AZAL'a ait uçağın Aktau'da kaza yapmasından bir yıl geçti. O öyle bir kazaydı ki, sadece olayın tanıklarının, onların yakınlarının değil, tüm Azerbaycanlıların yüreğini oraya - Aktau'ya götürdü. Hepimizin duaları oradaydı.
Olayın tanıklarından biri, kazadan mucizevi bir şekilde sağ kurtulan Zagatala sakini Selihat Ceerova'yı Avar dilinde: "Endişelenme anne. Ben iyiyim. Babamı görmedim. İnşallah, tedavi olup döneceğim" dediği videodan tanıyoruz.
Bu kazada Selihat yalnız değildi, babası Hizri Ceerov ile birlikte Grozni'ye gidiyordu.
Oxu.Az'ın haberine göre Lent.az'ın muhabiri olaydan bir yıl sonra Selihat ile görüştü.

Selihat, kaza ile ilgili bazı şeyleri unuttuğunu söylüyor:
"Babam Grozni'ye çalışmaya, ben de amcamlarda bir ay dinlenmeye gidiyordum. Uçakta her şey normaldi, olağandışı bir şey hissetmiyordum, aniden patlama sesi duydum. O anda köyümüzden bir adam da benim önümdeki yerde, pencerenin kenarında oturmuştu. Bir an baktım ki ona şarapnel parçası isabet etti, belki de uçağın kopan parçasıydı ama aklımda şarapnel olarak kaldı. Babam yanımda oturuyordu, o kalktı ki adama baksın, ne olduğunu görsün, tam o anda ikinci patlama oldu, ayağımdan yaralandım. Babam beni korumak için 'sen benim yerime geç' dedi. Kemerimi bağladı, kendisi ise arkada oturdu. O anda babamla konuşuyordum, soruyordum ki ne zaman ineceğiz, ne oluyor? Uçağın parçalanıp düştüğü an ise aklımda kalmadı, beynimden silindi."
Onun sözlerine göre, uçak indiğinde o, kemere asılı vaziyette kaldı:
"Köyümüzden bir adam dedi ki, sen kemere asılı kalmıştın. 'Kemerimi açın, kurtarın beni' diyordun. Doğrudur, bunu kendim hatırlamıyorum, ama o bana öyle söyledi. Kemerim açıldıktan sonraki kısım aklıma geliyor. Beni uçaktan çıkarmışlardı, yanımda Balaken'den bir genç vardı. Onunla birlikte hastaneye götürdüler. Hafızam da burada sonlandı, gerisini hatırlayamıyorum.
Kaza anında babamın nerede olduğunu, hayatını kaybedebileceği ihtimalini düşünemiyordum, kendimde değildim. Doktorlar, hastaneye getirildiğimde vücudumda yalnızca yüzde iki kan kaldığını söylediler. Yanılmıyorsam 10 Ocak'ta "baban vefat etti" dediler. Hastaneden de 23'ünde çıktım.
Selihat, bundan sonra bir daha asla uçağa binmeyeceğini söylüyor:
"Bundan sonra uçağa binmem, korkuyorum. Gelecek planlarımla ilgili de şu an için bir fikrim yok. Şimdi Zagatala'da kalıyoruz; 4 yaşında bir erkek kardeşim, 18 yaşında bir kız kardeşim var. Biliyor musunuz, hala şanslı mıyım yoksa tam tersi mi, bunu söyleyemiyorum. Evet, kazadan sağ çıktım, bu bir mucizeydi ama babamı kaybettim; o benim için her şeydi. Bir yıl geçti, hala o anları, yaşadığım stresi unutamıyorum…"

"Bu fotoğraf, beni Kazakistan'dan Bakü'ye getirdikleri zaman çekildi. Yanımdaki oyuncağı Kazakistanlı bir kadın psikolog bana hediye etmişti," diye ekliyor Selihat.