Hiç insan neden kendisinden yüzlerce, hatta binlerce yıl önce gerçekleşenleri bilme ihtiyacı hisseder diye düşündünüz mü? Aslında bunun büyük bir sebebi olmalıdır. Bizden önce gerçekleşenler, hızla değişen, her geçen gün hiç bilmediğimiz yeniliklerle karşılaştığımız dünyada bize ne vaat ediyor ki?
İnsan geleceği yalnızca tahmin edebilir, geçmiş ise artık yazılmış, onaylanmış, ders çıkarmamız gereken bir kitabı andırır. Günün gerçeklerinde o kitabı karıştırarak yarınımıza dair cevaplar bulmak mümkündür.
Jeopolitik durum değişiyor, yeni bilimsel, teknik başarılar halkları birbirine entegre ediyor, ekonomik süreçler modern dünyada birçok alternatif yol yaratıyor, ancak değişmeyen bir şey kalıyor, tarih, artık yazılmış, onaylanmış tarih.
Tarihimizi sayfalamaya başladığımızda görürüz ki, Azerbaycan halkının başına getirilen belalarda birçok maşa kullanılmış, maşalar değişmiş, kullandıkları yöntemler değişmiş, ama onu tutan el her zaman aynı kalmış - Kuzeyde komşumuz dediğimiz Rusya.
Tarihe baktığımızda görürüz ki, her zaman başımıza gelen belaların arkasında bir şekilde "Rusun eli" var.
O Rusya ki, dünya değişse de, adı, devleti, yönetimi değişse de, her zaman Rusya olarak kalır. Eli kanlı, İslamofobik, kaos ve entrikayla beslenen, parçalayarak hükmetmeye çalışan Rusya...
Bugün tarihte bu devletin yazdığı sıradaki kara sayfalar yazılıyor. Hayır, bu sayfalar derken Buça'daki soykırımını kastetmiyorum, masum insanların başlarına yağan roketleri kastetmiyorum, bebekleri katleden acımasız işgal savaşını, kendisiyle aynı soydan, kandan, candan olan Ukrayna'ya tecavüzü kastetmiyorum.
Bugün yazılan kara sayfalar Rusya'nın hala devam eden imparatorluk çıkarlarının, İslamofobik düşüncenin, diğer halklara karşı ayrımcılığın, nefretin tezahürüdür. Zira Rusya'da son gördüğümüz karelerde Azerbaycanlı göçmenlerin başına getirilenler başka nasıl açıklanabilir?
Ne yazık ki, Rusya bugün bu "çıkarlar" ile yönetiliyor. Bu "çıkarlar" Rusya için tarihten miras kalan bir beladır. Dünya değişti, ama Rusya hiç değişmedi, bu devlet, liderliği, onu yöneten düşünce tarzı hep aynı kaldı. Azerbaycan hanlıklarına saldıran saldırgan, bugün Ukrayna'ya pençelerini geçiren saldırganla aynıdır. Geçtiğimiz yüzyılın başında halkların bağımsızlığına tecavüz eden aynı Rusya'dır. 70 yıl boyunca milyonlarca vatandaşını SSCB adına öldüren, sürgün eden, baskı altına alan, aç bırakan ve halkların bilincine karşı en iğrenç suçları işleyen aynı Rusya'dır, aynı düşüncedir, aynı "çıkarlar"dır.
90'larda başımıza gelen felaketlerin arkasında duran, 20 Ocak'ta Bakü'de katliam yapanlara akıl ve silah veren, insanlık tarihinin en kanlı suçu Hocalı'da işlenen ve onların arkasında duran aynı Rusya'dır. Karabağ'ın işgali, milyonlarca yurttaşımızın evlerinden sürülmesi, kaybettiğimiz binlerce masum insanın kanı - tüm bunları yapan maşaların elindeki silahı tutan "Rus eli" değil miydi? Çeçenistan'daki Müslümanlara başına o belaları getiren aynı Rusya değil miydi?
Aynıydı. Rusya, adı ve imajı ne olursa olsun her zaman aynı Rusya'dır.
Ancak bugün Rusya tüm insani değerleri kaybetmiştir. Yaptıkları ortaya çıkan ve kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan Rusya, kendini koruma içgüdüsüyle her yere vahşi gibi saldıran bir canavarı hatırlatmakta.
Aslında bu bir hatırlatma da sayılmaz, Rusya tam da o canavardır. Ne zaman köşeye sıkışsa, ne zaman açığa çıksa gerçek yüzünü göstermekten çekinmiyor.
Rusya'yı yöneten zihniyet, şimdiden tüm insanlık için bir bela haline geliyor.
Bugün yaşananlar, tarihin yanılmadığını gösteriyor. Tarih, Rusya'nın gerçek doğasını defalarca ortaya koydu. En kötüsü, Rusya'nın değişmeden kalması. Bugün onu yöneten güçler, kanlı tarihinden, suçlarından ve acımasız düşmanlığından yararlanılarak oluşturulmuş emperyal çıkarların ürünleridir. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in özel servislerdeki "geçmiş" faaliyetleri bu konuda gerçek bir örnektir. Gelenekleri, eski SSCB'den Çarlık Rusya'sına kadar birçok kanlı suç ve insanlık değerlerine ihanet üzerine kurulu olan bu özel servisler.
Azerbaycan göçmenlerine karşı işlenen suç, Rusya devletinin gerçek yüzünü gösteriyor ve bu gerçeğin aynasında Rusya'nın gerçek yüzü var. Tüm dünyanın tanıdığı "Rus ayısı" her zaman böyle bir karaktere sahip olmuştur. Ayılar kış uykusuna yatsa da, "Rus ayısı" asla kış uykusuna yatmaz; her zaman, yılın her mevsiminde, tarihin her döneminde, suç, cinayet, adaletsizlik, baskı için aç. Onu tatmin etmek imkansız. Kısacası, gerçekleşen vahşetler şaşırtıcı değil, Rusya Rusya'nın ta kendisidir...
Orxan Tağıyev