Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki heyet, Türkiye-Azerbaycan Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 12. Dönem Toplantısı için Bakü'yü ziyaret edecek.
Oxu.Az'ın Report'tan aktardığı habere göre, Cevdet Yılmaz, ziyaret öncesinde komisyonun gündemi, Azerbaycan ve Ermenistan arasında barış anlaşması, bölgede ekonomik iş birliğinin gelişimi, Türkiye - Ermenistan ilişkilerinden bahsetti:
- Cevdet Bey, Türkiye-Azerbaycan Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyonu 12. Dönem Toplantısı kapsamında Azerbaycan'a ziyaretiniz ne zaman gerçekleşecek ve hangi konular ele alınacak?
- Türkiye-Azerbaycan Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 12. Dönem Heyetlerarası Toplantısını 22 Aralık Pazartesi günü Bakü'de, Azerbaycan Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Ali Asadov ile birlikte gerçekleştireceğiz. Bu toplantıyı, "iki devlet, tek millet" anlayışının ekonomik ve kurumsal zeminde daha da güçlendirildiği stratejik bir istişare platformu olarak görüyoruz. Kardeş ve müttefik iki ülke olarak, ticaret ve yatırımlar başta olmak üzere sanayi, teknoloji, tarım, enerji, madencilik, çevre, ulaştırma, haberleşme, eğitim, sağlık, afet yönetimi, finans, göç ve diaspora gibi çok geniş bir alanda iş birliği imkanlarını ele alacağız.
Amacımız, siyasi uyumun ekonomik iş birliğine daha güçlü biçimde yansımasını sağlamak; karşılıklı yatırımları artıran, ticareti kolaylaştıran ve ortak üretimi teşvik eden somut adımlar atmaktır.
Toplantı sonunda, bu alanlardaki somut iş birliği unsurlarını içeren 12. Dönem KEK Protokolü ve Eylem Planını imzalayacağız. Bu belge, önümüzdeki dönemde Türkiye-Azerbaycan ekonomik ilişkilerinin yol haritasını ortaya koyacaktır.
Hatırlanacağı üzere, 11. Dönem KEK Toplantımızı 8 Mayıs 2024'te Ankara'da gerçekleştirmiştik. O toplantı sonunda imzalanan Eylem Planı'nda yer alan hususların büyük bir bölümünü başarıyla hayata geçirmiş durumdayız. Bu da iki ülke arasındaki güçlü siyasi iradenin, sahada somut sonuçlar üretebildiğinin açık göstergesidir.
- Türkiye-Ermenistan sınırları ile ilgili son gelişmeler ve Azerbaycan-Ermenistan arasındaki hareketlenmeler, bölgede umut verici ortak ekonomik projelere yol açabilir mi?
- Son dönemde Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesisine yönelik atılan adımların ivme kazanması, memnuniyetle karşıladığımız bir gelişmedir. 8 Ağustos'ta Washington'da ABD'nin şahitliğinde atılan adımlar ve bölgesel ulaştırma ile iletişim hatlarının açılmasını da içeren Ortak Bildiri, bu sürecin önemli kilometre taşlarından biridir.
Bölge ülkelerinin egemenlik ve yargı yetkileri çerçevesinde hayata geçirilmesi öngörülen TRIPP (Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Yolu) hattına yönelik müzakerelerin başlaması, Güney Kafkasya'da ekonomik entegrasyon açısından son derece kıymetlidir.
Bu süreç yalnızca diplomatik adımlarla sınırlı kalmamış, somut ekonomik gelişmelerle de desteklenmiştir. Azerbaycan'ın, Karabağ'ın işgalinden bu yana uyguladığı transit kargo kısıtlamalarını kaldırması ve ardından Ermenistan'a ilk petrol ihracatının gerçekleştirilmesi, 30 yıl sonra yaşanan tarihi ilklerdir.
Tüm bu adımlar, iki ülkenin bölgede kalıcı barış ve iş birliği iradesini açık biçimde ortaya koymaktadır. Barış anlaşmasının imzalanmasıyla birlikte bu iş birliği projelerinin daha da derinleşeceğine inanıyoruz.
Bu olumlu tablo, şüphesiz Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecini de olumlu yönde etkilemektedir. Türkiye olarak, en başından bu yana barış ve istikrar için gösterdiğimiz çabayı, bundan sonra bölgesel kalkınma ve ortak refah hedefiyle sürdürmeye devam edeceğiz.
-Güney Kafkasya'daki barış inşası sürecinin ilerleyişini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Azerbaycan topraklarının 30 yıllık işgal döneminin İkinci Karabağ Zaferi ile sona ermesi, Güney Kafkasya'da barış için tarihi bir fırsat doğurmuştur. 19 Eylül 2023'te gerçekleştirilen anti-terör operasyonunun ardından Azerbaycan'ın Karabağ'da tam egemenliğini tesis etmesiyle, bölgesel dengeler kalıcı barış yönünde köklü biçimde değişmiştir.
Azerbaycan ve Ermenistan'ın tamamen ikili temelde yürüttükleri barış müzakerelerinde gerçekten çok önemli mesafe alınmıştır. Bunlardan en önemlisi barış anlaşması metni üzerinde sağlanan uzlaşıdır. Sınır Delimitasyon Komisyonları bu dönemde Ortak Tüzüklerini hazırladılar ve kabul ettiler, çalışmaya başladılar. Washington'da atılan adımlarla da bu süreç daha da güçlendirildi. Bu durum, bölgedeki kalıcı barışı sadece tarafların değil, üçüncü tarafların da arzu ettiğinin bir göstergesidir. Artık düşmanlıklar geride kalmış, 30 yıldır bölgede hakim olan çatışma ve istikrarsızlık, yerini iş birliği ve kalkınmaya yönelik projelere bırakmaktadır. Azerbaycan ve Ermenistan'ın bu yöndeki ortak iradelerini ve gayretlerini takdir ediyoruz.
Küresel ölçekli çatışmaların ve belirsizliklerin arttığı bir dönemde Güney Kafkasya'da kalıcı istikrar ve kalkınma yönünde atılan adımlar bölgenin iş birliği odaklı yeni bir jeopolitik kavşak haline geldiğini göstermektedir. Bölge, Doğu ile Batı arasındaki stratejik bağlantıları, enerji ve ticaret koridorlarını ve yükselen ekonomik ağları biraraya getiren benzersiz konumuyla dikkat çekmektedir. Enerji arz güvenliğinin öneminin arttığı, tedarik zincirlerinin çeşitlendirildiği ve yeni ulaşım hatlarının geliştirildiği mevcut uluslararası ortamda Güney Kafkasya'nın, küresel ekonomi ve diplomasi açısından da kritik bir bölge olarak önemi artmaya devam etmektedir.
Bölgenin geleceği için ortaya çıkan bu tarihi fırsatın kaçırılmayacağına ve barış anlaşmasının imzalanması için gerekli koşulların en kısa zamanda sağlanarak çok yakın gelecekte bölgede yeni tarihi anlara şahitlik edeceğimize inanıyoruz. Böylece bölgede sağlanacak refah ve istikrar bölge ötesine de tesir ederek küresel dinamiklerin barış ve istikrar yönünde şekillenmesine önemli katkı sunacaktır.
- Bölgede gerginliği yeniden tırmandırabilecek bir tehdit görüyor musunuz?
- Bölgede ortaya çıkan bu yeni iş birliği fırsatlarının doğru yönetilmesi, barışın kalıcı hale gelmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Elbette artan jeopolitik ve ekonomik ilgi, beraberinde bir rekabeti de getirebilir. Önemli olan bu rekabetin çatışmaya değil, kazan-kazan temelinde iş birliğine yönlendirilmesidir.
Bu çerçevede, hayata geçirilecek tüm iş birliği projelerinin ülkelerin egemenliklerine ve toprak bütünlüklerine saygı temelinde şekillenmesi; üçüncü tarafların da bu sürece yapıcı yaklaşması büyük önem taşımaktadır.
Türkiye olarak, diplomasiyi önceleyen, kapsayıcı ve yapıcı yaklaşımımızla bölgesel diyalog ve güvenin güçlenmesine katkı sunmayı sürdüreceğiz. Bu doğrultuda, 3+3 Bölgesel İş Birliği Platformu başta olmak üzere, bölgede kurulacak tüm iş birliği mekanizmalarına güçlü destek vermeye hazırız.
Güney Kafkasya'nın, barış temelinde yükselen ulaştırma, enerji ve ticaret hatlarıyla önümüzdeki dönemde istikrar ve refahın merkezlerinden biri haline geleceğine inanıyoruz.