Minval yayınının editörlüğü AZAL Embraer E190 uçağının kazaya uğraması ile ilgili Rusya Federasyonu Soruşturma Komitesi'nin 505. Askeri Soruşturma Dairesi'nin (Güney Askeri Bölgesi'nin askeri soruşturma organlarının bünyesine dahildir ve Çeçenistan'da faaliyet göstermektedir) yürüttüğü iç soruşturmanın ilginç ayrıntılarını elde etti.
Dün editörlük Rusya Savunma Bakanlığı'nın emriyle uçağa ateş açıldığını iddia eden Hava Savunma Kuvvetleri'nde görev yapan Yüzbaşı Dmitri Paladiçuk'un mektubunu ve ayrıca uçağın vurulma anını gösteren videoyu yayınlamıştı.
Paladiçuk açıklama mektubunda itiraf etmişti ki, o, 75564 sayılı askeri birliğin 1. zenit füze-topçu tümeni 274 sayılı Pantsir-S taşınabilir zenit füze kompleksi savaş aracı ekibinin başıdır. Onun sözlerine göre, AZAL uçağının Grozni'ye yaklaşırken vurulduğu zaman (25 Aralık 2024) şehirde savaş nöbetindeydi.
O, 1 numaralı hazırlık seviyesine geçmek ve hedefi imha etmek emrini aldıktan sonra hareketlerini kronolojik sırayla ayrıntılı olarak bildirdi.
Bununla birlikte, aynı mektuptan ve ona eklenen sesli telefon konuşmalarından (Minval'ın elinde mevcut) belli oldu ki, Paladiçuk Pantsir-S'den iki defa ateş açsa da, sivil uçağın siluetini tanıyamadı, çünkü savaş aracı arızalı durumdaymış, yani sadece Rusya Savunma Bakanlığı'nın emriyle hareket etti.
Sorgulanma sırasında Paladiçuk ifadesinde 2024 yılının Aralık ayında Grozni şehrinin tesislerinin korunması ve savunması görevlerinin yerine getirilmesi amacıyla 51. Hava Savunma Tümeni'nin operatif komutasına dahil olduğunu belirtti. Bundan önce o, Suriye'de görev yaptı. Ateşlerin açıldığı 274 sayılı savaş aracı 2017 yılından beri orada konuşlandırılmıştı. Araca gerekli teknik bakım yapılmadı ve Grozni'ye vardıktan sonra hedefleri aramak, hedef ile füzenin birbirine göre konumunu belirlemek için tasarlanmış olan otonom optik istasyonun çalışmasında sorunlar yaşandı.
Bu sorun nedeniyle savaş aracının mürettebatı hedefin siluetini net bir şekilde ayırt edemedi ve Yüzbaşı Paladiçuk'un ifadelerine göre, 15 Aralık 2024 tarihinde hava hedeflerine neredeyse körlemesine ateş açmak zorunda kaldı.
Ayrıca savaş aracındaki çok işlevli radar istasyonu da arızalıydı. Termal görüntüleme cihazı da çalışmıyordu.
Ses kayıtlarında, Yüzbaşı Paladiçuk'un yaşanan olaylarla ilgili asker arkadaşlarının sorularına verdiği kişisel yorumlar yer almaktadır. Bu konuşmalardan birinde Paladiçuk şöyle diyor:
"Evet Maks, iki kez ateş açtım. Operasyon emrini verdim, füzeler geçtikten sonra "bu bizim uçağımızdı" dedi. Başım ağrıdı, hala korku içindeyim. Neredeyse kendi askerlerimizi vuracaktım. İyi ki hedefi ıskaladı. Bilmiyorum, atış mesafem ve açım tamamen farklıydı, başka bir yöne ateş ettim, ama füzeler yok etmek üzere gönderilmişti, uçup gittikten sonra parçaları uçağa çarpabilirdi. Görsel olarak hiçbir şey göremedim, cihazda sorunlarım vardı. İHA'lar hem batıdan hem de güneyden yaklaşıyordu. İki yönüm vardı: kuzeybatı ve güneybatı. Soruşturmacılar bana zor anlar yaşattı, tüm belgeleri topladılar. İyi ki Suriye'den kalan günlükler vardı, onları atmamıştım."
Yüzbaşı bir başka meslektaşına, "Uçan dronların siluetleri neredeyse ayırt edilemiyor. Çok işlevli radar istasyonu ve optik-elektronik sistemde sorun var. Hatta 4 km mesafede sadece büyük bir leke görüyorum, uçak tipi İHA'yı kesinlikle ayırt edemiyorum. Suriye'de çok daha uzak mesafelerden siluetleri seçebiliyordum, burada ise hiç öyle değil. Araç 2017'den beri Suriye'nin güneyindeydi, aktifti ve doğal olarak yedek parçaların %90'ı tedarik edilmiyordu" diye o anları anlattı.
Böylece, 38 kişinin hayatına mal olan trajedinin, Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı'nın, daha doğrusu Hava Kuvvetleri'ne bağlı 4. Ordu'nun 51. Hava Savunma Tümeni ile Rusya Uzay-Hava Kuvvetleri Hava Savunma birimlerinin komuta kademesinin ihmali nedeniyle yaşandığı ortaya çıkıyor. Askerî yönetim, savaş aracının mürettebatına uygun hizmet koşullarını sağlamamış, ayrıca bu mürettebatın eylemi yeterince denetlememiştir.
Pantsir-S Grozni'de konuşlandırıldığında durum tatmin edici değildi ve bu da olayın nedenlerinden biridir. Yüzbaşı Paladiçuk, ateş açma kararının 51. Hava Savunma Tümeni'nin nöbetçi subayının emri üzerine verildiğini iddia ediyor. Aynı zamanda, Pantsir-S mürettebatının hedef tespit ekipmanları çalışır durumda değildi, bu da hedefin belirlenmesini imkansız hale getiriyordu.
Soruşturma ilerledikçe ortaya çıktı ki, Paladiçuk, savaş aracının standart haberleşme sisteminin bozulması nedeniyle atış emrini nöbetçiden cep telefonu aracılığıyla aldı. Bu durum, mevcut talimatların açık şekilde ihlal edilmesi olup, üst düzey askeri yönetimin yetersizliğini gözler önüne sermektedir.
Kendini dünyanın ikinci ordusu olarak tanıtan Rusya tarafı belki de en başından itiraf etmeliydi: trajedi, Rusya Savunma Bakanlığı'nın suç teşkil eden ihmalkarlığı nedeniyle yaşandı. Bakanlık sadece hava sahasının güvenliğinden sorumlu olan savaş araçlarının arızalarına değil, aynı zamanda sivil havacılık güvenliğine de kayıtsız kaldı.
Ancak Moskova, hatasını kabul edip suçluları cezalandırmak yerine, daha büyük bir trajediyi tercih etti, Azerbaycan'a enformasyon savaşı ilan etti. Rusya'da sadece soydaşlarımızı değil, kendi vatandaşlarını bile etnik temelde takibe aldılar. Hukuki bir dayanak olmadan insanlara karşı baskı ve zulüm uygulamaya başladılar. Azerbaycan Hava Yolları'na ait uçağın vurularak düşürülmesinin ardından Azerbaycan ile Rusya arasındaki ilişkiler gerilmeye başladı ve bu gerilimin sonu görünmüyor. Rusya, Azerbaycan tarafının sert açıklamalarının nedenini hala anlamadığını iddia ediyor ve tartışmayı başlatanın Bakü olduğunu öne sürüyor.
On yıllardır Rusya'da yaşayan Kafkasyalıları, göçmenleri, tüm gayri-Rusları medya, diğer bilgi platformları ve kolluk kuvvetleri aracılığıyla baskı altına almak, nefreti körüklemek ellerinden geliyor. Burada, yabancılardan düşman yaratmaya, günah keçisi aramaya alışkınlar ve bunun kendi başlarına bela olmayacağını düşünüyorlardı.
Rusya'da yaşanan her şey, ülkenin psikolojik bir infantilizmden mustarip olduğunu gösteriyor. Yıllardır dünya hakemliğine soyunan bu ülke aslında o seviyeye hiç ulaşamamıştır. Bugün Rusya, Azerbaycan'a baskı uygulamaya çalışıyor. Bu ise tam anlamıyla neofaşizmdir.