Türkiye'de uzun yıllardır devam eden terörle mücadele süreci çerçevesinde PKK'nın silahsızlandırılmasına start verildi. Terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan da taraftarlarına çağrı yaparak silahların bırakılması ve demokratik mücadeleye başlanmasının gerekli olduğunu bildirdi. Artık örgütün ilk savaş grubunun 11 Temmuz'dan itibaren Irak'ın kuzeyinde terksilah edilmesine başlanacağı açıklandı.
Türkiye'nin Gazi Üniversitesi öğretim üyesi, Türkiye Siyaset ve Stratejik Araştırmalar Vakfı başkanı Sinan Demirtürk terörle mücadelenin mevcut durumu, önümüzdeki görevler ve ayrıca sürecin Türkiye, Orta Doğu, Kafkasya ve Türk dünyasına etkileri hakkında Oxu.Az'ın sorularını yanıtladı.

-Sinan Bey, Türkiye'de uzun yıllardır devam eden terörle mücadele PKK'nın silahsızlandırılması ile sonuçlanıyor. Sürecin perspektiflerini nasıl değerlendirebilirsiniz?
-Türkiye'de uzun yıllara dayanan terörle mücadele geleneği çerçevesinde terör örgütü PKK ve yönelik uzun süren bir mücadele söz konusu idi terör örgütü sözde Kürt halkının haklarını savunmak iddiasıyla faaliyet gösteriyor olduğunu iddia ediyor olsa bile uluslararası uluslararası pek çok istihbarat örgütü ve ülkenin üzerinde etkili olduğu bir vekil bir vekil güç mahiyetinde bir vekil güç mahiyetinde bizdeki güç mahiyetindedir. 1984 yılından itibaren Türkiye'de siviller kadınlar ve çocukları başta olmak üzere 50 binden fazla insanla ölümüne sebep olan terör örgütü Uluslararası bir uyuşturucu ağını ve ticareti yönetmektedir artık yalnızca Kandil merkezli anlaşılamayacak olan terör örgütü, Ortadoğu'da Irak ve Suriye başta olmak üzere pek çok ülkede terör ve insanlık dışı eylemlerini sürdürüyor.
-"Terörsüz Türkiye" stratejisi nasıl sonuçlanacak?
-Türkiye Cumhuriyeti örgütle mücadele yürüttüğü gibi, bu şebekenin silahlarını tamamen bırakması şartıyla, Terörsüz Türkiye ilkesi kapsamında yeni bir demokratik sürecin başlamasını önemli görmektedir. Ancak sürecin ilk olarak ifade edildiği 22 Ekim tarihinden günümüze 28 Türk askeri şehit olmuştur. PKK sözde bir kongreyle fesih kararı almışsada, Suriye'de örgütlenen PKK PYD unsurları bu anlaşma ve kararlara uymayacağını açıkça ifade etmişti.
-Türk Silahlı Kuvvetleri'nin özellikle de son dönemlerde PKK'ya ağır darbeler vurması, özellikle insansız hava araçları ile yapılan operasyonlar örgütün faaliyetini dondurmasında rol oynuyor mu?
-Yaklaşık beş yıldır örgüt silahlı unsurlarını Suriye'nin kuzeyinde konumlandırmayı başarmış, Irak'ta ki ve Türkiye'de ki eylemlerini en aza indirmeyi seçmiştir. Türkiye'nin etkili terörle mücadelesi, İHA ve Sihalara dayalı saha istihbaratı ile desteklenen askeri harekatlar PKK'ya ağır darbelerin vurulduğu bir dönemi başlattı. Bugün örgütün ve onun uluslararası destekçilerinin sözde silah bırakma iddiların rağmen, Suriye sahasında eylemlerine, Türkiye'ye karşı saldırılarına devam etme süreci ile karşı karşıyayız. 12 Türk askerinin şehit olduğu vakıada mağara keşfi sırasında metan gazından boğulma ihtimali üzerinde durulmaktadır. Ancak örgütün resmi yorumlarında mağaraya yanlış bir drona saldırısı yapıldığı yönünde ki haberler ortada kasıtlı bir saldırının olabileceği ihtimalini güçlendirdi. Suriye'de süreci sabote etmek, Türk askeri noktalarına saldırarak bölgeyi terörize etmek maksatlı eylem, PKK yöneticilerinin asla samimi olamayacaklarını, Türkiye'ye karşı saldırıların devam edebileceğini göstermiştir. Örgütü, Türkiye Irak yada Suriye'deki konumu itibariyle ayrı ayrı hareket eden bir mekanizma olarak yorumlamak doğru değildir.
-Birkaç gün önce, 12 Türk askeri "Pençe-Kilit" operasyonu bölgesinde bir mağarada operasyon ve arama faaliyetleri sırasında metan gazından zehirlenerek şehit oldu. Olayın ayrıntıları ve araştırmalarla ilgili mevcut durum nedir?
-PKK Bölgesel bir Kürt birliğini savunan, Pan-kürdist idealleri karşısında en büyük engel olarak Türkiye'yi görmektedir. Türkiye ve Azerbaycan'ın Ortadoğu'da ve Kafkasya'da inşa ettikleri yeni dış politika ve güçlü jeopolitik önemli bölge ülkelerini rahatsız etmektedir. PKK Türk Jeopolitiği'ne karşı her zaman kullanılmaya müsait bir aparat olarak kalacaktır. Terör'ün tamamıyla son bulmasını isteyen bir kişi olarak üzülerek belirtmeliyim ki sıfır terör seviyesine ulaşmak ve 50 bin Türk vatandaşının katleden kanlı bir örgüte güvenmek mümkün değildir.
-PKK'nın bölgesel siyasete etkisi ve tutumu hakkında ne düşünüyorsunuz?
-Bu tip saldırı ve provakasyonlarla Türkiye'nin ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın bölgesel etkileri hedef alınmak istenecektir. Karabağ Zaferi sonrası oluşan Küresel dengeler bozulmak istenecektir. Karabağ Zaferi sonrası gelişmeler, Kafkasya yakın şark ve Türkistan'da istikrarlı, terörsüz ve ekonomik büyüme potansiyeline sahip bir Türk Jeopolitiğini meydana getirmiştir. Türk dünyası PKK başta olmak üzere istikrarsızlaştırıcı her türlü terör örgütüyle etkili bir mücadele yürütmelidir.
-Peki, örgütün (PKK'nın) tasfiyesi, aynı zamanda Orta Doğu ve Kafkasya'da ortaya çıkan yeni gerçeklikler bağlamında bölgesel istikrarı ve gelecekteki perspektifleri nasıl görüyorsunuz?
-12 şehidimizi rahmetle anıyor, acılı aileleri ve Türk milletine baş sağlığı diliyorum. Rusya'da hunharca öldürülen Azerbaycan'lı kardeşlerimizi rahmetle anarken, gücümüzün birlikteliğimiz olduğunu önemle hatırlatmak istiyorum.
Merahim Nesib