Türkiye'de yaşanan kuraklık, barajların ardından gölleri de tehdit etmeye başladı. Anadolu'nun önemli tatlı su kaynakları olan Sapanca, Beyşehir, Avlan ve Van göllerinde su seviyeleri hızla düşerken, uzmanlar ekosistem ve tarımsal üretim için ciddi uyarılarda bulunuyor.
Oxu.Az'ın Haber Global'den aktardığı habere göre, Antalya'nın Elmalı ilçesindeki Avlan Gölü neredeyse tamamen kurudu. Gölün ortasında kalan "göle girmek yasaktır" levhaları dikkati çekerken, bölge halkı su rejiminin bozulmasının sadece Elmalı'yı değil tüm Batı Akdeniz'i etkileyeceğini söylüyor.
Sapanca Gölü'nde de alarm veriliyor. Eylül ayı itibarıyla göldeki seviye 28 metreye kadar geriledi. Normal şartlarda 29,90 metrenin altına düşmemesi gereken gölde, Sakarya Su ve Kanalizasyon İdaresi sadece 10 santimetrelik bir azalma daha olması halinde "Acil Eylem Planı"nın devreye gireceğini açıkladı.
Türkiye'nin en büyük tatlı su göllerinden Beyşehir Gölü de kuraklıktan ağır darbe aldı. Göldeki su çekilmesi metrelerle ölçülürken, kıyıdaki balıkçı tekneleri karaya oturdu. Van Gölü ve çevresindeki Aygır, Nazik ve Nemrut Krater Gölü'nde de benzer görüntüler yaşanıyor. Özellikle Nemrut Krater Gölü'nde yaşanan çekilme turizmi olumsuz etkiliyor.

Uzmanlar, yağış rejimindeki düzensizlik, yer altı sularının aşırı kullanımı ve bilinçsiz tarımsal sulamanın göllerin küçülmesinde en önemli etkenler olduğunu belirtiyor. Eski DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ) yöneticisi Dursun Yıldız, "Kuraklık artık mevsimsel bir sorun olmaktan çıktı, kalıcı iklim değişikliğinin göstergesi haline geldi" dedi. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ise atık suların tarımsal sulamada kullanılmasının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 1 Ekim 2024 - 8 Eylül 2025 tarihleri arasında yağışlar, normalin yüzde 27, geçen yılın aynı döneminin ise yüzde 28 altında kaldı. Güneydoğu Anadolu'da bu oran yüzde 53'e, İç Anadolu'da yüzde 36'ya kadar çıktı.

Türkiye'nin dört bir yanından gelen veriler, kuraklığın yalnızca barajları değil, gölleri de tehdit ettiğini ve bu gidişatın ekosistemden tarımsal üretime kadar birçok alanda geri dönüşü zor sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyuyor.