Elçin Aslangil yazıyor...
"Ayının bin oyunu bir armudun başındadır." - Atalarımızın bu hikmetli sözü, özellikle Azerbaycan-Rusya ilişkileri fonunda her dönemde güncelliğini korumaktadır. Ama gelin itiraf edelim: Azerbaycan'ın egemenliği ve bağımsız dış politika yürütmesi armut değil, büyük bir tarihi sorumluluktur. Ve bu sorumluluğun karşısında Rusya'nın bin bir oyunu yıllardır devam eden bir hegemonya mücadelesinin tezahürüdür.
Moskova'nın eski alışkanlığı: kontrol tutkusu
Rusya neden Azerbaycan'a karşı harekete geçiyor? Soru basittir, cevabı ise bir o kadar derindir: kontrol etmek istiyor. Rusya'nın tarih boyunca bölgedeki siyaseti hiçbir zaman dostluk veya eşitlik üzerine kurulmamıştır. Çarlık döneminden tutun Sovyet imparatorluğuna, oradan da bugünkü Kremlin siyasetine kadar "komşulara güçlü ayı gibi davranmak" kompleksi daima kendini göstermiştir.
Karabağ ve barış gücü maskesi
Modern dönemde bu siyasetin en parlak örneği 2020 yılının 10 Kasım anlaşmasından sonra bölgeye gelen Rus "barış güçleri" idi. Rusya, bu arabuluculuk rolüyle Azerbaycan'ın iç işlerini kontrol etmeye çalışıyordu. Ama amaç barışı korumak değil, statükoyu korumak ve Ermenistan aracılığıyla Azerbaycan'a baskı göstermekti. Barış güçlerinin Laçın koridorundaki faaliyeti, Ermeni ayrılıkçılarına gösterilen sadık tutum ve Azerbaycan yönetimine karşı pasif-agresif retorik bunun açık kanıtıydı. Süreçlerin sonraki gidişatı ise her şeyin daha önceden Azerbaycan'ın kontrolünde olduğunu kanıtladı. Kısa bir süre sonra Rus askeri Azerbaycan topraklarını terk etti. Bu da, "Rus ordusu girdiği yerden hiçbir zaman çıkmaz" mitini yıktı.
Rusya neden endişeli?
Azerbaycan, 30 yıl sonra topraklarını işgalden kurtardı ve bu zaferini Rusya'yla değil, Türkiye ile kurduğu stratejik ittifaka dayanarak kazandı. Bu durum Moskova tarafından "tehlikeli bir emsal" olarak değerlendirildi. Çünkü Azerbaycan'ın kendi gücüne inanması ve Rusya'nın yörüngesinden uzaklaşması, diğer post-Sovyet ülkeleri için de bir model olabilir.
Rusya açısından asıl tehlike şudur:
Azerbaycan, Türkiye ve Batı ile enerji ve güvenlik alanındaki işbirliğini genişletiyor.
Bakü, Orta Koridor (Trans-Hazar ulaşım hattı) aracılığıyla Çin-Avrupa arasında önemli bir transit ülkesine dönüşüyor.
Azerbaycan, Türk Devletleri Teşkilatı içinde liderlik pozisyonu elde ediyor.
Tüm bunlar, Moskova'nın Güney Kafkasya'da kendini "vazgeçilmez bir oyuncu" olarak görme planlarına ters düşüyor.
Rusya'nın Azerbaycan'la probleminin kaynağı nedir?
Bu sorunun temelinde emperyal zihniyet ve kontrol tutkusu yatıyor. Rusya, bağımsız ve kendi kararlarını alabilen bir Azerbaycan'la barışmak istemiyor. Onun gözünde "iyi bir Azerbaycan" - Moskova'ya boyun eğen, denge siyaseti adı altında Kremlin'in sözünden çıkmayan ve Batı karşıtı açıklamalar yapan bir ülkedir.
Oysa Azerbaycan uzun süredir, milli çıkarlarını esas alan bir devlet modeline geçmiş durumda. Bu da Kremlin'de rahatsızlık yaratıyor. Böyle olunca "kardeşlik", "tarihi dostluk", "kültürel bağlar" gibi ifadeler yerini Rusya'da yaşayan Azerbaycanlılara yönelik baskılara, dezenformasyon savaşına ve diplomatik provokasyonlara bırakıyor.
Geleceğe bakış: Azerbaycan ne yapmalı?
Azerbaycan bugün en zorlu ama en onurlu yoldan yürüyor - tam egemenlik ve bağımsız bir siyasi rota. Bu yolda durmak ya da geri adım atmak mümkün değil. Rusya'nın baskıları karşısında:
Güçlü bir ordu ve savunma stratejisi,
Alternatif ticaret ve enerji koridorları,
Aktif diplomasi ve stratejik ortaklarla işbirliği hayati önem taşıyor.
Ve en önemlisi: halkın milli iradesi ve özgür yaşama arzusu, bu mücadelede zaferin en büyük garantisi.
Ayı armuda ulaşmaya çalışabilir, ama kimse unutmamalıdır ki, armudun dalı Azerbaycan'ın kendi elindedir. Ve bu el, halkın sarsılmaz iradesine dayanan demir bir yumruğa sahiptir.
