Kadim şehir İstanbul, 572 yıl önce, 29 Mayıs 1453'te, Osmanlı Padişahı II. Mehmet'in (Fatih Sultan Mehmet) komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından fethedildi. Bu zafer, sadece bir şehir kuşatması değil, dünya tarihini derinden etkileyen bir dönüm noktasıydı.
Oxu.Az'ın Anadolu Ajansı'ndan aktardığı bilgilere göre, İstanbul, tarih boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları'na başkentlik yaparak, "İkinci Roma", "Yeni Roma", "Byzantion", "Konstantinopolis" ve "Konstantiniyye" gibi farklı adlarla anıldı. Bu isimler, şehrin kültürel ve dini çeşitliliğini yansıtırken, aynı zamanda tarihsel mirasının zenginliğini de ortaya koyuyor.
Yenikapı kazıları, İstanbul'un tarihinin 8 bin yıl öncesine kadar uzandığını gösterdi. Milattan sonra 4. yüzyılda Roma İmparatoru Büyük Konstantin'in şehri yeni imparatorluğunun başkenti yapması, İstanbul'un tarihindeki önemli dönüm noktalarından biridir. Ayrıca, Hazreti Muhammed'in "İstanbul (Konstantiniyye) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır. Onu fetheden ordu ne güzel ordudur." hadisi, şehri İslam dünyası için fethedilmesi gereken en önemli yerlerden biri haline getirdi.
İstanbul'un Kuşatılma Tarihi
Tarih boyunca birçok ordu tarafından 30 kez kuşatılan İstanbul, tapınaklar, resmi binalar, saraylar, hamamlar ve hipodrom gibi yapılarla donatıldı. Ortodoks Hristiyanların en önemli merkezi haline gelen şehir, 1204'te Haçlı Seferi sırasında Latin istilasına uğradı. Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde de Konstantiniyye'ye büyük seferler düzenlendi. İlk İstanbul kuşatması, Muaviye bin Ebu Süfyan komutasındaki ordu tarafından gerçekleştirildi. Hazreti Muhammed'i Medine'ye hicreti sırasında evinde misafir eden Ebu Eyyüb el-Ensari'nin bu kuşatmaya katılması ve surlar önünde vefat etmesi, 1453'teki fethe kadar uzanan yolda İslam dünyası için büyük bir motivasyon kaynağı oldu.
İstanbul'un Fethine Giden Süreç
Sultan II. Mehmed, tahta geçtiği dönemde İstanbul'un fethi için stratejik hazırlıklara başladı. Anadolu Hisarı'nın karşısına, Tuna Nehri ile Karadeniz'den gelecek yardımı önlemek amacıyla 1452'de Rumeli Hisarı'nı yaptırdı. İstanbul'un yüksek ve kalın surlarını yıkmak amacıyla devrin önemli mühendislerine büyük toplar döktürüldü. Şubat 1453'te dökülen toplar, Sultanın emriyle İstanbul önlerine götürüldü. Karaca Paşa komutasındaki 10 bin kişilik ordu, İstanbul yakınındaki Vize, Silivri ve Ayastefanos kalelerini kuşattı.
Nisan ayına gelindiğinde ise II. Mehmed, eyalet ve sancaklara orduya katılmaları için haber gönderdi ve 5 Nisan 1453'te Osmanlı ordusu, II. Mehmed'in komutasında İstanbul'a hareket etti. Bu süreçte, Akşemseddin, Akbıyık ve Molla Gürani gibi Osmanlı döneminin önemli hocaları da Mehmed'in yanında yer aldı.
Sultan II. Mehmed, Anadolu ve Haliç'i tutarken, Zağanos Paşa Beyoğlu'nu fethetti ve Galata üzerine yürüdü. Aynı gün II. Mehmed, Mahmut Paşa'yı elçi olarak Bizans İmparatoruna gönderdi ancak barış teklifi kabul edilmedi
İstanbul Kuşatmasının Başlatılması
Sultan II. Mehmed, 6 Nisan 1453 tarihinde İstanbul kuşatmasına başladı. Osmanlı ordusu kenti karadan ve denizden kuşatma altına alırken, ordu surlarda gedikler açtı. Bizanslılar bu süreçte surları yenilerken, Türkler'in şehre girişine izin vermedi.
Osmanlı donanmasının Bizans'a yardıma gelen Ceneviz ve Venedik gemilerine engel olamaması, savaşın seyrini değiştirmeye başladı. Haliç ile Karaköy arasına çekilen zincirden dolayı Osmanlı donanmasının Haliç'e girememesi, savaşın yönünü Osmanlı aleyhine çevirdi.
Bu gelişmeler üzerine Sultan II. Mehmed, 21 Nisan'ı 22 Nisan'a bağlayan gece 72 parça kadırganın karadan yürütülerek Haliç'e indirilmesi emrini verdi. Dolmabahçe üzerinden Haliç'e indirilen gemilerle savaşın gidişatı değişmeye başladı. Bir gece içerisinde Haliç'e indirilen donanma, 22 Nisan'da Haliç'ten ateşe başladı. Bizanslılar gördükleri karşısında büyük şaşkınlık yaşarken, donanmanın Haliç'e indirilmesine inanamadı.
İstanbul'un Fethinin Gerçekleşmesi
Sultan Mehmed, 24 Mayıs'ta son büyük saldırıdan önce bir kez daha barış teklifinde bulundu. İsfendiyaroğlu Kasım Bey'i Bizans İmparatoru'na elçi olarak göndererek teslim olmalarını istedi. Ancak bu girişim de sonuçsuz kaldı.
Gemilerin Haliç'e indirilmesiyle Osmanlılar lehine dönen savaşta, II. Mehmed 29 Mayıs sabahı son taarruz emrini verdi. Günün ilk ışıklarıyla başlayan genel saldırı, surların aşılmasıyla sonuçlandı. Aynı gün, Osmanlı askerleri şehre girdi ve İstanbul, Fatih Sultan Mehmed'in liderliğinde Osmanlı Devleti tarafından fethedildi.
Fetihle birlikte Hazreti Peygamber'in müjdesine mazhar olan II. Mehmed, "Fatih" unvanını aldı. Komutan, şehri büyük bir hoşgörüyle teslim aldı ve askerlerine yağma izni vermedi. Fethin sembolü olarak Ayasofya, camiye dönüştürüldü.
Bir Çağın Kapanışı, Yeni Bir Dönemin Başlangıcı
İstanbul'un fethi sadece bir kentin ele geçirilmesi değil, aynı zamanda dünya tarihinde bir kırılma anıydı. Tarihçi Zafer Bilgi'nin yaptığı değerlendirmeye göre, II. Mehmed bu fethe "var olmak ya da yok olmak" perspektifiyle yaklaştı. Bu nedenle fetihe giden yolda olağanüstü strateji ve kararlılık sergilendi.
Osmanlı ordusu, dönemin çok ötesinde askeri teknikler kullandı. Gemilerin karadan yürütülmesi, tekerlekli kuşatma kuleleri, lağımcı birlikleriyle surların altından geçilmesi ve Rumeli Hisarı'nın stratejik inşası gibi unsurlar fethin başarıya ulaşmasında etkili oldu.
Tarihi kırılma noktalarından biri olarak görülen bu zaferle birlikte Avrupa'da Doğu'nun üstünlüğü konuşulmaya başlandı. Bu durum, Avrupa'nın içine dönüp kendini sorgulamasını sağladı ve Rönesans ile Reform hareketlerine zemin hazırladı.
İstanbul, Dünya Şehri Olma Yolunda
Fetihten sonra İstanbul"un dini, kültürel ve sosyal yapısı hızlı şekilde gelişmeye başladı. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'u yalnızca başkent değil, aynı zamanda dünyanın en önemli kültürel ve bilim merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçladı.
Tarihçi Bilgi, Fatih'in bu vizyonuyla Osmanlı Devleti'ni evrensel imparatorluğa dönüştürdüğünü ve İstanbul'un fethiyle birlikte Osmanlı'nın imparatorluk hüviyetine kavuştuğunu belirtti. Ayrıca İstanbul'un bu coğrafyada kurulan en büyük ve etkili devletin başkenti olmasının, bugüne de ilham kaynağı olduğunu vurguladı.