İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Gülistan Doku davası ve faili meçhul cinayetlerle ilgili olarak "Hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmadan adalete teslim edilecektir" şeklinde konuştu. Okullarda yaşanan saldırıların ardından sadece fiziksel güvenlik boyutuyla sınırlı kalmadıklarını vurgulayan Çiftçi, "Dijital platformlarda suçu yücelten, saldırganlığı teşvik eden, korku ve öfke ortamı yaratmaya çalışan, toplumu kışkırtan içeriklere yönelik hızlı ve kapsamlı bir mücadele sürecini başlattık" ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, televizyon kanalları ve gazetelerin genel yayın yönetmenleriyle bir toplantı gerçekleştirdi. Gündemdeki pek çok konuya dair açıklamalarda bulunan Çiftçi, faili meçhul cinayetler meselesine de değindi.
"Kasten öldürme gibi insan yaşamını doğrudan hedef alan suçlarda temel önceliğimiz, her olayın aydınlatılması ve her failin adalet önüne çıkarılmasıdır" diyen Çiftçi, "2003 yılından bugüne kasten öldürme olaylarının yüzde 97,2'si aydınlatılmıştır" dedi.
Bilhassa faili meçhul dosyalarda son yıllarda çok ciddi bir azalma kaydedildiğini belirten Çiftçi, "262 şahıs hakkında kırmızı bülten çıkarılmıştır. 94 şahıs için de kırmızı bülten görüşü sorulmuştur. Yurt içinde saklanan ya da yurt dışına kaçan faillerin ele geçirilmesi amacıyla ulusal ve uluslararası tüm mekanizmalar devreye sokulmuştur" diye konuştu.
Gülistan Doku dosyasıyla ilgili de açıklama yapan Bakan Çiftçi, dosyanın kilit isimlerinden biri olan Umut Altaş'ın Meksika üzerinden ABD'ye yasadışı yollarla giriş yaptığının tespit edildiğini söyledi.
Altaş hakkında "Kırmızı bülten kararı çıkarılmış olup şu anda ABD sınırları içinde aranmaktadır" ifadelerini kullanan Çiftçi, "Bu durum bize açıkça göstermektedir ki sınır geçmek, takipten kurtulmak anlamına gelmemektedir. İnsan hayatına kastetmiş ya da bu tür dosyalarda kilit rol üstlenmiş hiçbir isim, nerede bulunursa bulunsun takibimizin dışına çıkamaz" dedi.
Son dönemde ortaya çıkan suç örgütlerinin çizgi film karakterlerinden ilham alarak kendilerine kod adlar taktıklarını aktaran Çiftçi, "Ortaya çıkan bu yapıların geçmiş dönemdeki mafya gruplarından belirgin farklılıkları bulunmaktadır" değerlendirmesini yaptı.
Okullarda yaşanan saldırıların ardından yalnızca sahadaki güvenlik boyutuyla sınırlı kalmadıklarını ifade eden Çiftçi, şu açıklamalarda bulundu:
"Dijital platformlarda suçu öven, saldırganlığı teşvik eden, korku ve infial yaratmaya yönelen, toplumu kışkırtan içeriklere karşı hızlı ve çok boyutlu bir mücadele başlattık. Zira bugün açıkça görüyoruz ki suç yalnızca sokaklarda işlenmiyor; dijital ortamda da yayılıyor, övülüyor, meşrulaştırılıyor ve taklit edilebilir hale getiriliyor. Emniyet Genel Müdürlüğümüz Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinasyonunda geniş çaplı çalışmalar gerçekleştirildi. 2025 yılında 210 bin 234 hesap yöneticisi veya kullanıcısı, 2026 yılı 16 Nisan itibarıyla ise 86 bin 937 hesap yöneticisi veya kullanıcısı tespit edildi. Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş Onikişubat'taki okul saldırılarının ardından saldırgan içerikli 481 hesap yöneticisi veya kullanıcısı hakkında işlem süreci başlatıldı. Provokatif içerikli 379 hesap yöneticisi veya kullanıcısı da aynı kapsamda ilgili birimlere bildirildi. Olaylarla bağlantılı 7 bin 496 URL hakkında içerik kaldırılması ve erişim engellenmesi işlemi uygulandı. Toplamda 7 bin 755 URL için içerik kaldırılması veya erişim engeli kararı hayata geçirildi."
Bakan Çiftçi, C31K adlı yapıya ait Telegram üzerinden faaliyet yürüten 259 kanalın kapatıldığını da duyurdu.
"Kahramanmaraş'taki olayla ilgili provokatif paylaşım yapan 150 sosyal medya hesabı üzerinden ayrıca işlem başlatıldı" diyen Çiftçi, "Kamu düzenini olumsuz etkileyen, suçu ve suçluyu öven, dezenformasyon yayan 515 hesap ve şahıs hakkında erişim engeli talebinde bulunuldu. 'TETİKCİLER 34' isimli Telegram grubunun yöneticisinin de aralarında yer aldığı 58 hesap yöneticisi veya kullanıcısına yönelik işlem gerçekleştirildi. Bu kapsamda 14 kullanıcı tutuklandı" dedi.
Çiftçi, yaklaşımlarının net olduğunu vurgulayarak "Gerçek hayatta suça nasıl tolerans göstermiyorsak, dijital mecralarda suçu yücelten ve toplumu zehirleyen içeriklere de aynı kararlılıkla müdahale ediyoruz" diye konuşarak sanal dünyanın hukukun dışına çıkılabilen sahipsiz bir alan olmadığını altını çizdi.
"Suçla ve suçluyla mücadelede yalnızca geleneksel yöntemlerle ilerlemek artık tek başına bizi hedefe ulaştıramaz. Çünkü suç türleri değişmektedir. Suçlu profilleri farklılaşmaktadır. Risk alanları yeniden şekillenmektedir" diyen Bakan Çiftçi, sözlerine şöyle devam etti:
"Suçun kaynağına inen, riski önceden öngören, tehdidi erken aşamada saptayan ve suçu meydana gelmeden engellemeyi esas alan güçlü bir devlet refleksinden bahsediyoruz. Artık yalnızca suçun ve suçlunun kaydını tutan bir noktadan konuşmuyoruz. Suçu besleyen damarları tespit eden, o damarları kurutan, çocuklarımızı ve gençlerimizi risk alanlarından uzak tutan daha kapsamlı bir güvenlik mimarisinden söz ediyoruz. Toplumsal yapıdaki dönüşüm ve şehir yaşamındaki yeni sorun alanları güvenlik anlayışını yeniden inşa etmeyi zorunlu kılmaktadır. Biz de tüm bu parametreleri göz önüne alarak 'yeni bir güvenlik paradigması' ortaya koyuyoruz. Bu paradigma, suç işlendikten sonra devreye giren anlayışın çok ötesine geçmektedir. Bunu gerçekleştirirken teknolojiden, yapay zekâdan, veri analizinden ve dijital takip kapasitesinden faydalanıyoruz. Aynı zamanda akademik ve bilimsel verileri, saha araştırmalarını, stratejik analizleri ve kurumsal hafızayı güvenlik politikalarımızın merkezine yerleştiriyoruz. Çünkü sağlam veri olmadan doğru politika oluşturulamaz. Doğru analiz yapılmadan kalıcı sonuç elde edilemez. Bu mücadele yalnızca kamu kurumlarının omuzlarında taşınabilecek bir mücadele değildir."
Çiftçi, yeni güvenlik paradigmasıyla suçun peşinden koşan anlayışın ötesine geçtiklerini ve suçu oluşmadan önleyen, toplumu koruyan bir gelecek inşa ettiklerini belirtti.
"Gülistan Doku'nun kaybolması milletimizin vicdanında derin bir iz bırakan, son derece hassas bir dosyadır" diyen Çiftçi, "Bu dosyada birincil önceliğimiz, maddi gerçeğin tüm boyutlarıyla açığa çıkarılması ve kamu vicdanını tatmin edecek bir sonuca varılmasıdır. Soruşturma Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde titizlikle sürdürülmektedir. Dosyadaki tüm deliller yeniden gözden geçirilmektedir" diyerek son gelişmeler hakkında bilgi paylaştı.
Çiftçi, "Bakanlık olarak kamuoyuna yansıyan iddiaları karşılıksız bırakmadık" dedi.
17 Nisan 2026 tarihli onay emriyle dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'e yönelik iddialar ve delillerin karartıldığına ilişkin beyanların araştırılması amacıyla iki Mülkiye Müfettişi görevlendirildiğini hatırlatan Çiftçi, şöyle devam etti:
"Aynı tarihli onayla Tuncay Sonel görevden uzaklaştırıldı. 17 Nisan'da gözaltına alındı, 21 Nisan'da ilgili mahkeme tarafından tutuklandı. 20 Nisan 2026 tarihli onay emriyle ayrıca 2 Mülkiye Müfettişi ve 2 Polis Müfettişi daha görevlendirildi. Böylelikle hem iddiaların hem de soruşturma sürecinin etkinliğinin tüm yönleriyle incelenmesi sağlandı. Kasten öldürme olaylarının aydınlatılması ve 83 kasten öldürme faili firarisinin yakalanmış olması, bu dosyadaki kapasite ve ciddiyetin de açık bir göstergesidir. Bu birikim ve deneyim Gülistan Doku dosyasında da en üst düzeyde kullanılmaktadır."
Çiftçi, "Devletimizin güvenlik ve adalet mekanizmaları işletilmektedir. Bundan sonra müfettişlerimiz iştirak ya da ihmal tespit ederse hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmaksızın adalete teslim edilecektir. Hiç kimsenin suç işleme ve suça göz yumma ayrıcalığı olamaz" dedi.
Bakan Çiftçi, "Faili meçhul dosyalar yeniden açıldığında, İçişleri Bakanlığı olarak bizden bu konuda destek talep edildiğinde, kendimize bağlı birimlerden faili meçhullerin aydınlatılması noktasında geçmişe dönük olarak bütün imkânlarımızı seferber edeceğiz. Ayrıca gerek Emniyet'te gerekse Jandarma bünyesinde özel ekiplerimiz faili meçhul cinayetlerin çözümü için özel çalışmalar yürütüyor" dedi.
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde 30 bin bekçi görev yaptığını belirten Bakan Çiftçi, bu bekçilerin güneş battıktan sonra görevlerini icra ettiğini ifade etti. Bekçilerin gece dışındaki çalışma saatlerini belirleme yetkisinin İçişleri Bakanına ait olduğunu kaydeden Bakan Çiftçi, "Bu yetkimi 81 il valimize devrettim. Bunların çalışma saatlerini belirleme yetkisi artık il valilerimizde" diye konuştu.
Bakan Çiftçi hem bekçilerin hem de 50 bin güvenlik korucusunun bulunduğunu belirterek, terörsüz Türkiye sürecinde bu korucuların valilerin veya jandarmanın uygun gördüğü yerlerde görevlendirilmeye başlandığını aktardı.
Bakan Mustafa Çiftçi şu değerlendirmelerde bulundu:
Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumluluk alanına giren bir mesele olmakla birlikte, Genel Bütçe'den okullara güvenlik görevlisi tahsisi için kadro verilebilir. Hizmet alımı yoluyla da değerlendirilebilir, yani istihdam sağlanabilir. Uzun süredir yürürlükte olan, okullarda mevcut risk analizine göre yılda iki kez toplantı düzenlenen bir uygulama bulunmaktadır. Burada risk analizi ağırlıklı olarak okulun bulunduğu semtin sosyo-kültürel ve ekonomik yapısına, asayiş olaylarına göre biçimleniyordu. Kahramanmaraş'ta saldırının gerçekleştiği okul, bu risk analizine göre risksiz grupta yer alıyordu. Şimdi bu yeni düzenlemeyle risk analizini sil baştan yapıyoruz. Risk faktörüne öğrenciyi merkeze alan bir yaklaşımı dahil ediyoruz.
Birinci derece ve ikinci derece riskli okullarımızda zaten polis görevlilerimiz mevcuttur. Üçüncü ve dördüncü derece riskli okullarda ise koordinasyon görevlilerimiz bulunmaktadır. Yani herhangi bir sorun ya da problem yaşandığında iletişime geçilen kişiler zaten mevcut.
Bir taraftan okul polisimizle, diğer taraftan gece bekçilerimizin çalışma saatlerini yeniden düzenleyerek, güvenlik korucularımızla ve belki Milli Eğitim Bakanlığı'na tahsis edilecek güvenlik kadrolarıyla bu mesele daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşabilir. Ancak mevcut durumda her okula iki polis görevlendirmemiz sürdürülebilir değildir. Ülke genelinde 75 bin okul bulunmaktadır. 150 bin kişiyi bu görevde istihdam etmek uzun vadede uygulanabilir değildir.
Savaşın başladığı 28 Şubat tarihinden itibaren gelişmeleri yakından izliyoruz. Ben bu konuyla ilgili bölgeye iki kez gittim. Hem Van'ı hem de Ağrı'yı ziyaret ettim. Gürbulak sınır kapısına, sıfır noktasına kadar giderek oradaki gelişmeleri yerinde değerlendirdim. Hakkari, Van, Ağrı ve Iğdır valilerimizle bu meseleyi düzenli olarak ele alıyor, toplantılar düzenliyoruz. Savaşın başlangıcından bugüne kadar sınırlarımızda herhangi bir olağandışı hareketliliğin yaşanmadığını söyleyebilirim.
Hatta İran'ın kendi vatandaşlarının Türkiye tarafına geçişlerini sınırlandırmasıyla geçişler büyük ölçüde azalmış durumdadır. Örneğin son 10 gün içerisinde Van'daki üç sınır kapımızda yüzde 4, yüzde 4 ve yüzde 75 oranlarında geçiş azalması yaşanmıştır. Zaten 28 Şubat'tan bu yana ülkemize giriş ve çıkışlar önceki dönemlere kıyasla yüzde 25-30 oranında düşmüştü. Çünkü İran kendi vatandaşlarının bizim tarafımıza geçmesine izin vermiyor, ancak kendi vatandaşlarını ülkesine kabul ediyordu. Bu nedenle sınırlarımızda herhangi bir hareketlilik söz konusu değildir. Güvenliğimizi tehdit eden bir durum bulunmadığı için İran İçişleri Bakanı ile herhangi bir görüşme gerçekleştirmedik. Görüşme için bir gerekçe oluşmadığından böyle bir temas yapılmadı. Krizin sona erdirilmesi, yeniden barış ortamına dönülmesi ve diplomasi kanallarının işletilmesi konusundaki görüşmeleri bildiğiniz üzere Dışişleri Bakanımız yürütmektedir.
Terörsüz Türkiye sürecinin bir Meclis ayağı bulunmaktadır. Bu ayağı TBMM takip etmekte olup Komisyon konuyla ilgili raporunu da tamamlamıştır. Diğer taraftan Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Dışişleri Bakanlığımız, MİT Başkanlığımız ve Milli Savunma Bakanlığımız aktif bir süreç yürütmektedir. Sayın Devlet Bahçeli de bu sürece en başından itibaren güçlü destek verenlerden birisidir.
Biz de İçişleri Bakanlığı olarak Terörsüz Türkiye sürecini yakından takip ediyoruz.
Süreci sabote etmek ya da provoke etmek isteyenlere karşı hem gözlem yapıyor hem de operasyonlarımızı artırıyoruz. Kimse bu süreci zehirlemeye kalkışmasın diye… Önceki süreçler bir şekilde akamete uğramıştı; inşallah bu kez sürecin başarıyla sonuçlanması için İçişleri Bakanlığı olarak yakından ilgileniyoruz. Örneğin PKK terör örgütünden bu yılın başından itibaren 83 terörist ikna yoluyla teslim olmuştur. Bir taraftan bu konudaki çalışmalarımız Emniyet ve Jandarma istihbarat birimleri tarafından sürdürülmektedir. 12 Mayıs 2025 tarihinden bu yana ikna edilerek teslim olan kişi sayısı 168'e ulaşmıştır. Bu da sürecin önemli boyutlarından birisidir. Sürecin sekteye uğramaması için elimizden gelen her türlü gayret ve lojistik desteği sağlıyoruz. Dini istismar eden terör örgütlerine, FETÖ'ye ve marjinal sol gruplara yönelik operasyonlarımızı da artırarak devam ettiriyoruz.
Polis okullarındaki 10 bin adayımızın mezuniyetini iki ay öne çektik. Bu taze güçle birlikte 12/36 çalışma sistemine geçebileceğimizi değerlendiriyoruz. Fazla çalışma ücretleri konusunda Maliye Bakanlığımızla görüşmelerimizi tamamladık; 12/36 sistemine geçmemiz halinde 2027 yılından itibaren fazla mesai ücretlerinin ödenebileceği hususunda mutabakata vardık. Tabii Strateji Başkanlığı'nın da onayını almamız gerekmektedir.
Kira yardımı konusunda İstanbul Valimizle görüştüm. Polis teşkilatına lojman olarak tahsis edilmek üzere İstanbul'dan daire satın almayı planlıyoruz, uygulamayı ilk olarak oradan başlatacağız.
Maaş eşitlemesi meselesi, jandarmanın eskiden Genelkurmay'a bağlı askeri personel statüsünde olmasından kaynaklanan bir durumdur. Şu anda yalnızca İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir kolluk kuvveti olmalarına rağmen eşitleme yapabilmek için kanuni düzenleme ve ciddi bir bütçe gerekmektedir. İran savaşının bütçeye getirdiği yükler de göz önünde bulundurulduğunda bunun bu yıl içinde gerçekleşmesini pek olası görmüyoruz.
Göreve başladığımdan bu yana Göç İdaresi ve sınır dışı etme konuları en fazla şikâyet aldığımız başlıklar oldu. Teftiş Kuruluna talimat verdim; 25 ildeki 32 geri gönderme merkezinin tamamı müfettişlerimiz tarafından denetlenmektedir. Kafkasya, Filistin veya Gazze gibi bölgelerden gelen, tehlike altındaki kişilerin iade süreçlerinde mağduriyet yaşanmaması adına bu denetimleri sıklaştırdık.
"Devlet vatandaşına tuzak kurmaz" diyerek tuzak radar uygulamasını kaldırmıştım. Buna rağmen hız sınırlarına uyum artış gösterdi.
Haber Global