Trafikteki riskli davranışlar, hem sürücülerin hem de diğer yol kullanıcılarının hayatını ciddi biçimde tehlikeye atıyor. Özellikle gece saatlerinde yarış yapanlar, makas atarak ilerleyenler ve bir motosiklette 3-4 kişinin seyahat etmesi gibi tehlikeli manzaralarla sıkça karşılaşılıyor. Uykusuzluk ve aşırı hız, çoğu zaman direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesine ve kazalara yol açıyor. Bu tür ihlallere uygulanan cezaların ise yeterince caydırıcı olmadığı görülüyor.
Uzmanlar, riskli davranış sergileyen sürücülerin psikoteknik değerlendirmelerden geçirilmesi ve ehliyetlerine el konulması gerektiği konusunda hemfikir. Peki, insanlar trafikte neden başkalarının canını hiçe sayıyor?
Oxu.Az'ın Haber Global'den aktardığı habere göre, Trafik Güvenliği ve Psikoteknik Merkezleri Derneği Başkanı Cengizhan Kutlu, sürücülerin rahatlık gerekçesiyle emniyet kemeri, kask ve koruyucu ekipman kullanmaktan kaçındığını belirtti. Yazın sıcak, kışın ise kask camının buğulanması gibi bahanelerin öne sürüldüğünü ifade eden Kutlu, kaliteli motosiklet ekipmanlarının kazalarda hayat kurtardığını vurguladı. Buğu yapmayan kasklar, ter önleyici kıyafetler ve görünürlüğü artıran ışıklı sistemlerin kullanımının şart olduğunu dile getirdi. Kutlu ayrıca, motosiklet vergilerinden ayrılacak payla meslek liselerinde bu tür ekipmanların üretilebileceğini söyledi.
Araç kullanamaz raporu gündemde
Tehlikeli hareketleri sosyal medyada paylaşılan sürücüler kısa süreli gözaltı sonrası serbest bırakılabiliyor. Uzmanlara göre bu kişiler trafikten men edilmeli. Kutlu, riskli davranışlarda bulunan sürücülerden ayrıntılı psikiyatrik rapor talep edilebileceğini belirterek, yapılan değerlendirmeler sonucunda araç kullanamayacaklarına dair kararlar verilebildiğini, hatta ehliyetlerine uzun süreli ya da süresiz el konulabildiğini aktardı.
Tehlike ve adrenalin arayışı
Klinik Psikolog Özge Öztaşçı ise trafikte tehlikeli davranışların temelinde yoğun gerginlik, adrenalin ihtiyacı ve kendini kanıtlama isteğinin yattığını söyledi. Araştırmaların, gerginlik arttıkça risk alma eğiliminin de yükseldiğini gösterdiğini belirten Öztaşçı, bu kişilerin yalnızca trafikte değil günlük yaşamda da uyum bozucu davranışlar sergilediğine dikkat çekti. Öztaşçı, öfke kontrolü ve dürtü düzenleme üzerine terapi planlarının önemine vurgu yaptı.