Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'de vatandaşların yastık altında 640 milyar dolar birikimi olduğunun tahmin edildiğini belirterek, "Bir tahmine göre, vatandaşlarımızın yastık altındaki birikimi 640 milyar dolar civarı olduğu öngörülüyor. Bu sistemde olsa tabii sistemin kırılganlığı çok daha az olurdu" dedi. Şimşek'in dikkat çektiği 640 milyar dolarlık kaynak ekonomiye nasıl dahil edilebilir?
Ekonomist Dr. Hakan Çınar, devam eden savaşın ekonomiye olan yansımalarından Türkiye'nin döviz rezervlerine, tedarik zincirlerindeki aksaklıklardan yastık altında tutulan altınlara kadar geniş bir yelpazede önemli değerlendirmeler paylaştı.
Çınar, savaşın ekonomik faturasıyla ilgili şunları söyledi: "Bir perspektifle şu söylenebilir: 48,7 milyar dolara ulaşıldı bugün itibarıyla. Bu rakamın ilerleyen süreçte ne yöne evrileceğini, nasıl bir seyir izleyeceğini henüz öngöremiyoruz elbette."
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in son açıklamalarını da ele alan Çınar, "Aslında konunun bir boyutu algıyla da ilgili. Sayın Şimşek'in dile getirdiği pek çok hususa katılıyorum şüphesiz. Şu an döviz rezervlerimizde belirgin bir düşüş yaşanıyor; ancak toplam, yani brüt rezervlerde kayda değer bir gerileme söz konusu değil. Yıl başında yaklaşık 200 milyar dolar civarıyla başlamıştık. Şu anda ise 168-170 milyar dolar bandında olduğu açıklandı. Yani ilk bakışta çok büyük bir erime yok gibi görünüyor. Fakat döviz, yani sıcak para tarafında ciddi bir gerileme mevcut" dedi.
Bu tablonun arkasındaki sebeplere değinen Çınar, "Merkez Bankası'nın piyasaya sık aralıklarla döviz sattığını biliyoruz. Bu durum önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Ancak diğer yandan savaşın yarattığı etkilerle birlikte enerji ithalatındaki fiyat ve maliyet dengesinin bozulması da belirleyici bir faktör" şeklinde konuştu.
Tedarik zincirlerindeki kesintilere dikkat çeken Çınar, "Bu sürecin normale dönmesi kolay olmayacak. Zira alternatif güzergâhların kullanılması gerekiyor. Afrika'nın güneyi, karayolu hatları gibi seçenekler devreye girmeli. Bunların oturması zaman alacak. Sigorta primleri yükselecek. Limanlar zaten yoğunlaştı ve bu yoğunluğun sürmesi bekleniyor" dedi.
Tüm bu unsurların zincirleme bir reaksiyon yarattığını belirten Çınar, "Her bir faktör diğerini tetikleyen bir domino etkisi oluşturuyor. Limanlar yoğunlaştıkça riskler tırmanıyor, sigorta primleri artıyor. Primlerin artması da yoğunluğu daha da besliyor; karşılıklı olarak birbirini etkileyen bir kısır döngü ortaya çıkıyor" ifadelerini kullandı.
İHRACAT DAHA PAHALI HALE GELİYOR
Savaşın ihracata olan etkisini de değerlendiren Çınar, "Teslimat süreleri uzuyor. İhracat giderek daha maliyetli bir hal alıyor ki şu an en istemediğimiz gelişme bu. Uluslararası rekabet gücümüzü doğrudan olumsuz etkiliyor" dedi.
"Maliyetlerin bundan sonra daha fazla artması durumunda ihracatçının buna direnecek gücü oldukça sınırlı" diyen uzman isim, artan giderlerin ihracatçılar üzerinde yarattığı ağır baskıya vurgu yaptı.
TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ FIRSATLAR DA MEVCUT
Olumsuz tabloya karşın Türkiye'nin stratejik avantajlarına işaret eden Çınar, "Türkiye aslında tehdidin yanı sıra bu gelişmelerin sunduğu fırsatları da bünyesinde barındırıyor. Daha dayanıklı, daha hızlı ve coğrafi olarak daha yakın bir tedarik ortağı olma üstünlüğümüz var Türkiye olarak. Özellikle Batılı ülkeler de bunun artık farkında" şeklinde konuştu.
Alternatif ticaret koridorlarının önemine dikkat çeken Çınar, "Suudi transit hattı, Suriye-Ürdün-Körfez ekseni, Irak bağlantıları, Ro-Ro alternatifleri, demir yolu entegrasyonu… Tüm bunları bir bütün olarak ele aldığımızda Türkiye açısından son derece büyük fırsatlar ortaya çıkıyor" dedi.
DİJİTAL ÜSTÜNLÜK VE VERİ GÜVENLİĞİ ÖNE ÇIKACAK
Önümüzdeki dönemde dijitalleşmenin belirleyici bir rol üstleneceğini ifade eden Çınar, "Gümrük işlemlerinin hızlandırılması gündemde. Veri entegrasyonu kapsamında transit takip sistemlerini geliştiriyoruz. Bunlar Türkiye için ciddi avantajlar" dedi.
Yeni dönemde veri güvenliğinin kritik hale geleceğini de vurgulayan Çınar, "Ticaret akışlarında bence artık sadece rotanın kendisi değil, rota üzerindeki verinin güvenliği de en az güzergâh kadar önemli olacak" değerlendirmesinde bulundu.
YASTIK ALTI ALTIN GELENEĞİ KOLAY DEĞİŞMEZ
Programda ele alınan yastık altı altın meselesine de değinen Çınar, Bakan Mehmet Şimşek'in "640 milyar dolar" açıklamasını "son derece isabetli bir tespit" olarak nitelendirdi ve şöyle devam etti: "İnsanların 'güvenli liman' kavramı artık biraz geçmişte kaldı denilebilir; ancak yine de bireylerin kendini güvence altına alma anlayışında altın başrolünü koruyor. Çünkü kâğıt paradan, hatta dolardan bile daha değerli olabiliyor pek çok dönemde."
KADINLAR ALTININ YÖNETİCİSİ KONUMUNDA
Türkiye'de altının büyük ölçüde kadınların kontrolünde olduğunu dile getiren Çınar, "Evin hanımları bu konuda oldukça tutumlu ve muhafazakâr bir tutum sergilerler. En derin kriz dönemlerinde bile altınlarını çıkarsalar dahi eşlerine ya da aile bireylerine borç olarak verirler; ardından mutlaka geri talep ederler" dedi.
SİSTEME KAZANDIRMAK İÇİN GÜVEN ORTAMI VE EĞİTİM GEREKLİ
Yastık altı altınların ekonomik sisteme dahil edilmesi için farklı yaklaşımların zorunlu olduğunu belirten Çınar, "Bunların yeniden ekonomiye kazandırılması ve kayıt altına alınması için devletin çok farklı politikalar üretmesi gerekiyor. Bu ancak uzun vadeli bir eğitim süreciyle mümkün olabilecek bir dönüşüm. Bu köklü anlayış kısa sürede değişmeyecek" dedi.
Son olarak güven faktörünün altını çizen Çınar, "Bizim açımızdan asıl önemli olan, bu altınların kayıt içine alınarak Türkiye'nin toplam rezervleri kapsamında değerlendirilmesini sağlamak. Ancak bunun gerçekleşmesi için devletin farklı yöntemler ve mekanizmalar geliştirmesi şart. Mevcut koşullarda bunu başarmak son derece güç" diye sözlerini tamamladı.
TGRT Haber