Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı askeri saldırısı sonucunda barış ve insanlık aleyhine suçlar, savaş suçları, saldırgan savaşın hazırlanması ve yürütülmesi, soykırım, savaş kanunlarını ve kurallarını ihlal etme, terör, terörü finanse etme, iktidarı zorla ele geçirme, zorla tutma ve diğer çok sayıda suçu işlemekle suçlanan Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşları Arayik Arutyunyan, Arkadi Gukasyan, Bako Saakyan, Davit İşxanyan, David Babayan, Levon Mnatsakanyan ve diğerlerinin ceza davalarıyla ilgili açık mahkeme duruşması 7 Temmuz'da devam etti.
Oxu.Az'ın AZƏRTAC'dan aktardığı habere göre, Bakü Askeri Mahkemesi'nde hakimler Zeynal Ağayev başkanlığında, Camal Ramazanov ve Anar Rzayev'den oluşan heyet (Yedek Hakim Günel Semedova) tarafından yürütülen duruşmada sanıkların her biri bildikleri dilde tercüman ve savunmaları için avukatlarla temin edildi.
Oturumda sanıklar, savunucuları, mağdurların bir kısmı, onların yasal varisleri ve temsilcileri ile İddia Makamı savcıları yer aldı.
Hakim Zeynal Ağayev, duruşmada ilk kez yer alan mağdurlara mahkeme heyetini, devlet suçlamalarını savunan savcıları, tercümanları vb. tanıttı ve ayrıca onların yasalarca öngörülen haklarını ve görevlerini açıkladı.
Mahkeme sürecinde Azerbaycan'ın bir zamanlar Ermenistan silahlı kuvvetlerinin işgali altında olan bölgelerinde esir ve rehin alınan, işgal sonucunda mallarını kaybeden ve diğer zararlar gören kişiler ifade verdi.
Mağdur Güloğlan Emirhanov ifadesinde Hocavend ilçesinin Karadağlı köyünde doğduğunu, 1992 yılı Şubat ayının 17'sinde köy işgal edildiğinde Ermenistan silahlı kuvvetleri tarafından rehin alınarak Ağkend'e götürüldüğünü belirtti. Devlet savcısı Vüsal Abdullayev'in sorusunu yanıtlayan mağdur, rehin tutulduğu 65 gün boyunca işkencelere maruz kaldığını, dövüldüğünü, dişlerinin çekildiğini, üzerine köpekle saldırıldığını belirtti. "21 Nisan'da rehinlikten kurtuldum. Sonra annemin ve diğer akrabalarımın da rehin alındığını öğrendim" dedi.
Emirhanov, Karadağlı sakinlerinin bir kısmının "Beylik Bahçesi" adı verilen yerde toplu şekilde katledildiğini hatırlatarak, rehin tutulduğu sırada oraya götürüldüğünü belirtti. Şöyle ki, ondan söz konusu bölgede cesetlerin çıkarılması talep edildi. Ancak cesetler topluca derinlere gömüldüğünden onları çıkaramadı. Mağdur kişi biraz ileride Ermeniler tarafından katledilen üç Azerbaycanlının cesetlerini kazarak çıkardığını ifade etti.
Mağdur Elşen Şirinov ifadesinde 17 Şubat 1992'de Karadağlı köyünün diğer sakinleri gibi rehin alındığını dedi. Rehin alınanlardan kadın ve yaşlı erkekleri bir KamAZ'a, nispeten gençleri ise diğer KamAZ'a doldurarak Hankendi yönüne götürüldüler. Olaylar sırasında annesi de yaralandı. E.Şirimov "Ben de annemle gitmek istedim. İzin vermediler, beni tekmeleyip başka araca bindirdiler" diye belirtti.
Mağdur, köyden çıkarken rehin alınmış köy sakinlerinden iki kişinin araçtan indirildiğini, başlarına odunla vura vura katledildiklerini dedi. Daha sonra araçları "Beylik bağı" denilen bölgede durduran Ermeniler burada 20"den fazla Azerbaycanlıyı kurşuna dizerek katlettiler.
Hankendi hapishanesine götürülmüş olan Şirinov burada bulunduğu süre boyunca günde 12 kişiye bir ekmek verildiğini, her gün işkencelere maruz kaldıklarını söylemiştir. Daha sonra ise o, Hocavend"de evlerden birinin bodrumunda tutulmuştur.
İddia Makamı Savcısı Terane Mammadova"nın sorularını yanıtlayan mağdur kişi dizinde ve bedeninde işkence izlerinin hala kaldığını dedi.
Mağdur kişi Ali İsmayılov ifadesinde, aslen Batı Azerbaycan"dan olduğunu, 1988 yılında Ermenistan"ın etnik temizlik politikası sonucu yurdundan göç etmek zorunda kaldığını, önce Şuşa"da, sonra ailesiyle birlikte Hocalı"da yerleştiğini belirtti. 1992 yılı Şubat ayının 25"inden 26"sına geçen gece Hocalı soykırımı sırasında yakınlarının katledildiğini söyledi. O, yakınlarının Ağdam"da Uzundere mezarlığında defnedildiğini, fakat sonradan bu bölgenin de Ermenistan silahlı kuvvetleri tarafından işgal edildiğini söyledi. Mezarların bulunduğu bölgede işgal döneminde yol yapıldı. Başsavcılık İddia Makamı Dairesi'nde Şube Müdürü Nesir Bayramov"un sorusuna cevaben Hocalı faciası sırasında kardeşi Nadir İsmayılov ve kız kardeşi Nergiz İsmayılova hayatını kaybettiğini belirtti.
Mağdur Elhan Cabbarov, 1992 yılı Ocak ayının sonlarında ailesiyle birlikte Hocalı"dan Ağdam bölgesinin Ergi kasabasına taşındıklarını dedi. Sonradan 25 Şubat"ı 26"sına bağlayan gece Ermenistan silahlı kuvvetleri ve Hankendi"deki 366. alayın askerleri tanklarla ve diğer savaş araçlarıyla Hocalı"ya her taraftan saldırdıklarını duydular.
Saldıranlar sivil halkı, özellikle çocukları, kadınları, yaşlıları ateşli silahlarla öldürdü, şehri yaktılar. Başsavcı Büyük Yardımcısı Vüsal Aliyev"in sorusuna cevaben ise Hocalı soykırımı sırasında amca kızı Raya Orucova, Raya"nın küçük kızı Hayale Orucova ve Raya"nın eşi Telman Orucov'un Ermeniler tarafından katlediğini belirtti.
Mağdur Kamil Bayramov belirtti ki, babası Cellad Bayramov ve birkaç Azerbaycanlı 11 Mart 1991'de yaşadığı Kosalar köyüne erzak ve yardım getirirken Ağdam-Esgeran yolunda ermeni saldırganları tarafından otobüste öldürüldü. O, "Biz dört çocuk babasız kaldık" dedi.
O, 1992 yılı 26 Şubat'a geçen gece Kosalı köyünden Hocalı şehrinin yandığını gördüğünü de sözlerine ekledi.
Mağdur, yaşadıkları köy Ermeniler tarafından kuşatıldığından, 7 Mayıs 1992'de evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi.
Mağdur Ramiz Kahramanov ifadesinde, 15 Aralık 1991'de Ermenilerin Hankendi şehrinde bulunan 366. motorlu piyade alayının askeri araçlarıyla köye saldırdıklarını, 2 kişinin öldürüldüğünü dedi.
Bundan sonra sakinler Kosalar köyü istikametindeki dağ yollarıyla köyü terk ettiler. Cemilli köyünde yaşayan 120 aileden oluşan 591 kişi zorunlu göçmen olmuştur. Genel olarak Cemilli köyünden 13 kişi hayatını kaybettiler.
İddia Makamı Savcısı Fuad Musayev"in sorularını yanıtlayan Kahramanov, katledilmiş köy sakinleri arasında bir çocuğun - 6 yaşındaki Abdullayeva Maya Serhat kızının da olduğunu belirtti.
Mağdur, Kerkicahan kasabasının sakini Dergah Hakverdiyev, Azerbaycanlı halka karşı milli ayrımcılık temelinde baskılar olduğunu söyledi. O, Robert Koçaryan"ın bu süreçlerde aktif olduğunu vurguladı.
Hakverdiyev 1988 yılı Şubat ayından sonra Ermenilerin Azerbaycanlıları açık şekilde kovmaya başladığını, aynı yılın Eylül ayında Hankendi şehrinde yaşayan Azerbaycanlıların müstakil evlerinin yakıldığını söyledi.. Başsavcı Özel görevler Yardımcısı Tuğay Rahimli"nin sorusuna cevaben ise, o dönemde Hankendi şehrinin merkez meydanında Ermeniler tarafından düzenlenen mitingden sonra silahlı Ermenilerin Kerkicahan kasabasına saldırdığını, birkaç evi yaktıklarını ifade etti.
Mağdur, 1991 yılından itibaren Hankendi şehrinde bulunan 366. motorlu piyade alayında görev yapan Ermenilerin katılımıyla, o alayın silahlarından, teknik araçlarından faydalanarak kasabanı ateş altına aldığını dedi. 28 Aralık tarihinde ise köye saldıran Ermeniler Kerkicahan"ı işgal ettiler. O dönemde Azerbaycanlılara ait bütün evler yakıldı.
Hakverdiyev, "İşgalden önce arayıp bizi hakaret ediyorlardı, diyorlardı çıkın gidin, Karabağ Ermenistan"a birleştirilmelidir, burada sadece Ermeniler yaşayacak. Saldırdıklarında ise bağırıp diyorlardı ki, Azerbaycanlılar defolup gitmelidir, burası Ermenistan toprağıdır" diye sözlerine ekledi.
O eklemiştir ki, işgal sırasında halk çok zor bir şekilde orman yoluyla köyden çıkarak Şuşa şehrine gitmiştir. İşgal öncesi Kerkicahan kasabasında nüfus 1796 kişi olmuştur. Kerkicahan kasabasında işgal öncesi Azerbaycanlılara ait 350 müstakil ev, ortaokul binası vs. olmuştur.
Siraceddin Merdeliyev ifadesinde 1992 yılında Hocalı"ya saldırılarla ilgili annesinin onları Ağdam"a götürdüğünü belirtti. 25 Şubat'ı 26'na bağlayan geçen gece Hocalı soykırımı sırasında onun ebeveynleri Hocalı"nın diğer sakinleriyle birlikte rehin alındı.
Mağdur Şükür Şükürov ifadesinde 17 Ağustos 1993'de Cebrayıl'ın Süleymanlı köyünde Ermenistan silahlı kuvvetleri tarafından öldürülen eniştesi Müzeffer Rüstemov"un cesedini getirmek isterken rehin alındığını dedi. O, 23 ay 8 gün rehin kaldı. Hadrut"ta, Hankendi"de ve Şuşa"da (hapishanede) tutuldu. Rehin olduğu sürede kendisine çeşitli işkenceler verildi, dövüldü. Sonuçta elmacık kemiği, çenesi ve burnu kırılmıştır. Azerbaycan tarafına teslim edilirken ağır durumdaydı. Şükürov kendisine işkence yapan Ermeni askerlerden bazılarının isimlerini de verdi: "Biri Mihail Balasanyan, diğeri Elmira Agayan idi."
Mağdur İman Guliyev ifadesinde 1 Aralık 1989'da köylüleriyle birlikte yük kamyonunda ot toplarken Ermeniler tarafından dövülerek zorla Gafan bölgesine götürüldüklerini belirtti. O, Ermenistan"da tutuldukları sürede dövüldüklerini, işkence gördüklerini, üzerlerindeki paraların ellerinden alındığını söyledi.
Mağdur kişi Ebülfet Gasımov ifadesinde, 12 Ocak 1994'de Füzuli ilçesi Aşağı Abdurrahmanlı köyü yönünde Ermenistan silahlı kuvvetlerine karşı savaşırken yaralandığını, bu sırada esir alındığını dedi. Mağdur kişi, Hankendi şehrinde bulunan sorgu tutukevinin çalışanlarından Artur, Armen Samo, Maksim, Mişa ve isimlerini hatırlamadığı Ermenilerin Azerbaycanlı esir ve rehineleri lastik coplarla, yumruk ve tekmelerle, demir çubuklarla ve diğer sert cisimlerle dövüp işkenceler yaptıkları denildi. O, Halil Hacıyev"le birlikte Ermenilere ait bir araçla esaretten kaçarak Ağdam ilçesi Gervənd köyü bölgesine geldiklerini belirtti.
Mağdur Habib Kazımov ifadesinde 1992 yılında askerlik hizmetiyle ilgili olarak Gubadlı ilçesi topraklarındaki savaş mevzilerine gittiğini belirttiler. 3 Eylül 1993'de Aliguluuşağı köyünde yapılan savaşlarda yaralandı, sonuçta Ermenistan silahlı kuvvetleri tarafından esir alındı. O, esirlik süresi boyunca Hocavend"de, Şuşa hapishanesinde ve Hankendi"de tutuldu. Kazımov esarette sürekli dövüldüğünü, işkenceye maruz kaldığını söyledi. 1995 yılının Mart ayının ortalarında söz konusu hapishanede Ermeniler tarafından vahşice dövüldüğü için Hankendi şehir çocuk hastanesine tedaviye götürüldüğünü ve esirlikten kurtuluncaya kadar (1995 yılı Mayıs"ın 8"i) orada tutuldu. Söz konusu şahıs Şuşa hapishanesinde esarette tutulduğu sürede Qor, Vrej, Artur, Lyoşa, Lyoha, Roba, Vanya, Kamo, Samvel ve Mişa isimli Ermeniler hem birlikte hem de ayrı ayrı olarak kendisine karşı şiddet uyguladılar.
Kazımov, "Sumgayıtlı olduğumu bildikleri için daha çok dövüyorlardı. Diyorlar ki Türktür, dövün" dediklerini kaydetti.
Mağdur kişi Bayram Rüstemov ifadesinde 30 Ağustos 1993'de Gubadlı ilçesinde yerleşen Garağac köyünde köylüsü Aliyev Mehman Veliş oğlu ile birlikte rehin alındığını belirtmiştir. Onlar Cəbrayıl bölgesinin Geyen düzü denilen yere götürüldüler. Orada bir gün tutulduktan sonra Hankendi şehrinde yerleşen eski 366. motorlu piyade alayının avlusundaki bodruma götürülerek orada tutuldular. Ermeniler onlara her gün işkence etti, her gün demir çubukla, lastik copla, yumruk ve tekmelerle döverek çalıştırtılar, aç bıraktılar. Söz konusu yerde yaklaşık 1 yıl 5 ay tutulmuşlardır.
Ermeniler onları işgal edilmiş Ağdam bölgesine götürerek binaları söktürmüş, malzemeleri ve ormanları kestirerek odunları Hankendi şehrine taşıtmışlardır. Orada 1 yıl 5 ay tutulduktan sonra Şuşa hapishanesine götürülmüşlerdir. Ermeniler tarafından orada 6 ay hapishanede tutulduktan sonra çalıştırmak amacıyla Hocavend bölgesinin Ağbulaq köyüne götürülmüşlerdir. 1995 yılı Ekim ayında Qədir ve Vüqar isimli esirlerle birlikte Ağbulaq köyü yakınlarında ormana girerek 10-12 gün yürümekle Ağdam bölgesinin Əfətli köyüne ulaşmışlar, oradan da Ağcabədi yönüne giderek esaretten kurtulmuşlardır.
Mağdur Cavidan Qasımov belirtmiştir ki, 2021 yılı Ocak ayının 29"unda saat 18 sularında Ermenistan sınırında Laçın bölgesi topraklarında bulunan kontrol noktasından asker arkadaşı Aydın Gülmalıyev"le birlikte silahsız olarak çıkıp diğer noktaya giderken sisli havada yollarını şaşırmışlardır. Bu sırada onlar Ermenistan silahlı kuvvetlerinin askerleri tarafından esir alınmıştır.
Ertesi gün Erivan şehrine götürülmüşlerdir. Orada ayrı ayrı odalarda tutulmuş, hakarete uğramış ve bedenlerine darbeler indirilmiştir. Ocak"ın 31"inde Şuşa şehrinde Azerbaycan tarafına teslim edilmişlerdir.
Mağdur kişi Əlizamin Qaraşov belirtmiştir ki, 1993 yılı Eylül"ün 30"unda Ermenistan silahlı kuvvetleri yaşadığı Həmzəli köyüne girmişlerdir. Aile üyeleri önceden köyü terk etmiş, o köyde tek başına kalmıştır. Ermeni askerleri onu rehin almışlardır. Rehin alındığında 13 yaşındaymış. Esaret süresince önce Hocavend"e, sonra Hankendi"ye götürülmüştür. Hankendi"de kendisine ve diğer Azerbaycanlı rehineye karşı işkenceler yapılmış, çeşitli işlerde çalıştırılmıştır. Hankendi"de Ermeni gözcü onu o kadar dövmüş ki, sonucunda sol tarafından kaburga kemiği kırılmıştır. Başına anahtarla vurulması sonucu ise baş kısmı delinmiştir. 1994 yılı Ekim"in 6"sında esaretten kurtulmuştur.
Mağdur kişi Hüsniyyə İbrahimova belirtmiştir ki, 1990 yılı Mart"ın 1"inde saat 10 sularında eşi İbrahimov Rüstəm Zülfüqar oğlu ve 12 yaşındaki oğlu Abbas İbrahimov"la birlikte araçla yaşadıkları Ermenistan"ın Göyçe bölgesinde, Basarkeçər bölgesinin Büyük Merze köyünden çıkıp Qazax şehri merkez pazarına giderken, İcevan bölgesi topraklarından "Poçt" denilen yerden geçerken silahlı en az 20 kişi yük araçlarıyla araçlarının önünü ve arkasını kesmiş, araçtan inmelerini istemişlerdir. Onları zorla Erivan şehrine götürmüşlerdir. Erivan"da iki katlı bir binanın bodrumuna atmışlardır. O bodrumda onlardan başka başka Azerbaycanlı rehineler de varmış.
Ermeni askerleri onları her gün silah dipçikleriyle, demir eşyalarla, yumruk ve tekmelerle vücutlarının her yerine sayısız darbeler vurmuş, naylon torbaları yakarak eritip damlalarını ellerine, vücutlarına damlatmışlardır. Sonuçta H. İbrahimova"nın sol kolu kırılmış, eşi Rüstəm"in kafatası ezilmiş, 12 yaşındaki oğlu Abbas tamamen güçten düşmüş.
Silahlı grubun "Coni" lakaplı üyesi esaretin 2. ya da 3. gününde bodrumda esirlerin gözü önünde Ağdərə bölgesinden esir düşmüş 20 yaşındaki, adını bilmediği Azerbaycanlı gencin boğazını tırpanla kesip kanını bardağa doldurup "Türklerin kanını böyle içeceğiz" diyerek içmiş. O genç bodrumda kan kaybından ölmüş. Her gün işkencelere maruz kalmışlar, Mart"ın 8"inde esaretten kurtulmuşlardır.
Mağdur Cumşüd Əliyev ifadesinde demiştir ki, 1992"de Füzuli bölgesinde Ermenistan silahlı kuvvetlerine karşı savaşırken yaralanmış, sonucunda esir alınmıştır. O, önce Hocavend"e, sonra Qarakənd"e götürülmüştür. Esir olduğu 10 gün süresince her gün dövülmüş, işkencelere maruz kalmıştır.
Mağdur kişi Yavər Nəcəfov Laçın"da doğduğunu, askerlik hizmetinden sonra Sumqayıt şehrinde yaşadığını belirtmiştir. O, Laçın"a ailesini getirmek için giderken, 1992 yılı Mayıs"ın 17"sinde Ermenistan silahlı kuvvetleri tarafından rehin alınmış ve Gorus şehrine götürülmüştür. Onu Gorus Emniyet Müdürlüğü"nün bodrumunda tutmuşlardır. 13 Haziran'da kurtularak Azerbaycan"a teslim edildi.
Mağdurlar ayrıca sanıkların, onların savunucularının ve kendi temsilcilerinin de sorularını yanıtladılar
Mahkeme sürecinde ayrıca mağdurlar hakkında yapılmış adli tıp muayene raporları açıklanmıştır.
Mahkeme süreci 10 Temmuz"da devam edecektir.
Belirtmek gerekir ki, Ermenistan devletinin, onun devlet kurumlarının yetkili kişileri, askeri kuvvetleri ve yasa dışı silahlı birliklerinin doğrudan liderliği ve katılımı, sözlü-yazılı şekilde verdikleri talimat, emir ve yönergeleri, maddi, teknik, personel desteği, merkezi yönetimi temelinde, aynı zamanda ciddi denetimi altında Azerbaycan topraklarında iç ve uluslararası hukuk normlarına aykırı şekilde, Azerbaycan"a askeri saldırı gerçekleştirmek amacıyla kurulmuş, ayrıca Koçaryan Robert Sedraki, Sarkisyan Serj Azati, Manukyan Vazgen Mikaeli, Sarkisyan Vazgen Zaveni, Babayan Samvel Andraniki, Balasanyan Vitali Mikaeli, Balayan Zori Hayki, Ohanyan Seyran Muşegi, Karamyan Arşavir Surenoviç, Melkonyan Monte Çarlz ve diğerlerinin liderliği, doğrudan ve dolaylı katılımlarıyla Ermenistan devleti, dahil olmak üzere söz konusu suç örgütü tarafından yürütülen saldırgan savaş sürecinde işlenmiş çok sayıda suç unsuruna ilişkin ceza davası kapsamında Ermeni asıllı 15 sanık suçlanmaktadır.
Söz konusu kişiler, yani Harutyunyan Arayik Vladimiri, Gukasyan Arkadi Arşaviri, Saakyan Bako Sahaki, İşhanyan Davit Rubeni, Manukyan Davit Azatini, Babayan David Klimi, Mnatsakanyan Levon Henrikoviç, Beglaryan Vasili İvani, Gazaryan Erik Roberti, Allahverdiyan Davit Nelsoni, Stepanyan Gurgen Homeri, Balayan Levon Romiki, Babayan Madat Arakeloviç, Martirosyan Garik Grigori, Paşayan Melikset Vladimiri Azerbaycan Cumhuriyeti Ceza Kanunu"nun 100 (işgal amaçlı savaşı planlama, hazırlama, başlatma ve yürütme), 102 (uluslararası korumadan yararlanan kişilere veya kuruluşlara saldırı), 103 (soykırım), 105 (nüfusu yok etme), 106 (kölelik), 107 (nüfusu zorla tehcir etme veya göç ettirme), 109 (takip), 110 (insanları zorla kaybettirme), 112 (uluslararası hukuk normlarına aykırı şekilde özgürlükten yoksun bırakma), 113 (işkence), 114 (paralı askerlik), 115 ( İnsancıl Hukuku ve geleneklerini ihlal etme), 116 (silahlı çatışma sırasında uluslararası insani hukuk kurallarını ihlal etme), 118 (askeri yağmacılık), 120 (kasten adam öldürme), 192 (yasa dışı girişimcilik), 214 (terörizm), 214-1 (terörizmin finansmanı), 218 (suç örgütü (örgüt) kurma), 228 (yasadışı şekilde silah, parçaları, mühimmat, patlayıcı maddeler ve düzenekler edinme, başkasına verme, satma, saklama, taşıma ve bulundurma), 270-1 (havacılık güvenliğine tehdit oluşturan eylemler), 277 (devlet görevlisinin veya kamu şahsiyetinin hayatına suikast), 278 (iktidarı zorla ele geçirme ve zorla sürdürme, devletin anayasal düzenini zorla değiştirme), 279 (yasalarla öngörülmeyen silahlı birlik ve grupları oluşturma) ve diğer maddeleri ile suçlanmaktadırlar.