Son yıllarda Türkiye turizmi göz kamaştırıcı rekorlara imza atıyor. Deniz, güneş ve kum ülkenin vizit kartı olmaya devam ederken, bu coğrafyanın ruhu sadece sahillerde değil - en kadim medeniyetlerin izlerinden modern kültür merkezlerine kadar her köşede hissediliyor. Rakamlar da bunu doğruluyor: yalnızca bu yılın ilk 9 ayında ülkeye 50 milyon yabancı turist geldi ve turizm gelirleri 50 milyar doları aştı. Pek çok ziyaretçi için İstanbul'un cazibesi, Antalya'nın kumsalları, Kapadokya'nın gizemli vadileri tanıdık olsa da, bu özel reportajımızda rotamızı bambaşka bir yöne, Ankara'nın kalbine çeviriyoruz.
Ankara hakkında çoğu kişi "sakin başkent" diye düşünür. Oysa şehir, içinde binlerce yıllık bir yaşamın izlerini taşımaktadır. Galatlardan Bizans'a, Selçuklulardan Osmanlı'ya kadar dört büyük medeniyetin nefesi bu şehrin sokaklarında dolaşıyor. Tarihin modernlikle buluştuğu bu başkent, ziyaretçilerine sadece arşivlerde bulunabilecek değerli bilgileri değil, aynı zamanda modern Türkiye'nin dinamizmini de sunuyor.
Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi
2020 yılı Şubat ayında hizmete açılan Ankara'nın en modern kültür simgesi olan Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi kütüphaneden çok, entelektüel bir şehir görünümündedir.

125 bin metrekarelik muazzam alanıyla adeta bir kültür merkezini andıran bu mekanın kapılarından içeri adım attığınızda, sizi farklı dillerde, sanki dünyanın dört bir yanından toplanmış milyonlarca ses karşılıyor. Kütüphanede 134 dilde 2 milyondan fazla kitap, milyonlarca elektronik tez, dergi ve dijital kaynak bulunuyor.
Kütüphanedeki Cihannüma Salonu'nda yürürken 33 metrelik devasa kubbe insanı adeta içine çekiyor. Kubbeyi taşıyan 16 sütun ise Türk devletlerini simgeliyor. Bu geniş mekanda 134 dilde kitapla karşılaşmak, dünyanın sessizce bir araya toplandığı hissini uyandırıyor. Burada Azerbaycan kültürü de özel bir yere sahip - onlarca kitap, tarihi kaynak ve eser sergileniyor.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün özel kütüphanesinden kitaplar da burada sergilenmektedir.
Biraz ileride ise insanı zamanın derinliklerinde yolculuğa çıkaran Nadir Eserler Kütüphanesi bulunuyor. Burada Osmanlı sultanlarının hatt-ı hümayunları, ilk baskılar, değerli el yazmaları, minyatürler ve 1900 öncesi basılan batı kitapları korunuyor. Dijitalleştirilen milyonlarca belge, her adımda tarihe dokunduğunuzu hissettiriyor.


Millet Kütüphanesi yalnızca akademik araştırmalar için değil - burada 5 yaşındaki çocuklardan gençlere kadar herkesin kendine ait bir alanı var. Nasreddin Hoca Çocuk Kütüphanesi renkli duvarları ve masal odalarıyla 5-10 yaş arası çocukların dünyasına kapı açıyor. Gençlik Kütüphanesi ise gençlerin sessizce kendi hayal dünyalarını kurdukları bir mekan.

24 saat açık olması, ücretsiz içecekler, çorbalar, diğer ikramlar ve dinlenme alanları bu yeri Ankara sakinleri için sadece bir kütüphane değil - bir yaşam merkezine dönüştürüyor.
Ankara Kalesi
Kütüphaneden çıkıp biraz kuzeye doğru ilerlediğimizde Ankara Kalesi karşımıza çıkıyor.

Şehrin en eski simgelerinden biri olan bu kale bin yıllardır Ankara üzerinde sessizce yükseliyor. Yukarı çıktıkça şehrin geçmişini ve bugününü aynı panoramada görmek mümkün. Kalenin taşlarına dokunduğunuzda tarihin katmanlarını adeta elinizde hissediyorsunuz.
İlber Ortaylı'ya tarihi sevdiren Hoca
Kalenin yakınında ünlü tarihçi Halil İnalcık'ın yaşadığı ev dikkatimizi çekiyor. Profesör İlber Ortaylı'ya tarihi sevdiren kişinin Halil İnalcık olduğu bilinmektedir. Ortaylı, yüksek lisansını Chicago Üniversitesi'nde Halil İnalcık ile yapmış ve İnalcık'ı her zaman "hocam" olarak anmıştır.
İnalcık, eserleriyle Osmanlı-Türk tarihine hem siyasi ve ekonomik konularda hem de kültür ve medeniyet tarihi alanında orijinal katkılarda bulunmuş bir bilim insanıdır.
1915 yılında İnalcık, İstanbul'da dünyaya geldi, 2016 yılında Ankara'da vefat etti. Babası Kırım göçmenlerinden Seyit Osman Nuri Bey, annesi Ayşe Bahriye Hanım'dır. Ailesi, 1924 yılında Ankara'ya yerleşti. İnalcık, Haziran 1952'de Viyana Bozgun Yıllarında Osmanlı-Kırım Hanlığı İşbirliği teziyle profesörlük unvanı aldı. Çok iyi düzeyde Osmanlı Türkçesi, iyi düzeyde; İngilizce, Fransızca, Almanca, orta düzeyde de; Arapça, Farsça ve İtalyanca biliyordu.
Ölümünün ardından birçok yerde anma töreni düzenlenen İnalcık için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı ile özel bir kabir yapıldı. Geleneksel Osmanlı kabirleri tarzında düzenlenen İnalcık'ın "ulema kabri" 22 Temmuz 2017'de tamamlandı.
Arslanhane Camii
Kalenin güney ucunda bizi başka bir tarih karşılıyor - Arslanhane Camii.

Anadolu Selçuklu mimarisinin nadir şaheserlerinden biri olan bu cami, 13. yüzyıldan bu yana ahşap sütunlarıyla ayakta duruyor. İçeri girdiğinizde 24 ahşap sütundan oluşan geniş mekan insanı hemen huzurlu bir sessizliğe bürüyor.
Caminin adı, duvarlarında yer alan Bizans dönemine ait aslan heykellerinden geliyor. Bu nedenle yüzyıllar boyunca "Arslanhane" olarak tanınmış. 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınması için aday gösterilmesi ise mekânın önemini daha da artırıyor.
Ankaran'ın sembollerinden olan Atakule alış-veriş merkezi şehrin yüksek yerlerinden birinde yerleşmekte. Atakule'ye anıtsal nitelik kazandıran kule, İstanbul'da bulunan Endem TV kulesinden sonra Türkiye'nin en yüksek döner platformlu kulesidir.

13 Ekim 1989 tarihinde Ankara'nın başkent oluşunun 66. yıl dönümüne denk gelen günde açılışı yapılan yapının adı bir yarışma sonucu belirlendi. Mimari yapısı ve konumu itibarıyla da önemli bir turizm merkezidir.
125 m yükseklikte inşa edilmiş betonarme taşıyıcı sistemli yapı özelliğinde, çıkış ve inişte şehir manzarasına hâkim iki adet cam asansörle seyir terasına ulaşılmaktadır. 360° panoramik Ankara manzarasına sahip platformda aynı zamanda arttırılmış gerçeklik deneyimleri sunulmaktadır. Türkiye'nin ilk döner platformlu restoranlarından birine sahip seyir teraslı kulesi, teknolojik özelliği ile tesise anıtsal ve simgesel nitelik kazandırmaktadır.
Ankara denizi olmayan bir şehir olabilir, ama ruhunda derinlik, tarihinde bin yıllık sessizlik, kültüründe ise modernlikle geleneğin uyumu var. Burada her sokak, her bina, her mekân tarihin farklı dönemlerinden bir parça taşıyor.





Belirtelim ki, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Pegasus Hava Yolları Azerbaycan'dan bir grup gazetecinin Türkiyenin İç Anadolu bölgesine gezisini düzenlendi.
Gülşen Hacıyeva