Azerbaycan futbolunun öncüsü haline gelen Karabağ bu sezon da Avrupa'da muhteşem adımlarla ilerleyerek bir kez daha kanıtladı ki, futbol bütçeyle ölçülmüyor. Değerleri yüz milyonlarca euro olan Türkiye devlerinin mağlup olduğu yerde, kadrosunun değeri Samsunspor'dan bile iki kat daha az olan Karabağ mertlikle, mücadeleyle, sistemle ve profesyonellikle zirveye doğru ilerliyor.
Gelin bu konuyu temellendirmek için Türkiye futboluna bakalım:
Fenerbahçe - yıllık bütçesi 300 milyon euroya yakın. Her yaz dünya yıldızlarını transfer edip "sezon bizimdir" diyorlar. Ama sonuç? Avrupa'da bir sonraki fiyasko. Para çok, ama futbol felsefesi yok. Transfer pazarında çılgın paralar harcayan kulüp, basit disiplin ve kolektif oyun anlayışını unutmuş. Hatta Jose Mourinho bile kariyeri boyunca 10 kulüpte baş antrenör olarak çalışmış, UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi ve UEFA Konferans Ligi'nin galibi olmuş. Sadece başarısızlığı "Fenerbahçe" ile yaşayan deneyimli çalıştırıcı bile bu kulübü diriltmeyi başaramadı.
Beşiktaş - 200 milyon euro kadro değerine sahiptir. Ama sahada ne kadar zayıf, istikrarsız olduğunu herkes görüyor. Bu kulübün tarihi, büyük taraftar ordusu var, ama yönetim berbat durumda. Para harcamak onları ne Avrupa'da, ne de içeride zirveye taşıyor. Aksine, Karabağ gibi sistemli takımlarla karşılaştırıldığında ne kadar boş bir proje oldukları ortaya çıkıyor.
Başakşehir - Türkiye'nin "modern projesi". Devlet desteği, büyük imkanlar, 61 milyon euroluk kadro. Ama Avrupa'da bir Karabağ kadar ışıkları yanmıyor. Çünkü projenin içinde ruh yok, futbolcuların üzerinde sistemli antrenör izi yok. Bu takım kağıt üzerinde var, ama gerçek gücünü göstermeye gelince darmadağın oluyor.
Samsunspor - 50 milyon euroluk kadrosuyla Türkiye'nin orta seviye takımlarından biri. Ama tam da onlar Karabağ karşısında dersini aldılar. Burada mesele sadece oyun gücünde değil, mentalitededir. Karabağ sahaya sadece 11 futbolcu ile değil, hem de bir felsefe, bir fikirle çıkıyor. Türkiye kulüpleri ise fikirsiz, ruhsuz oyuncular topluluğu gibi görünüyorlar.
Bütün bunların ışığında Karabağ'ın başarısı çok daha parlak görünmektedir. Çünkü bu takım yıllardır bir sistem üzerine inşa edilmiştir. Qurban Qurbanov"un liderliğinde takım sadece futbol oynamıyor, aynı zamanda Azerbaycan futbolunu Avrupa sahnesinde temsil eden bir simgeye dönüşmüştür. Kadrosunun değeri düşük olsa da, disiplini, oyun düzeni ve kolektif gücüyle Türkiye"nin dev kulüplerine büyük bir ders vermektedir.
Şimdi ise Karabağ, UEFA Şampiyonlar Lig'nin ana aşamasında Chelsea, Liverpool, Napoli, Benfica, Eintracht Frankfurt, Athletic Bilbao ve Kopenhag gibi Avrupa'nın en güçlü kulüpleriyle karşılaşacak. Bu sadece Azerbaycan futbolu için bir başarı değil, aynı zamanda Türkiye futbolunun ne durumda olduğunu gösteren acı bir gerçektir. Çünkü dev bütçelere sahip olan Türkiye kulüpleri turnuva dışında kalmışken, daha küçük bütçeli Karabağ Avrupa'nın en prestijli turnuvasında yer alıyor.
Sonunda açık bir gerçek kalıyor: Karabağ, futbolu parayla değil, profesyonellik ve emekle kazanıyor. Türkiye kulüpleri ise paralarının gücüyle yalnızca kendi taraftarlarına boş hayaller satıyor.
Anar Hasanov