13 Temmuz'da Bakü'de Suriye ve İsrail temsilcileri arasında ilk doğrudan görüşme gerçekleştirildi. Diplomatik kaynakların bildirdiğine göre, görüşmeler "İsrail'in Suriye'deki yeni askeri varlığı" konusunda cereyan etti. Resmi onay ise birkaç gün sonra geldi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev "Jewish News Syndicate"e açıklamasında bu görüşmenin Bakü'de gerçekleştiğini duyurdu:

"Artık resmi olarak onaylayabiliriz ki, Bakü şehrinde İsrail ve Suriye arasında görüşmeler gerçekleştirildi. Azerbaycan bölgede barış ve istikrar için köprü rolünü oynamaya hazırdır."
Bu açıklama, sadece gerçeği doğrulamakla kalmadı, hem de Azerbaycan'ın uluslararası diplomaside artan rolünü ve kendine güvenen arabulucu statüsünü ortaya koydu.
Azerbaycan - bölgesel barışın yeni adresi
İsrail ve Suriye arasında yıllardır devam eden düşmanlık ortamında böyle bir görüşmenin tam olarak ülkemizde gerçekleşmesi, Azerbaycan'ın artık jeopolitik haritada yalnızca Güney Kafkasya devleti değil, aynı zamanda Orta Doğu süreçlerine olumlu etki gösteren bir aktör olarak tanındığını gösteriyor. Azerbaycan uzun süredir İsrail ile stratejik işbirliği, Arap ülkeleriyle ise güçlü ilişkiler kurmuştur. Bu ikili denge politikası Azerbaycan'ı Orta Doğu'da benzersiz bir arabulucu konumuna getirmiştir. Böyle diplomatik denge modern dünyada nadiren mevcuttur ve tam da bu nedenle taraflar Bakü görüşmesine güvenilir bir zemin olarak yaklaşmışlardır.
Küresel güçlerin gözünde Bakü
Diplomatik kulislerde bu görüşmede Birleşik Arap Emirlikleri ve Amerika Birleşik Devletleri'nin dolaylı desteğinin olduğu da belirtiliyor. Bu ise Azerbaycan'ın arabuluculuğunun sadece bölgesel değil, küresel aktörler tarafından da kabul edildiğini gösteriyor. Bir sonraki turun da Bakü'de gerçekleştirilmesi planı bu çizginin sürekli bir karakter aldığını doğruluyor. Bu açıdan, Azerbaycan'ın bu rolü yalnızca barışçıl duruşunu değil, aynı zamanda jeopolitik ağırlığını da artırıyor.
Güney Kafkasya'da istikrar ve enerji güvenliğinde belirleyici role sahip olan bir ülkenin, Orta Doğu'da da aktif bir diplomatik oyuncuya dönüşmesi onun için yeni stratejik fırsatlar yaratıyor. Bu açıdan, Bakü'de gerçekleşen bu görüş diplomatik bir olaydan daha fazlasını ifade ediyor. Bu, Azerbaycan'ın bölgede söz sahibi olduğunu, ayrıca Orta Doğu'da barış ve istikrar için gerçek bir arabulucu olarak kabul edildiğini kanıtlıyor. Diplomaside böyle roller tesadüfen ortaya çıkmaz; bu, yıllar içinde inşa edilen güvenin, dengenin ve profesyonel ilişkilerin sonucudur. Bugün İsrail ve Suriye temsilcilerinin Bakü'deki buluşması, Azerbaycan tarihinde yeni bir sayfanın açıldığını gösteriyor. Bu sayfanın adı ise basit: Barış diplomasisi.

Azerbaycan bu süreçten ne kazanıyor?
Bu tür diplomatik süreçler, Azerbaycan'ın uluslararası itibarına çok yönlü katkılar sağlıyor. Azerbaycan artık sadece enerji ve ulaştırma projeleriyle değil, siyasi diyalog için bir platform rolüyle de tanınıyor. Orta Doğu'daki anlaşmazlıklar fonunda Bakü, barış girişimleriyle öne çıkıyor. Küresel düzlemde Azerbaycan'ın adı artık daha çok "arabulucu", "güvenilir ortak" kavramlarıyla birlikte anılıyor. Bu tür diplomatik ilişkiler, eş zamanlı olarak yeni ekonomik ve stratejik iş birliklerine zemin hazırlıyor. BM, İİT, Bağlantısızlar Hareketi ve diğer kuruluşlar çerçevesinde Azerbaycan'ın sözü daha fazla önem kazanıyor.
Kısacası, söz konusu görüş sadece diplomatik bir olay değil, Azerbaycan'ın uluslararası sistemde artan etki gücünü ortaya koyan önemli bir aşamadır. Suriye ve İsrail gibi zıt pozisyondaki ülkelerin diplomatik masaya oturduğu bir mekana ev sahipliği yapmak, Azerbaycan'ın gelecekteki arabuluculuk girişimleri için güçlü bir temel oluşturuyor. Böylece Azerbaycan diplomasisi artık sadece bölgesel değil, küresel süreçlerde de rol alabilecek kapasiteye sahip olduğunu gösteriyor; hem de barışın tarafını seçerek.
Merahim Nesib