ABD'nin Almanya'daki askeri kontenjannın muhtemel azaltılması, bu ülkede Tomahawk füzelerinin yıl sonuna kadar konuşlandırılması planını tehlikeye atabilir.
Politico yayını, Birleşik Devletler'in daha önce yıl sonuna kadar Almanya'da uzun menzilli Tomahawk füzelerini konuşlandırmayı planladığını, ancak daha sonraki kontenjanı azaltma kararının ABD'nin orta vadeli savunma stratejilerini de bozabileceğini belirtmektedir.
"Berlin aynı zamanda kara tabanlı 'Typhon' fırlatma sistemlerini de talep etmiştir" denilmektedir. ABD Ordusu Sekreteri Den Driskoll'un şu anda Almanya'da ziyarette olduğu vurgulanmaktadır.
Tomahawk ve diğer uzun menzilli saldırı araçlarının konuşlandırılmasına ilişkin anlaşma ABD ile Almanya arasında 2025 yılının Temmuz ayında elde edilmiştir.
Makalede Almanya'da bulunan ABD askerlerinin sayısının azaltılmasının hem lojistik hem de siyasi engellerle karşılaşabileceğine dikkat çekilmektedir. Nitekim 2025 yılında askeri kuvvetlerin bir kısmının Romanya'dan çıkarılması sırasında olduğu gibi, Kongre'deki Cumhuriyetçiler yine de kuvvetlerin azaltılmasına itiraz edebilirler. Bunun yanı sıra Temsilciler Meclisi geçen yılın Aralık ayında yönetimin Avrupa'dan asker çekme yetkilerini sınırlandıran yasa tasarısını kabul etmiştir.
Bir süre önce ABD Başkanı Donald Trump, yönettiği idarenin Almanya'daki askeri kontenjanın azaltılması seçeneğini değerlendirdiğini açıklamıştır. Beyaz Saray lideri bu adımın nedenlerini açıklamamış olsa da, yayın bu açıklamanın Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in Washington'un İran'la ilgili inandırıcı bir stratejisinin bulunmadığına dair sözlerinin Washington'u öfkelendirmesinin ardından yapıldığını iddia etmektedir.
Hatırlatalım ki, Trump 2020 yılında da ABD askerlerinin bir kısmını Almanya'dan çekme girişiminde bulunmuştu, ancak o dönem Kongre'nin direnişi nedeniyle Demokrat Joe Biden iktidara gelene kadar bu planları gerçekleştirmek mümkün olmamıştı. Yayın, Almanya'daki askeri birliğin azaltılmasıyla ilgili olarak ortaya çıkan yeni tehlikeyi, kişisel siyasi amaçlar uğruna NATO ülkesiyle olan ilişkilerin bir kenara atılmasının bir diğer örneği olarak değerlendiriyor.