Azerbaycan'ın İran'daki ana düşmanı - bu, sadece bir memur veya diplomatik zarftakı sıradaki mankurt değil. Bu, uzun yıllar Bakü'ye karşı sürekli olarak düşmanlık ve provokasyon politikası yürüten dini lider Ali Hamaney'in kendisidir. Azerbaycan karşıtı provokasyonların, dezenformasyon çöplerinin, devletimize karşı yöneltilmiş tüm kampanyaların arkasında duran bizzat odur. Bunlar münferit olaylar değil ve bu, alt düzey diplomatların inisiyatifi değil; bu, kaynağı bir ofiste olan bir ideolojidir. Ve bu ofisin sahibinin adı Ali Hamaney'dir.
Oxu.Az'ın Caliber.Az'dan aktardığı habere göre, İran'da Azerbaycan'a karşı kişisel antipatisi devletin siyasi kararlarında bu kadar tutarlı ve ısrarlı bir şekilde yansıyan başka bir figür bulmak zordur. Üstelik, İran'ın yorum yapmadığı bazı bilgilere göre, Ali Hamaney'in babası Fars, annesi ise etnik Ermeni imiş.
Bu, belki de, İran'ın onun liderliği altında Ermenistan'la özel ilişkiler kurduğu garip bağlılığı açıklıyor. Hatta Ermeniler Azerbaycan'ın uluslararası düzeyde tanınmış topraklarını işgal ettiğinde, yüz binlerce sivil vatandaş kendi yurtlarından kovulduğunda, Azerbaycan'ın şehir ve köyleri yıkıldığında tam da İran Hamaney'in inisiyatifiyle Ermenistan'la ilişkileri istikrarlı tuttu, ticaret ve lojistiği sağladı. Bu süre zarfında Hamaney tarafından Azerbaycan halkına ne başsağlığı ne de dayanışmayla ilgili tek bir kelime bile söylenmedi.

Ancak Azerbaycan'a yönelik başka sözler, beyanatlar duyuldu. Sert, aldatıcı, aşağılayıcı. Bizi İslam'ın düşmanı, "Siyonistlerin aleti", bölgesel istikrara tehdit olarak göstermeye çalıştılar. Bu, din adı altında gizlenmiş nefret politikasıydı. Hamaney Azerbaycan'a karşı çalıştırılan propaganda makinesine "hayır duası" verdi: "analiz" ve "dini talimatlar" kisvesi altında, düzinelerce İran kaynağı her gün ülkemizi şeytanlaştırmayı, liderliğe güvensizlik aşılamayı, girişimlerimizin özünü çarpıtmayı amaçlayan metinler yayınlıyor. Bütün bunlar İran'ın ruhani liderinin kontrolündeki merkezler tarafından kontrol ediliyor ve besleniyor. Doğrudan onun ana hedefini uygulamak için çalışıyorlar - Azerbaycan'ı karalamak ve tüm Müslüman dünyasına karşı kışkırtmak.
Çarpıcı bir örnek sadece "Telegram" kanalları, dini merkezler veya ideolojik aracılar değil. İran'ın Ermenistan Büyükelçisi Mehdi Sobhani'nin son konuşması, Tahran'ın resmi politikasına ne kadar derin ve utanmazca düşmanca bir söylemin yerleştiğinin bir başka teyidi. Sobhani uzun zamandır bir diplomat değil, emredilen yalanların sözcüsü. Gerçeklerle ve sağduyuyla doğrudan çelişen açıklamalarda bulunması ilk kez değil. Dün, "Tahran'ın, İsrail ve İran arasındaki çatışma sırasında komşu ülkelerden, özellikle Azerbaycan'dan İran topraklarına giren az sayıda İsrail İHA'sı olduğuna dair bilgisi var" diyerek çizgiyi aştı. Bu sadece bir yalan değil, Azerbaycan'ı başkasının savaşına çekmeyi, ortaklarının gözünde itibarsızlaştırmayı ve güvensizlik yaratmayı amaçlayan utanmaz bir provokasyondur. Elbette Subhani hiçbir kanıt sunmadı. Çünkü hiçbir kanıt yok. Çünkü bu açıklama yukarıdan gelen bir emrin parçası ve amacı Bakü'yü karalamak. Ve eğer biri Büyükelçi'nin kendi adına konuştuğunu düşünüyorsa, yanılıyor. Sobhani sadece bir sözcü. Daha önce olduğu gibi, Ali Hamaney doğrudan bu açıklamanın arkasında.

Azerbaycan'a saldıranlara yeşil ışık yakan Hamaney'dir. Yalan yayıyorlar, "iç Şii hoşnutsuzluğu" görüntüsü yaratıyorlar, hiçbir bağlantısı olmadan dine başvuruyorlar ve söylemlerini dini liderin Ofisi'nde yazılan sloganlara dayandırıyorlar. Bunlar bağımsız karakterler değil tek bir elin kontrol ettiği kuklalar. Azerbaycan'ın modernliğinden, başarılarından, bağımsızlığından korkan bir kişinin eliyle.
Hamaney, Azerbaycan'ın laik, Türk, egemen bir devlet olarak var olmasından, dinin diktatörlüğün bir aracı değil, kişisel bir tercih olmasından korkuyor. Bağımlılığa, baskıya ve korkuya dayalı ideolojik modeli, Bakü'yü gördüğünde çöküyor. Ve bu onu öfkelendiriyor.
Bu yüzden Azerbaycan'a yönelik saldırılar devam edecek. Kendilerini dini kaygılar, dış politika kaygıları ve "istikrar arzusu" olarak gizleyecekler. Ama bunların hepsi bir yalan. Gerçek sebep tek bir adamın ofisinde yatıyor. Adı Ali Hamaney. Ve bu durum diplomatik, kamusal, bilgilendirici tüm düzeylerde ne kadar erken tanınırsa, Azerbaycan ve tüm bölge Tahran'ın uyguladığı çizginin yarattığı baskıdan o kadar erken kurtulabilecektir. İran komşumuz olmaya devam ediyor, ancak Azerbaycan karşıtı politikanın motoru halk veya devletin tamamı değil, belirli bir bireydir. Ve bunu açıkça ifade etmek dürüstlük ve ilke meselesidir.