60-70 kilometre civarındaydı. Kullandığım araç hız yapılabilecek türden bir araç değildir. Aile aracımla tampon tampona seyretmem söz konusu olamaz. Makas atma gibi bir eylemim de kesinlikle yoktur. Daha önce böyle bir hadise yaşamadım. İddia edildiği üzere makas atma veya başka bir araçla yarış yapma gibi bir durumum kesinlikle mümkün değildir. Yaşanan olay sebebiyle büyük pişmanlık duyuyorum. Asla böyle bir sonuca yol açmak istemezdim."
Tarafların beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin sürdürülmesine hükmetti. Bunun yanı sıra tarafların kusur oranlarının tespiti amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesine ve sanığın kullandığını belirttiği cep telefonuna ait 19 Şubat 2026 tarihli arama kayıtlarının ilgili kuruluşlardan talep edilmesine karar verildi. Duruşma, 21 Mayıs 2026 tarihine ertelendi.

DHA