Türk tiyatrosunun duayen ismi Zihni Göktay, bir süredir kendi tercihiyle yerleştiği huzurevindeki yaşamını ve duygu dünyasını samimiyetle paylaştı.
Oxu.Az'ın haberine göre, geçtiğimiz günlerde 80. yaş gününü kutlayan usta sanatçı, Posta Gazetesi'ne verdiği röportajda hayatına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Usta oyuncu sağlığının iyi olduğunu ve ruh sağlığına büyük önem verdiğini vurguladı:
"İşleyen demir pas tutmaz misali, çalışmaya devam ediyorum. Tiyatro beni iyileştiriyor.
5 Mayıs'tan beri buradayım. Konu çok çarpıtıldı ve beni de aşırı yaraladı. Haksız ve yalan haberler yapıldı. Buraya kesinlikle kendi rızam ile geldim. Evlatlarım asla istemedi. Bilakis onlar kendileriyle kalmamı istedi. Yeni bir tecrübe edinmek, burayı da deneyimlemek, farklı insanlarla tanışmak istedim.
Evimiz kentsel dönüşüme girince kızım da onun evine yerleşmemi istedi. Ama insan eti ağırdır. Sonuçta biz de yaşımızı başımızı aldık, çocuk gibi bakıma ihtiyacımız var. Benim kızımın çocuğu var, daha 6 yaşında. Kendisi zaten tiyatrocu, yoğun. Bana da koşuyor. Onu yormak istemedim. Onlar çok diretti ama karar benim ve ortada bir dram ya da mağduriyet yok.
Şu algıyı yaratmaları çok ayıp. Çocukları bir adama bakamadı da oralara mı düşürdü? Yahu ben çocuklarımdan çok razıyım. Çok dürüst, düzgün, vefalılar. Bu benim tercihimdi ve onlara böyle haksız sözler edilmesi benim zoruma gitti. Kırgınım! Yapılan haberlere çok üzüldüm. Canım sıkıldı. Ben hayatımı eşimle yürüdüm. Eşim gidince boşluğa düştüm. Bu karar benimdi çocuklarımın değil. Ev, ev üstüne olmaz. Asla çocuklarımdan en ufak bir yara almadım. El üstünde tuttular beni."
Göktay, huzurevi deneyiminin kendisi için olumlu olduğunu şu sözlerle anlattı:
"Burası kötü bir yer değil ki, ilaçlarımdan yemek saatlerime kadar her şey düzenli, kontrollü. Fizik tedaviye kadar çok muntazam bir bakım var. Üç öğün yemek yemem normalde ama burada yiyorum. Zaten 14 yıl önce bir by pass geçirdim, daha dikkatli yaşamam gerekiyor. Burada disiplinli yaşıyorum. Huzurevi denilince akla neden kötü bir algı geliyor anlamam mümkün değil. Herhalde ünlü olduğumuz için.
Tiyatroya bayılıyorum. En büyük aşklarımdan biri bu. Cihat Tamer ile 'Bir Varmış Bir Yokmuş' diye oyunumuz var. 60 yıllık birikimlerimizi anlatıyoruz. 14 yaşından beri çalışıyorum. İş olmayınca sudan çıkmış balığa dönüp nefes alamıyorum. Mesela röportaj sonrası hemen Edirne'ye oyuna gideceğim.
Geçici bir süre için, Feneryolu'ndaki ev yapılana kadar. Evim 3+1 olacak. Birkaç aya bitince de oraya yerleşeceğim, bakıcım da olur. Yani bir sorun yok, ben gayet iyiyim. Burası bana iyi geldi. Gayet huzurlu. İnsanlarla sohbet etmek, yeni kişiler, hayatlar keşfetmek güzel. Sahnelerimin devam etmesi de beni güçlü kılıyor. Ölene kadar da kopmayacağım."

Usta sanatçı, 45 yıllık eşi Sevinç Göktay'ı üç yıl önce kaybetmesinin kendisini derinden etkilediğini ifade etti:
"Bir yarım gitti, yaşam heyecanımı yitirdim. Çok şey eksik kaldı. İki evladım var çok şükür ama hayat arkadaşınızın gitmesi sizi çökertiyor.
Şu an 40-45 yaşında olmayı isterdim. Tam olgunluk çağı. Zaten o yaşta hissediyorum şu an.
Tercihlerim hep doğruydu. Eşimi, işimi, aşımı doğru seçtim. Bunları doğru seçtiğim için huzurlu yaşadım. Tiyatroculuk mesleğini seçmek en büyük doğrumdu. Yani aşımı doğru ve çok helal bir yerden kazandım. Eşimse beni ben yapan kişi oldu. Evlilik sadece koyun koyuna yatmak demek değil ki! Şimdilerde kadri bilinmese de çok önemli bir müessese. Evlilik bir özveridir. Eşim benim hayatımın ABS freniydi. Zararlı olaylara karşı beni hep o frenledi. Beni korudu. O olmasaydı, çok eksik olurdum. Hatta belki çoktan ölmüştüm."

Sanat hayatıyla ilgili çarpıcı bir itirafta bulunan Göktay, şöyle konuştu:
"28 yıl 'Lüküs Hayat' oynadım ama hiç lüks bir hayat sürmedim. Ona da özenmedim. Şükürler olsun ki çocuklarımı tiyatrodan aldığım maaşla büyüttüm. Tiyatro benim ekmek teknem.
Bir sanatçı iz bırakmalı. Sanatçı topluma örnek olmalı desem, 'dinozorluk yapma' derler ama olmalı.
Hayatımın film olmasını asla istemezdim. Her şeyi yazmak lazım. Bende yalan dolan yok. Keşkeler var. Sırlar, anılar var. Bende kalsın."