"Trump Yönetimi Azerbaycan'ın barış gündemine bağlılık sergiledi."
Oxu.Az'ın haberine göre, bunu Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı - Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Dairesi Başkanı Hikmet Hacıyev The Washington Times gazetesine söyledi.
Yayının Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış inşası çalışmalarına, ABD Kongresi'nde 907. düzeltmenin kaldırılmasına doğru atılan adımlara, resmi Bakü'nün Rusya ile ilişkilerine, Azerbaycan-İsrail ilişkilerine adanmış yazıda H.Hacıyev'e atıfla ABD başkanının bu barış gündemine hemen karşılık vermesi takdir edilmesi gereken bir nokta olarak belirtildi.
Bununla birlikte H.Hacıyev 907. düzeltmenin varlığının barışa karşı işlediğini söyledi:
"Her iki hükümet - Azerbaycan ve Ermenistan barışı güçlendirmek için yoğun bir çalışma yürütüyorlar. Fakat Kongre'de bazıları tamamen gereksiz ve ayrımcılık tohumları olan yasama teklifleri sunuyorlar."
H.Hacıyev Biden-Blinken yönetiminin Azerbaycan-ABD ilişkilerine zarar verdiğini de beyan etti. O, Donald Trump döneminde ısınan ABD-Azerbaycan ilişkilerinin önceki yönetimin yaklaşımıyla keskin tezat oluşturduğunu belirtti:
"Biden ve Blinken yönetimi ile maalesef, çok fazla anlaşmazlık vardı ve onlar ilişkilere çok zarar verdiler."
O, Biden Yönetimi'nin Afganistan misyonu biter bitmez 907. madde kısıtlamalarını yeniden uyguladığını hatırlattı.
H.Hacıyev Trump Yönetimi ile pozitif işbirliği örneği olarak onun ilk başkanlık döneminde yönetimin Güney Gaz Koridoru projesi aracılığıyla Hazar gazının Avrupa pazarına ulaştırılmasında belirleyici rol oynadığını hatırlattı.
Azerbaycan'ın Ermenistan'la ekonomik ilişkiler kurma girişimlerine değinen H.Hacıyev bu ülkeye petrol ürünlerinin ihracatını, Ermenistan pazarlarına tahıl transitine yaratılan şartları belirtti.
"Bu sembolik görünebilir, fakat sembolizmle birlikte gerçekten de önemli jeopolitik nüanslar var. Biz barışı sadece Ermenistan hükümeti ile değil, aynı zamanda Ermenistan halkı ile de inşa ediyoruz," H.Hacıyev bildirdi.
Azerbaycan'ın dini açıdan hoşgörü mekanı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı ülkenin istikrarsız bölgede Batı ile işbirliği için doğal bir ortak olduğunu beyan etti:
"Bizde Yahudi, Hristiyan ve Müslüman toplulukları yüzyıllardır yan yana yaşıyorlar. Bu, bizim geleneğimiz, kimliğimizdir. Barış gündemimiz için daha güçlü kararlılığımız var ve Trump Yönetimi'nin tam desteğine sahibiz."