Can Yaman, İtalyan yazar Emilio Salgari'nin klasik korsan kahramanı Sandokan'ı canlandırdığı yeni dizisi hakkında konuştu.
Oxu.Az'ın Haber Global'den aktardığı habere göre, Can Yaman, Sandokan'ı canlandırmanın bir aktörün kariyerinde nadiren karşısına çıkacak bir fırsat olduğunu ve bunun "hayatının rolü" olduğunu belirtti.
Role hazırlanmanın kendisi için neredeyse bir ölüm kalım meselesi olduğunu, büyük bir sorumluluk hissettiğini ve bu rolün oyunculuk yeteneklerini test etme fırsatı sunduğunu dile getirdi. Hikayede, sert bir korsandan çileci bir karaktere geçiş yaptığını ve her bölümde farklı bir Sandokan canlandırdığını ifade etti.
Dizinin setinde bir Hollywood atmosferi olduğunu söyleyen Yaman, bu projenin İtalyanları gururlandıracak, hatta belki de diğer ülkeleri kıskandıracak bir iş olmasını umduğunu ekledi.
Yaman, Sandokan'ın ilk sezonu için kontrat imzalamanın yanı sıra, ikinci ve üçüncü sezonlar için de anlaşma yaptığını duyurdu.
Yaman, Türk yapımlarıyla Avrupa yapımları arasındaki en büyük farkın çalışma saatleri olduğunu vurguladı:
Avrupa'da günde en fazla 10 saat çalışılabiliyor. Türkiye'de ise yönetmenin durmaya karar verdiği zamana kadar çalışılıyor ve molasız olarak arka arkaya 16 saate kadar çalışma yapılabildiği oluyor. Yaman, 26 yaşındayken insanların ayakta uyuduğu 36 saat boyunca durmayan bir sette çalıştığını anlattı.
Türk dizi sektörünü "bir orman" olarak tanımlayan Yaman, burada sürekli yeni bölümlerin çekildiği ve hikayenin seyirci olduğu sürece devam ettiği bir sistem olduğunu, ancak sadece unutulmaz olmayı başaran en güçlü oyuncunun hayatta kaldığı "Darwinist bir sistemin" hala hakim olduğunu belirtti.
Can Yaman, sürekli tür ve dil değiştiren, kendini tekrar etmeyen, bukalemun gibi bir aktör olmayı umduğunu sözlerine ekledi.
Sandokan'ın Konusu
Sandokan, İtalyan yazar Emilio Salgari tarafından yaratılan, 19. yüzyılın sonlarında geçen macera romanlarının kahramanıdır. Hikaye, Güney Çin Denizi'nde "Malezya Kaplanı" olarak bilinen korsan Sandokan'ın, arkadaşı Yanez ve mürettebatıyla birlikte Mompracem adasından İngiliz sömürge güçlerine karşı verdiği mücadeleyi ve İngiliz-İtalyan aristokrat Lady Marianna Guillonk'a olan aşkını konu alıyor.