29 Ekim 1923, pazartesi günü saat 20.30'du. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çatısı altında 158 milletvekili toplanmıştı. Henüz 16 gün önce başkent ilan edilen Ankara, şimdi ulusun kaderini değiştirecek tarihi bir ana tanıklık ediyordu. Bir yanda "Yaşasın Cumhuriyet" sesleri, diğer yanda coşkulu alkışlar.
Oxu.Az'ın haberine göre, Türkiye'nin Haber Global televizyon kanalı, Cumhuriyet'in nasıl yoktan var edildiğini ele aldı.
Yeni bir devletin temelleri atılıyordu. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun ilk maddesi açıkça belirtiyordu: "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Türkiye Devleti'nin yönetim şekli Cumhuriyettir." Meşruiyetini ve gücünü milletten alan yeni bir devlet kurulmuştu. Cumhuriyetin ilanı, sadece 5 yıl öncesinde, öksüz bir umudun hayalini bile kurmak imkansızken, şimdi gerçek olmuştu.
1918 yılının sonunda, Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşı'ndan mağlup ayrıldı. Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası İstanbul'dan İzmir'e, Urfa'dan Antalya'ya kadar neredeyse her köşe işgal altına girdi. Boğazların yönetimi, yeraltı kaynakları, hatta ordu üzerindeki komuta yetkisi bile İtilaf Devletlerine teslim edilmişti.
Ancak bu zor şartlar altında, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesi başladı. İngiliz işgali altındaki Samsun'a çıkarak Kurtuluş Savaşı'nı başlatan Mustafa Kemal Paşa, ulusu bağımsızlık hayaline inandırmak için var gücüyle savaştı. Zorluklarla, yokluklarla, hastalıklarla mücadele ederek, her bir düşman bayrağını indirmeyi başardılar.
İşgal altındaki Türkiye Büyük Millet Meclisi, 25 Ekim 1923'te hükümetin istifasının ardından Cumhuriyet'i ilan etmek için bir fırsat doğurdu.
28 Ekim akşamı, İsmet Paşa, Fethi Bey, Kazım Paşa ve Kemalettin Sami Paşa gibi önde gelen isimler, Çankaya Köşkü'nde toplandı. Mustafa Kemal Paşa, "Yarın Cumhuriyet"i ilan edeceğiz" dedi. Gece boyu, 1921 Anayasası'nda yapılacak değişiklikler için kanun teklifleri hazırlandı.
29 Ekim sabahı, Halk Fırkası toplantısında yaşanan kabine değişikliği krizine çözüm arandı. Bu durum Mustafa Kemal'e Cumhuriyet'i ilan etmek için beklediği fırsatı verdi. Bir saatlik bir hazırlık süresi isteyen Mustafa Kemal Paşa, ardından kürsüye çıkarak yönetim biçiminin Cumhuriyet olması gerektiğini belirtti. "Rejimin değişmesi gerekiyor" dedi ve anayasa değişikliği teklifini sundu. Teklifin tamamı kabul edildikten sonra, akşam saat 20.30'da Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı resmen gerçekleşti.
Cumhuriyet'in ilanının hemen ardından, 158 milletvekilinin oylarıyla Gazi Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Bu tarihi an, 102 yıl önce saatler 20.45'i gösteriyordu.
Cumhuriyet ilan edilirken, Türk halkı hala büyük bir savaştan çıkmış, yokluk ve yoksullukla mücadele ediyordu. Dört yıl süren Cihan Harbi ve beş yıl süren Kurtuluş Savaşı, ülkenin her köşesine büyük zarar vermişti. Neredeyse her aile savaşın izlerini taşıyor, cepheye koşanlardan geriye kalanlar halkın büyük bir kısmını oluşturuyordu.
Ülkede imkansızlıklar iç içeydi. Nüfus yaklaşık 11 milyondu ve büyük çoğunluğu köylerde yaşıyordu. Ortalama yaşam süresi 40 yıldı. Sıtma, frengi, verem gibi hastalıklar yüzbinlerce insanı etkisi altına almış, hastalıkların tedavisi için yeterli sayıda doktor ve ilaç bulunmuyordu. Çoğu köyde içme suyu bile yoktu. 40 binin üzerinde köyde hijyen koşulları son derece kötüydü. Yüzbinlerce insan, hastalıklar yüzünden yaşamını yitiriyordu.
Ülke, sanayiye sahip değildi, fabrikalar yok denecek kadar azdı ve bunlar da yabancı sermayenin elindeydi. Yabancı ülkelerin denetimindeki limanlar ve demir yolları, milli ekonomiyi boğuyordu. Kapitülasyonlar ve dış borçlar da ekonominin en büyük engellerindendi. İğneden ipliğe, buğdaydan pirince her şey yurt dışından alınıyor, borçlar her geçen yıl daha da katlanıyordu.
Eğitim durumu da içler acısıydı. Okuma yazma bilmeyenlerin sayısı fazlaydı, köylerde okula gidebilecek öğrenciler yok denecek kadar azdı. Öğretmen sayısı yetersizdi ve çoğu öğretmen, pedagogik eğitim almamıştı. Liseye kayıtlı sadece 230 kız öğrenci vardı.
Tüm bu zorluklara rağmen Cumhuriyet, bunca yokluk içinde kuruldu. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, yeni bir Türkiye için büyük bir mücadele başlattılar. Cumhuriyet, sadece yönetim şekli değil, aynı zamanda Türk halkının özgürlük, eşitlik ve kalkınma yolunda attığı ilk adımdı.
Bugün 29 Ekim, sadece bir tarih değil; Cumhuriyet'in Türk milletine kazandırdığı bağımsızlık, özgürlük ve modernleşme yolunda atılan adımların simgesidir. Bu tarih, ulusun gücünü ve kararlılığını tüm dünyaya gösteren bir dönüm noktası olarak hafızalarda kalacaktır.