78 kişinin hayatını kaybettiği Grand Kartal Otel yangınına ilişkin davada yedinci duruşma günü, müştekilerin acı dolu ifadeleriyle devam etti.
Oxu.Az'ın Türkiye Gazetesi'nden aktardığı habere göre, eşi ve kızını felakette kaybeden Rıfat Doğan, yaşadığı travmanın etkisiyle kansere yakalandığını mahkeme salonunda gözyaşları içinde açıkladı. Doğan, "Bu bir katliamdır ve sadece 78 kişiyle sınırlı kalmadı. O günden bugüne dayanamayarak ölen üç baba daha oldu" sözleriyle salondaki herkesi derinden etkiledi.
"Kokladım ama o is kokusu onlara hiç yakışmamıştı"
Yaşadıklarını anlatırken sık sık duygulanan Doğan, eşi ve kızına nasıl ulaştığını şu sözlerle paylaştı:
"Akşama kadar otelde onları aradım. Önce kızımı buldum, beden bütünlüğü yerindeydi. Son kez kokladım. Birkaç saat sonra da eşimi buldum. Onları toprağa koyduk ama o is kokusunu unutamıyorum. Sabah akşam o kokuyu hatırlamak için ayakkabılarını kokluyorum. Ayakları üşümesin diye fırında ısıtıp giydirirdim. Soyumuzu kuruttular."
"Sadece unvanlarını değil, sorumluluklarını da hatırlasınlar"
Doğan, yangın günü telefonla uyarı yapılmadığını, otel yöneticilerinin de sorumluluktan kaçtığını ifade ederek şunları söyledi:
"20 Ocak'a kadar Grand Kartal ismini her yerde kullandılar. 21 Ocak'tan sonra hepsi bir anda yetkisiz hale geldi. Bu yangında liyakatsiz kadrolar etkiliydi. Eğer o gün telefonla bir uyarı yapılsaydı, eşim bulunduğu katta birçok kişiyi kurtarabilirdi."
"Bu dava bizim için sadece bir adalet arayışı değil, bir ömür meselesidir"
Acıdan dolayı kanser olduğunu söyleyen Doğan, "İki aydır hastalığa karşı savaşıyorum. Bu sadece bir yangın değil, hayatlarımızı sarsan büyük bir ihmaller zinciri. Bu dava hayatımın sonuna kadar sürecek. Çıkacak karar emsal olacak. Adalet yerini bulana kadar peşini bırakmayacağız" dedi.
Ayrıca Doğan, duruşma sırasında kendilerini tehdit ettiğini öne sürdüğü Bekir Hacıbekiroğlu hakkında tutanaklara şerh düşülmesini talep ederek, "Başımıza bir şey gelirse sorumlusu odur" ifadelerini kullandı.
Bolu Kartalkaya'da 78 kişinin hayatını kaybettiği otel yangınına ilişkin davanın ilk duruşmasında 7'inci celse başladı.
Oxu.Az'ın Anadolu Ajansı'ndan aktardığı habere göre, Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'nde 78 kişinin hayatını kaybettiği, 133 kişinin yaralandığı Grand Kartal Otel yangınına ilişkin, aralarında otelin sahibi ve belediye yetkililerinin de bulunduğu 19'u tutuklu 32 sanığın yargılandığı davanın duruşması yedinci gününde sürüyor.
Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Bolu Sosyal Bilimler Lisesi'nin spor salonunda özel olarak oluşturulan alanda görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, yangında yaralananlar ile hayatını kaybedenlerin aileleri, sanık yakınları ve taraf avukatları katıldı.
Salonun içi ve çevresinde kolluk kuvvetlerince geniş güvenlik önlemi alındı, yerleşke etrafındaki cadde ve sokaklar trafiğe kapatıldı.
Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alınan duruşmada müştekilerin beyanları dinleniliyor.
"OTEL YÖNETİMİ OTELDEN ÇIKARKEN YAN ODASINDAKİLERİ BİLE UYANDIRMAMIŞTIR"
Yangında 15 yaşındaki oğlu Eren Bağcı'yı kaybeden Gözde Ezgi Çilingir Bağcı, "Eren'i vicdansız ve katil insanların yanında konuşmayacağını" belirterek, bu kadar kötü insanların arasında temiz kalmayı başardıkları için kendilerini şanslı hissettiklerini ifade etti.
Otel çalışanları yangını fark ettiğinde insanları uyarabileceğini, bu sayede de bazı hayatların kurtarılabileceğini söyleyen Bağcı, sevgisizliğin insan hayatını önemsememek anlamına da geldiğini kaydetti.
Bağcı, olay günü "tabut otel" olarak nitelendirdiği işletmede 78 insanın hayatını kaybettiğini anımsatarak, "Otel yönetimi otelden çıkarken, yan odasındakileri bile uyandırmamıştır. Bu nasıl bir caniliktir anlamak mümkün değil. Burada dinlediklerimiz, acılarımızla dalga geçmektir. Sanık ifadelerinden anladığımız, Kartal Otel Turizm Ticaret Sanayi AŞ'ye ait çatı kuruluşu var. Bu şirketin diğerleriyle ortaklığı var. Burada otel sahipleri diğer otelle kavgalı olduklarını söyleseler de pek çok karar ortak alınmak zorunda." ifadesini kullandı.
Bağcı, ticaret sicilleriyle ilgili çıkan 2 kararı ve medyaya yansıyan bazı haberleri mahkeme heyetine sundu.
Bilirkişi raporundaki siren sistemine ilişkin bilgilere atıf yapan Bağcı, "Bu otelde 30-40 sene boyunca hiçbir siren çalmamıştır. Buradaki elektrikçiler söylesin, raporda '10. katta butonu söktük o da sireni çaldıracak durumda değildi.' deniyor. Tiz bir sesi siren sesi diye anlatıyorlar. 30-40 yıldır oteldeki sirenler çalmamıştır çünkü kablosu yoktur. Yangın alarm paneli kayıptır. Varsa lütfen bilgi verin. Bulunsa bile çalışmadığı bellidir, kablo çekili olmadığı bellidir." diye konuştu.
Bağcı, görevini yapmayan kamu kurumlarının da yaşanan bu acının sebebi olduğunu aktararak, sanıkları kastederek "bu katillerin" en ağır şekilde cezalandırılacağına inandığını dile getirdi.
"SANIKLARIN TİYATROSUNU İZLİYORUZ"
Baba Rıza Eray Bağcı ise hayatını kaybeden tüm canlar için adalet aradıklarını ifade ederek, 7 gündür burada "sanıkların tiyatrosunu" izlediklerini ifade etti.
Eren'in ahlaklı, sevgi dolu ve iyi bir çocuk olduğunu dile getiren Bağcı, Eren'in sanıkların sahip olmadığı tüm ahlaka, sevgiye ve güzelliğe sahip olduğunu anlattı.
Yangında 36 çocuğun hayatını kaybettiğini anımsatan Bağcı, şöyle devam etti:
"(Sanıklara dönerek) Siz katil değil aynı zamanda vatan hainisiniz, çünkü bu ülkenin geleceğini çaldınız. Eren 15, Ömür 18 yaşındaydı. Sanıklar 'Bilmiyorum, hatırlamıyorum, kağıt üzerinde.' diyor. Herkesi diğerini suçluyor. Sonunda canlarını yitiren bizler, sanırım suçlu olarak ilan edileceğiz. Burada organize kötülüğün karşısında sanıklar çocuklarından ayrı kalmışlar, incinmişler, cezaevinde sıkılıyorlarmış, karıncayı bile incitmezlermiş, 2,5 aydır uyuyamıyorlarmış ki 2,5 ay iddianame hazırlandıktan sonraki süre. Demek ki ondan öne uyuyabiliyorlarmış. Bu ifadeleri verenleri kendi vicdansızlıklarıyla baş başa bırakıyorum."
Bağcı, silinmiş kamera kayıtlarından bahsedildiğini, 21 Ocak'tan sonra şirket banka hesaplarının boşaltıldığını öne sürdü.
Gözde Ezgi Çilingir Bağcı ve Rıza Eray Bağcı, davaya katılma taleplerinin devam ettiğini aktararak, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.
Müşteki avukatlarının beyanlarıyla duruşma sürüyor.
Bolu Kartalkaya'da 78 kişinin hayatını kaybettiği otel yangınına ilişkin davanın ilk duruşmasında 7'nci celse bugün görülecek.
Oxu.Az'ın Haber Global'dan aktardığı habere göre, Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'nde 21 Ocak sabaha karşı çıkan ve 78 kişinin hayatını kaybettiği, 133 kişinin yaralandığı Grand Kartal Otel yangınına ilişkin 19'u tutuklu 32 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasında 6'ncı celse gece yarısı tamamlandı.
Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Bolu Sosyal Bilimler Lisesinin spor salonunda özel olarak oluşturulan salonda görülen duruşmada, müşteki beyanları alındı.
Celse sonunda mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklar Mudurnu Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yetkilileri İbrahim Polat ile İsmail Karagöz, FQC Global Sertifikasyon Anonim Şirketi yetkilisi Ali Ağaoğlu, resepsiyon görevlisi Yiğithan Burak Çetin için ev hapsi şartını içeren adli kontrol hükümleri uygulanmasına karar verdi.
Heyet itfaiye eri İrfan Acar hakkında ise "konutu terk etmeme" şeklinde adli kontrol kararının uzatılmasına hükmetti.
Duruşma bugün 7'nci celseyle devam edecek.
6'ıncı celsenin son bölümünde yangında otel bünyesinde kiralanan "White Fox" isimli kafede çalışan kızları Esra Nazik'i kaybeden Süleyman ve Şerife Nazik çiftine söz verildi.
Şerife Nazik çocuğunu okutabilmek için soğukta çalıştığını, eğitimi dolayısıyla 8 yıl ayrı kaldığını belirtip şöyle konuştu: "Bu aç gözlüler yüzünden çocuğum öldü. Ne olurdu herkes işini tam yapsaydı. Benim çocuğumu kim geri verecek? Hayallerim vardı, çocuğumu evlendirecektim, torunlarım olacaktı. Sizin aç gözlülüğünüz yüzünden toprağın altında. Hayallerimizi söndürdünüz."
"HAYALLERİ VARDI"
Kendi kendine 6 aydır "Kızım yaşıyor mu?" diye sorduğunu belirten Süleyman Nazik, "Defalarca olmayan kızımın telefonunu çaldırdım. 21 Ocak sabahından itibaren elimde hiçbir şey kalmadı." diye belirtti.
Nazik, kızının Akdeniz Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü'nden mezun olduğunu aktararak, şunları söyledi: "Daha önce birlikte çalıştığı arkadaşları çağırdığı için gelmişti. Burada oturan tüm sanıklardan davacıyım. Hiçbir şey kızımı getirmeyecek biliyorum ama uzaktan yakından alakası olan herkesin en ağır cezayı almasını istiyorum. Çocuğumun hayalleri vardı, yurt dışına gidecekti. Bizim onunla ilgili hayallerimiz vardı. Hepsini bitirdiler. 78 kişinin hayallerini bitirdiler."
GENEL MÜDÜR KAÇARKEN KAPILARI ÇALMAMIŞ
Duruşmada bir müşteki avukatının talebi üzerine tutuklu sanık otel sahibi Halit Ergül'ün damadı ve otelin genel müdürü Emir Aras ile Adnan Karadayı'nın odalarının bulunduğu 7. katta bulunan güvenlik kamera kayıtları izlendi.
Kayıtlarda, Aras'ın odasından çıkarak koridorun sonuna kadar gittikten sonra odasına geri döndüğü, eşi Elif Aras'ın da kapıdan koridora baktığı, bir süre sonra Emir ve Elif Aras ile çocuklarının hızlı şekilde odadan çıkarak koridordan merdivenlere koştuğu görüldü.
Kayıtlara göre, Emir ve Elif Aras'ın kaçarken hiçbir odanın kapısını çalmaması ve kimseyi uyandırmaya çalışmaması, müştekiler ile müşteki avukatlarının tepkisine neden oldu.